Sanatçı Gani Pekşen: Zorunlu din dersiyle anayasal suç işleniyor-VİDEO

Sanatçı Gani Pekşen, Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesini ve zorunlu din dersinin hala devam etmesini PİRHA’ya değerlendirdi. Pekşen, “Din dersleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına rağmen zorunlu olarak şu an devam ediyor. Mevcut din anlayışının hakim olduğu bir eğitim sunulmakta ve bizler de bunun içinde boğulmaktayız. Aslında anayasal suç işleniyor” dedi.

Zorunlu din derslerinin kaldırılması için yıllardır mücadele eden Aleviler, AİHM kararlarını uygulanmasını bekliyor.

Eşit yurttaşlık haklarının sağlanmamasından kaynaklanan bazı sorunların ortaya çıktığını ve bunlardan bir tanesinin de zorunlu din dersi olduğunu söyleyen Sanatçı Gani Pekşen, “Anayasada belirtilmiştir herkes düşüncesinde ve inancında hürdür buna rağmen bizler kendi inancımızı bu ülkede özgür bir şekilde yaşayamamaktayız” dedi.

“İbadet yerimiz (Cemevi) yasal olarak tanınmamakta, bizler ise bunları kendi koşullarımız, kendi ekonomik durumlarımız çerçevesi içerisinde, birlikte oluşturduğumuz örgütler çerçevesinde yaşatmaya çalışmaktayız. Hâlbuki inançlar nasıl özgürse inanç merkezleri de özgür olmalıdır” diyen Pekşen şöyle devam etti:

“Anayasa ve kanunların özellikle evrensel ilke ve kurallarına göre uygulanması gerektiğini belirttik. Buna rağmen bizler tabi ki bulunduğumuz coğrafya içerisinde maalesef bu özgürlüğümüzü yaşayamamaktayız. Başka bir inancın zoraki yaptırımlarında olduğu gibi biz kendi inancımızı istediğimiz şekilde yaşayamamaktayız ve aslında tabi ki demokratik bir düzende inançlar elbette özgürdür ama asla ve asla bir inanç başka bir inancın üzerinde egemenliğini oluşturmamalıdır. Zorunlu din dersi mücadelesi yıllardır verilmesine rağmen anayasal suç işlenmekte. Buna rağmen yine de baskın olan o anlayış, zorunlu olarak kendi inanç biçimlerini uygulatmakta ve aslında çocuklarımız da o inancın etkisinde bir anlamda yozlaştırılmakta. Bir anlamda çocuklar kendi kültürlerinden koparılmaktadır. Bu anayasal bir suçtur. Bizler kendi inanç biçimlerimizi bu ülkede rahatlıkla yaşayamıyoruz.”

“İBADETHANELER DEVLETTEN DESTEK ALMAMALI””

Alevilerin ibadetlerini  özgürce yapamadığını, baskın olan inançlara bir takım haklar verildiğini hatırlatan Pekşen, “Öyle bir hale getiriliyoruz ki bizler Diyanetten veya devletten bazı olanaklar talep etmeye başlıyoruz. Oysa inançlar özgür olmalıdır, ibadethaneler de devletten destek almamalıdır, tam tersine o inancı yaşatan insanlar tarafından ihtiyaçlar karşılanmalıdır. Bundan dolayı da biz kendi ibadethanelerimizde, bu ve buna benzer olanakları kendimiz karşılamamamıza rağmen bulunduğumuz şu anki kentlerde büyükşehirlerin (belediyelerin) yapmış olduğu bazı binalarda ya da kurumlarımızın kendilerinin yapmış oldukları bazı binalarda bu ihtiyaçlarımızı gidermeye çalışıyoruz ancak yeterli imkanlara sahip olamadığımızdan dolayı gerek insanlarımızla iletişim konusunda, gerekse bürokratik iletişim koşulları çerçevesinde bazı sorunlar yaşıyoruz” diye konuştu.

“HERKES İNANÇ, DİL, DİN VE SİYASİ DÜŞÜNCE OLARAK ÖZGÜR OLMALI”

Pekşen, Anayasa ve kanunlar nezdinde bütün insanların eşit olduğunu ancak pratikte eşit olmadığını belirterek, bunun suç olduğunu vurguladı.Anayasa ve kanunların, evrensel kanunların mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Pekşen, “Herkesin inanç, dil, din ve siyasi düşünce olarak özgür olmasını düşünmekteyim. Yüzlerce yıl bu topraklarda yaşamamıza rağmen, bu topraklarda vergilerimiz alınmasına rağmen bizler anayasa ve kanunların nezdinde maalesef eşit yurttaşlık haklarından yararlanamıyoruz. Özellikle din dersleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına rağmen zorunlu olarak şu an devam ediyor. Mevcut din anlayışının hakim olduğu bir eğitim sunulmakta ve bizler de bunun içinde boğulmaktayız” dedi.

“KENDİ İNANCIMIZI YAVAŞ YAVAŞ KAYBETMEYE BAŞLADIK”

“Devletin özellikle bazı bölgelerde cemevlerindeki dedelerle kurmuş olduğu ilişkilerden dolayı yavaş yavaş kendi öz değerlerimiz yok edilmekte, başka değerler bize enjekte edilmeye çalışılmaktadır” diyen Sanatçı Gani Pekşen şunları kaydetti:

“Bu konuda bizlerin uyanık olup  daha diri ve bir olmamız gerekiyor. Her geçen süre içerisinde bizim kendi inancımız yavaş yavaş asimile edilmekte ve kendi değerlerimiz yok edilmektedir. Bu yüzdende mücadele bırakılmamalı.”

PİRHA/DERSİM