Kirleniyoruz…

    0
    201

    BÜLENT ALDEDE

    Hızla kirleniyoruz!

    Hızla çirkinleşiyoruz!

    Ve görgüsüzlüğümüz paçalarımızdan akıyor!

    Eskiden görgüsüzlüğümüzü sadece yakın çevremiz bilirdi!

    Şimdi internetten dünya aleme duyurmakta hiç zaman kaybetmiyoruz!

    “An itibariye zıkkımlanıyoruz” mesela!

    Hani “An itibariyle zıkkımlanıyoruz”la kalsa, hadi neyse diyeceğiz ya…  görgüsüzlük ve aç gözlülük ve bunu dünyaya duyurmakta acele ettiğimiz için devamı gecikmeden geliyor!

    Hayır bugün yediklerini internette duyurmakta acele eden, fazla geç kalmaz, çok yakın bir tarihte çıkardıklarını da duyurur illaki!
    Biz aslında bu değildik. Vardı elbette böyle olanlarımız,  onlar da yerilirdi bu davranışlarından dolayı.

    Şimdi ise herkes malesef çirkinleşmede birbiriyle yarış yapmakta! Samimiyet, dürüstlük, toplumcu duruş dediğin sıra, kimsenin işine gelmiyor!

    Ama dillerde hep güzel olan değerler; alevilik, solculuk, toplumculuk dillerde sakız!

    Ama içini doldurmaya sıra gelince meydanda kimse yok!

    Peki ne oluyor bu durumda? Yozlaştırılıyor ve de kirletiliyor bu değerlerimiz!

    Yazık oluyor bize!

    Yazık oluyor geleceğimize!

    Cehaletimiz paçalarımızdan akıyor!

    Bu yüzden aslında bu görgüsüzlük… bu hızla kirlenme!

    Cehalet dediğimiz insan denen sonsuz deryaya dair bilgi eksikliği, insan olmaya dair yaşanan cehalettir!

    Yoksa herkes günümüzde, mesela doktor olmak için tıp bilgisine, hukukçu olmak için hukuk bilgisine vb. sahip olmak zorundadır! Ama insan okuyan kaç kişi var!

    Bu yüzden bu kadar ukalayız!

    Bu yüzden sadece konuşuyor karşıyı dinlemiyoruz!

    Bu yüzden bize bin tane de delil gösterilse kendi yalanımızda israr ediyoruz.

    Bu yüzden bütün değerler dillerde sakız!

    Mesela bu yüzden bir insana iğne ucu kadar faydası bile olamayan tipler sıkıştılar mı “ben hümanistim! Muhammed Ali’yle işim olmaz” diyerek inancına, sana ait olan tüm değerlere saygısızlık yaparlar!

    Hayır yani, sanki sen demişsin ki ille de gel alevi ol diye!

    Bu kirlenme, bu görgüsüzlük ve bu bencillikle bu millet nereye varır, nasıl bir sonuca ulaşır, düşündükçe bende ortaya çıkan tek duygu şu oluyor:  Müthiş bir üzüntü!

    Çünkü gidişat, sonucun hiç iyi olmayacağının ispatı!

    Seyit Nesimi’nin bir Nefesi var! Son dörtlüğü İnsan olanın ne acılar çekeceğini anlatıyor aslında:

    Ela gözlü dost elinden
    Didelerim kan ağladı
    Yalınız ben ağlamadım
    Cesetimde kan ağladı

    Dividim aldım elime
    Pir ismini yazmak için
    Yandı tutuştu kağıdım
    Kalemimde kan ağladı

    Gök gürledi yer titredi
    Mahi taban hep oynadı
    Ay yüzünü şöle verdi
    Gökteki güneş ağladı

    Kemend attılar boynuma
    Beni de çektiler dara
    Gökten yüzbin melayike
    Yerdeki insan ağladı

    Ey Nesimi can Nesimi
    Bu dünya fanidir fani
    Yetsin dedim yetemedi
    Çok bilenler çok ağladı

    16 Ağustos 2015

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here