12 Kasım Eyleminin Dersleri

0
166

A.MAHİR OFCAN

Almanya’nın Köln Şehrinde önemli bir eyleme tanıklık ettik. AABF’nin çağrısını yaptığı, yanısıra geniş bir demokrasi yelpazesinin de birebir desteklediği eylemde onbinlerce aktivist biraraya geldi. Almanyanın her köşesinden ve yakın ülkelerden insanlar otobüslerle Köln’e aktı.

Uygunsuz fiziksel koşullar içinde, ince uzun bir alana sıkışarak yayılan kitlelerin öndekilerinin arkadan, arkadakilerinin de önden pek haberi olamadığı bir mitingti. Gerekçesini yüreğinde taşıyan, öyle fazla söze hacet duymayan binlerin bir olgunlukla alanda birlikte olmaya asıl önemi verdikleri belliydi. Gerisi biraz teferruattı.

Onbinlerce insanın içinden belki en fazla birkaç yüz kişinin şahit olduğu bir rahatsızlığı eylem sonrasında internete taşıyan, birbirini suçlayan açıklamalar ve paylaşımlarda bulunulması, bu dev mitinge gölge düşürmeye teşnedir. Eminim ki, zaten halkların birliği ve zulme karşı ortak duruşun bir fotoğrafı olarak önemsediğimiz Köln eylemini küçük düşürmek isteyenler, niyetleri ve hasletleri fakir olanlardır.

Elbette ki, bagajları birbirinden farklı olan kesimlerin bu genişlikte bir eylemi birlikte sahneye koymasının açmazları vardır. Bu farklı mücadele tarzlarına, farklı söylem ve yöntemlere tekabül edebilecek bir potansiyeli içinde barındırır. Ne ki sorun yine de, bu sınırlar içinde değerlendirebileceğimiz bir konu olmaktan öte boyutlar taşımaktadır.

Toptancı bir dille, bir inanç ya da kültür kesimini aynı kefeye koyma şansımız ve hakkımız yoktur. Herbirinden beklentimiz de aynı minvalde olmayabilir. Aynı atla hem tırıs, hem rahvan hem de yarış adımlarıyla koşmak olanaksızdır. Bu yüzden pratikte zaten 40 yıldır cansiperane mücadele veren özgürlük yürüyüşünün süvarilerini gemleyip, artistik alanlara hapsetmek, bir yaradılış çelişkisi olur. Bu ama, farklı yürüyüş tarzına sahip olanları, yarışa sokmayı da anlamsız kılıyor.

Alevi toplumunun inançsal ezilmişliği, yakılıp yıkılması, asimile edilmesi, cemevlerinden yoksun bırakılması, Sünni İslam karşısında hep kafir görülmesi, türlü iftiralarla lekelenmeye çalışılması karşısında dişe dokunur bir tepkiyi hiç bir zaman gösteremediği bir gerçektir.

Pasif direnmeyle sınırlı, düşmana lanet okuyan ilençlerle bugüne gelen Aleviler, yazıktır ki, kendilerine layık görülen bu kimliksizliği, şiddet karşıtlığı saikleriyle yıllardır yutmakta, sineye çekmektedir. Bir askeri garnizonun seyri altında, Sivas’ta saatler süren bir kuşatmayla ve ellerinde benzin bidonlarıyla Madımak’ı eteşe veren yobazlara susan hayasız devlet, hiç affedilebilir, hiç unutulabilir mi?

Kendilerine reva görülen bu kıyım ve kıyamın yanıtını hiçbir zaman veremeyen Alevilerin, bir özgürlük mücadelesi içinde, onbinlerce evladını yitiren Kürt Halkına empati yapabilmesini beklemek kadar doğal ne olabilir!? Mazlumun yanında olmak, bu felsefenin temel motifi olması gerekirken, Kürt Özgürlük mücadelesini sahiplenme noktasında, Türk Devletinin hep bilinen ezberlerinden, olmadı M.Kemal tapınçlığı yüzünden Cumhuriyet rejiminin 100 yıllık inkarından yakasını bir türlü kurtaramamış olmaları manidardır.

Bu tarihsel saptamadan sonra ama denebilir ki, Alevilerin azımsanmayacak bir bölümü, ülkenin bir Faşizm cenderine girmekte olduğu gerçeğinin ayırdına vararak, Özgürlük ve Barış talepleriyle, birçok kültür ve inanç kesiminin HDP ekseninde biraraya gelip, demokratik bir cumhuriyet şiarıyla buluşmasına ilgi göstermeye başlamıştır. Keza Avrupa Federasyonunun genel başkanlığını yapmış bir figür, Alevilere çizilen sınırları aşıp, 7 Haziran’da meclise girerek, Alevilere önemli bir adresin yolunu göstermiştir.

Seçimler sürecinde, HDP’yi oluşturan dinamiklerle Alevi gerçekliği, bir buluşma pratiğine girmişlerdir. Uzun yıllar birbirlerine, çeşitli angajman farklılıkları nedeniyle pek yabancı sayılan bu kesimlerin kaynaşıp, ortak bir havuza akmasını ummak, beklemek, kısa bir zaman için olası değil. Birlikte öğrenmek, hiç kuşkusuz en doğrusu olacak.

Alevilerin potansiyel olarak, ülkenin kurucu partisiyle yaşadığı izdivaç, hayatı saran yeni gerçeklikler karşısında, CHP’nin bu süreçte gösterdiği yüreksizlik ve devletle işbirliğine yanaşması ve siyasal kodlarının ezelden bağlı olması sebebiyle, giderek çöken bir geleceği işaret ediyor. Emekçi Alevilerin demokrasi seçeneği artık giderek ete kemiğe bürünüyor, tekçi, inkar ve imhacı bir devlet etme pratiğine karşı, ortak bir demokratik cumhuriyet fikri giderek güç kazanıyor.

Mücadele deney ve tecrübelerimiz farklı. Tarzımız farklı. Pratiğimiz farklı. Bütün bu gerçeklikten nasıl ortak bir gelecek kavgası seçeneği çıkartacağız? Buna muhtacız ve mahkümuz. Ülke elindeki az miktarda demokrasi tecrübesini bir çırpıda horoza yükledi. Bir parça yürüdüğünü varsaydığımız güçler ayırım ilkesi, bağımsız yargı, anayasal bütün kurumlar bir 15 Temmuz senaryosu karşısında, tuzla buz oldu. Parlamento bir günde, ulu hakanın tahrirar katipliği derekesine düşürüldü. İslamcı ve Türkçü bir faşizm tüm hışmıyla saldırıya geçti.

İçinde bulunduğumuz bu süreç, sıradan demokrat tavrı olan herkesi ortak bir cephede buluşmaya zorluyor. Alevilerin buna ihtiyacı daha vurucu ve derin sebeplere dayanıyor. Bu yüzden bir hayat memat meselesine gebe olan bu gidişin tersine çevrilmesi, bir demokratik sisteme ülkenin dönmesi için, herkes elini taşın altına koymalıdır. Barış ve özgürlük idelerinin hayatımıza eşlik etmesi gibi zaruretler, Alevileri daha yürekten kavraması gereken hasletler olmalıdır. Öyledir de.

Özgürlük savaşçılarının, Alevilerin rozetlerine, bayraklarına, ritüellerine takılmak gibi bir lüksü yoktur. Aynı şekilde bir halkın kendi kahramanlarının posterlerini taşıma, yükseğe kaldırma haklarına da Alevilerin rezerv koyma hakkı hiç olamaz. Kendi gerçekliğinden kaynaklı farklılıklarımız, farklı bagajlarımız, saflarımızda, yeni biraraya gelmişken, tekrar kutuplaşmaya, yaratılmış birliktelikleri berhava etmeye yarayacak gereksiz eleştirilere cevaz vermemelidir.

Hele hele düzenin elini güçlendirecek, devletin ezeli ezberlerine katkı sunacak, yürekleri çaşıt çarşısına dönüşmüş satılık kalemlerin yazılarına konu olmaya yarayacak anlamsız eleştirilerden, herkes uzak durmalıdır. Vicdanı olan herkes bu itidali göstermelidir.

Sınavdayız unutulmasın!

avrupaforum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here