Aleviler ve ortak direniş hattı

1
227

BAKİ GÜL

AKP ve Tayyip Erdoğan’ın örgütlediği faşist blokun hedefinde Kürtler, Aleviler, akademisyenler, gazeteciler, farklı inanç çevreleri, kadınlar, öğrenciler, emekçiler ve demokratlar var. AKP ve Erdoğan faşist diktatörlüğünün en tehlikeli yanı mezhepçi, tekçi zihniyete sahip olmasıdır. AKP’nin saldırı dalgasının hedefinde ise öncelikler var. Kürtleri merkeze alan AKP faşist diktatörlüğü Alevileri ve diğer demokrasi dinamiklerini tamamen susturmayı ve soykırım politikaları ile yok etmeyi kendine amaç edinmiştir.

Peki bütün demokrasi dinamikleri bunun farkın da mı? Sözkonusu demokrasi güçlerinin hemen hepsi bu tehlikenin farkında. Ancak mücadele yöntemleri ve mücadelenin aciliyeti konusunda ise farklı tutum ve davranışlar var. Ve bu da AKP faşizminin ömrünün daha da uzatılmasını sağlıyor. Daha somuta gelirsek, AKP’yi faşist ve diktatörlük olarak tanımlayan çevreler AKP’ye “gülümseyerek, sessiz kalarak” faşizmi yıkamayacağının farkında değil. AKP faşizminin saldırılarını tırmandıracağını öngören Kürt Özgürlük Hareketi, direniş kararını aldı ve dağda, kentlerde, sürgünde, zindanda bu kararını uygulamaya soktu. Büyük bedeller de ödedi. Ancak Türkiye’deki demokrasi dinamikleri geçmişteki alışkanlıkları, Türk devletinin özel savaş politikalarının etkilerini üzerlerinden atamıyor.

Yani AKP ve Türk devletinin faşist uygulamalarına karşı direniş mücadelesini zayıflatan tutum ve davranışlar kendisini gösterdikçe, AKP faşizmi nefes alarak ömrünü uzatıyor. Ve bu da tehlikeyi artırıyor. Ve üzerlerinde en büyük tehlike olan toplumsal kesim ise Aleviler. Kürdistan Özgürlük Hareketi yıllardır bu tehlikeye dikkat çekiyor ve Alevilerin örgütlenmesi, kendilerini savunması siyasette kendi temsillerini doğrudan sağlayacak bir düzeye gelmesini istiyor. Bunun için büyük çaba harcıyor, emek veriyor. Kürt Alevilerde böyle bir duyarlılık ortaya çıksa da CHP zihniyeti, devletçi yaklaşımlar ve sekter sol alışkanlıkların kendisini yaşattığı ortamlarda Aleviler büyük bir tehlike içine çekilmektedir. Türkiye’de CHP’nin Sivas, Malatya, Tokat, Erzincan, Çorum vb alanlardaki Aleviler üzerinde etkili olmak istemesi Alevilere AKP ve DAİŞ faşizminin hedefi haline getirmektedir. Bu anlayışın uzantısı kendisini Avrupa’daki bazı Alevi örgütlenmeleri üzerinde de göstermektedir. Bu anlayış yanlış ve tehlikelidir. Çünkü Alevileri katliamcı, soykırımcı diktatörlük yapılarına hedef haline getirmekte ve yalnızlaştırmaktadır. Bu anlayışın sahipleri Alevileri, Kürt Özgürlük Hareketi ile ortak hareket etmesini engellemek istemekte, araya mesafe koyarak Alevileri CHP üzerinden AKP’nin yedeğine, DAİŞ’in de hedefi haline getirmektedir.

Oysa Alevilerin yapması gereken, hem doğası hem de siyasal karakteri gereği AKP faşizmine karşı blok içinde örgütlenmesidir. Aksi taktirde, Aleviler Dersim 38, Koçgiri, Maraş, Sivas, Gazi gibi katliamları gündelik olarak yaşamak zorunda kalırlar. Çünkü AKP faşizmi, MHP ve CHP’yi kendisine yedekleyerek Türkçü, Sünni mezhepçi politikalarını kurumsallaştırmak istemektedir. Yani eğer Aleviler, Alevi düşmanı olan DAİŞ ve AKP faşizmine karşı direnişi sürdüren Kürt Özgürlük Hareketine karşı mesafeli, ön yargılı olurlarsa kendilerini açık hedef haline getireceklerdir. Ve ne CHP ne de başka bir yapılanma Alevileri koruyamayacaktır. Bu nedenle Alevilerin; özellikle Avrupa’daki Alevi örgütlenmelerin AKP’nin özel savaş politikalarına, psikolojik savaşına ya da Alevileri kendilerine angaje etmek isteyen Avrupa ülkelerine güvenmemesi gerekiyor. Aleviler önce kendi öz örgütlülüğüne kavuşmalı, kendi savunma mekanizmalarını kurmalı ve demokratik ya da radikal direniş zeminlerinde doğru güçlerle birlikte hareket etmelidir. Aksi takdirde Aleviler kendilerini soykırımcı politikalarının kurbanı olarak görmek durumunda kalırlar.

Avrupa’daki Osmanlı Ocakları, DAİŞ ve EL Nusra çetelerinin Türk devletinin desteği ile örgütlendirildiğini artık bütün dünya alem biliyor. Öyle Türk devletinin yasalarına ya da Alman devletinin hassasiyetlerine göre direnişin sembolü olan bayrak ve posterleri öteleyerek AKP ve DAİŞ faşizmine karşı mücadele edilmez. Aksine o bayrakları ortaklaştırarak, direnişi büyüterek faşizme karşı mücadele edildiğini herkes iyi bilmelidir.

Devletin tekçi ve ırkçı fideliğinde yeşerip kök salan AKP, CHP, MHP vb anlayışların Aleviliğin temel “yol” felsefesine ait olmadığını da iyi bilmek gerekir. Eğer Kerbela direnişi, Pir Sultan, Seyit Rızaların izinden gidilecekse bunun yol ve erkanı bellidir. AKP ve CHP de bu yolda değildir. Onlar Yavuz Selim’in, Kuyucu Murat Paşaların yolundadırlar. Bunun Aleviler tarafından iyi bilinmesi gerekir. Çünkü, yol mazlumların ortak direniş hattındaki yoldur. Bu da Botan’dan Koçgiri’ye, Dersim’den Tokat’a, Şengal’den Köln’e uzanan bir direniş hattıdır.

özgür politika

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here