Der Spiegel: İyi ki Steinmeier gibi insanlar var

0
145

Der Spiegel dergisi internet portalında eski Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in Almanya’nın yeni cumhurbaşkanı seçilmesini değerlendiriyor. Steinmeier’in siyasi seçkinler tarafından bir uzlaşma sonucu bu göreve aday olduğunu belirten Spiegel, bunun aslında bir avantaj olduğunu yazıyor: 

“Donald Trump ya da Avrupa’daki sağ popülistlere göre ikiden fazla kitap okuyan herkes siyasi seçkin sınıfına giriyor. İyi ki Steinmeier gibi insanlar var. İyi ki siyasi seçkinler var. İyi ki Batı dünyasını içeride neyin bir arada tutacağını bilen ve seçmenler adına bir dereceye kadar güvenilir hareket eden politikacılar var. Seçkin politikacıların şu ya da bunu mahvettiği ve bu nedenle popülistlerin güçlendiğini söylemek çok basit olur. Çünkü seçmenlerin de siyasi olarak bilgilenme ve ucuz popülist söylemlerin ağına düşmeme konusunda sorumluluğu var. Steinmeier Cumhurbaşkanı oldu. Çünkü siyasi seçkinler böyle istedi. Evet, bu doğru. Büyük Koalisyon’un ortağı siyasi partilerin liderlerinin uzlaşması sonucu aday oldu ve Federal Seçiciler Kurulu büyük bir çoğunlukla kendisini Cumhurbaşkanı olarak seçti. Bunda bir haksızlık yok. Anayasaya göre tamamı uygun. Almanya’da halk tarafından doğrudan seçilen, geniş yetkilerle donatılmış bir cumhurbaşkanı yok. Bir zamanlar böyleydi ve işler hiç de iyi gitmedi.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung da Almanya’nın yeni cumhurbaşkanının seçilmesini yorumluyor. Gazete cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerini ve önemini irdeliyor. Yorum şöyle:

“Cumhurbaşkanlığı makamı anayasada somut bir biçimde dile getirilen bir dizi yetkiye sahip. Sadece Başbakanı önermekle kalmıyor, Federal Bakanları, asker ve memurları belirleyip, görevden alma yetkisine sahip. Cumhurbaşkanı devletler hukuku alanında Almanya’yı temsil ediyor. Belirli koşullar altında Federal Meclis’i fesh etme yetkisine ve yasalara uygun biçimde Federal Meclis tarafından reddedilen bir yasa tasarısı hakkında yasama tıkanıklığını ilan etme yetkisine sahip. Cumhurbaşkanı anayasanın bağımsız, özgür koruyucusudur. Sadece belirli koşullarda görevinden alınabilir. Bu da anayasayı ya da başka bir ceza yasasını kasıtlı olarak ihlal etmesiyle gündeme gelebilir.”

Düsseldorf’da yayımlanan Rheinische Post ise konuyla ilgili yorumunda şu görüşleri dile getiriyor:

“Steinmeier Bellevue Sarayı’na yerleşeceği için sevinilebilir. Zira kendisi Dışişleri Bakanı olduğu dönemde yaptığı gibi Almanya’yı sadece dünyada onurlu iyi bir şekilde temsil etmekle kalmayacak ek olarak kamuoyundaki tartışmalarda kutuplaşma ve polemiklere karşı diyalog ve farklılıklaştırma konusundaki tutkusu ile tam bir panzehir sunacaktır. Uluslararası alanda tecrübeli bir politikacı olarak cumhurbaşkanlığı makamında Almanya’nın dünya üzerindeki sorumluluklarını yeniden tanımlayabilir. Uluslararası bir cumhurbaşkanı olabilir.”

Die Zeit gazetesi ise başka bir konuyu, küreselleşme karşıtı olan politikacılar ve siyasi hareketlerin yükselişini irdeliyor. Gazetenin yorumu şöyle:

“Donald Trump, Vladimir Putin, Marine Le Pen, Frauke Petry ve IŞİD’in ortak bir yanı var: Hepsi de küreselleşmeyi eleştiriyor. Dünyanın ekonomik açıdan iç içe geçmişliği ucuz ürünleri ve daha iyi ihracat seçeneklerini beraberinde getirdi ancak küreselleşme kavramı zamanla hakaret olarak kullanılmaya başladı. Küreselleşmeye karşı başkaldırı, siyasetin her alanından geliyor. Ancak küreselleşmeye karşı en iyi organize olanlar sağcılar. Bu anlaşılır bir durum çünkü protesto gücünü ulusalcılıktan alıyor. Ekonomik küreselleşme tek başına ulusalcılığın bu denli güçlenmesine yetmez. Günümüzde Avrupa’daki yabancı düşmanı hareketler İslam karşıtı. Daha zengin Batılı ülkelerde, örneğin İngiltere, Hollanda ya da İsviçre’de yabancı düşmanı gruplar Güney Avrupa ülkelerinden daha güçlü. Bu durum ulusalcılığın güçlenmesinde tek sebebin ekonomik gerekçeler olamayacağını gösteriyor.” 

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here