Lübnan artık dış müdahaleye daha fazla açık bir ülke

    0
    268

    Birinci Dünya Savaşı’yla Osmanlı işgalinin son bulması ardından 1943 yılına kadar Fransa mandası olarak kalan Lübnan, 1975’ten 1990’a kadar 15 yıl boyunca iç savaşla boğuştu.

    Şii, Sünni ve Maruni Hıristiyanların yaşadığı ülkede, iç savaş 150 bin insanın ölümüne yüzbinlerce insanın yaralanmasına neden oldu.

    İç savaşın sonlanmasıyla etnik-mezhebi ve dini paylaşıma dayalı bir yönetim modeliyle yönetilen Lübnan, bölgesel güçlerin hakimiyet mücadelesi alanı olduğu kadar uluslararası güçlerin de hakimiyet mücadelesi alanı.

    Lübnan’da 4 Ağustos’ta Beyrut Limanı’nda yaklaşık 2 bin 750 ton amonyum nitrat bulunan bir depoda meydana gelen patlama, şimdiye kadar 154 kişi yaşamını yitirdi, 5 bini aşkın yaralı var ve çok sayıda kişi ise hala enkaz altında.

    Beyrut şehrinin yarısından fazlasını yerle bir eden ve yaklaşık 300 bin kişiyi evsiz bırakan patlamanın ardından, zaten kırılgan olan Lübnan siyaseti, daha da kırılgan bir hal almaya başladı.

    LÜBNAN ÜZERİNDEKİ HESAPLAR

    Bölgesel ve uluslararası güçler, Lübnan’da etkin olma ve rakiplerini zayıflatmak için birçok açıdan patlamayı bir fırsat olarak görüyor.

    Birçok bölgesel ve uluslararası güç; ekonomik yardımdan, yeniden inşaya kadar birçok öneri geliştiriyor. Öneriler arasında Lübnan’ın yeniden Fransa mandasına girmesi gibi öneriler de var.

    Körfez ülkeleri ve Batı bloku ekonomik yardımlara karşı İran ve Hizbullah’ın ülkedeki etkisini kırmaya çalışırken, İran, Hizbullah ve Suriye gibi güçler ise krizi yönetme telaşında. Rusya ve Çin ise Lübnan’da nüfuz peşinde.

    Beyrut patlamasının yaratacağı siyasi, toplumsal ve ekonomik etkileri ve olasılıkları Lübnan’da yaşayan Kürt kadın siyasetçi Bûşra Elî ve Lübnan’daki Newroz Toplum-Kültür Derneği Başkanı Henan Osman ANF’ye değerlendirdi.

    YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI

    Büşra Elî, patlamanın nedenine ilişkin “Patlama, ihmal, sabotaj, saldırı ya da başka bir nedenle de olmuş olsa artık bunun çok fazla önem arz etmediği bir tablo var” derken; Henan Osman da “Bu patlama Lübnan için yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Bu patlama birçok şey için milat olacak” diyor.

    VİRANEYE DÖNMÜŞ BİR BEYRUT VE SİYASİ HESAPLAR

    Lübnan siyasetinin patlama sonrası kriz yönetimini de sorduğumuz Büşra Elî, limandaki amonyum nitratın 6 yıldır orada bulunduğunu ve tehlike arz ettiğini tüm siyasi tarafların da bildiğini söyledi. Büşra Elî, “Ortada yıkılmış, viraneye dönmüş bir şehir, yüzlerce ölü, yüzlerce kayıp, binlerce yaralı ve yüzbinlerce evsiz kalmış insan var. Ama bunu düşünmek yerine; Lübnan siyaseti, bu patlama kime yarar, kim kime karşı kullanabilir hesapları yapıyor” diyor.

    “Patlama büyük bir yıkım getirdi. Sadece binaları yıkmadı, birçok hayali de yıktı” diyen Henan Osman ise şunları dile getiriyor: “Bu patlamanın birinci derecede sorumlusu Lübnan siyasi tabakasıdır. Kaldı ki bu patlama, aynı zamanda ticari, siyasi ve toplumsal bir yıkımı da beraberinde getirdi.”

    BÖLGESEL VE ULUSLARARASI BİR SÖMÜRGE

    Lübnan’ın siyasetinde İran, Suudi Arabistan ve bazı Batı devletlerinin hakim olduğunu söyleyen Büşra Elî, “Lübnan her ne kadar bölgesel bir sömürge ülkesi olsa da, aynı zamanda uluslararası sömürge bir ülke” diyor ve patlamanın yaratacağı olası sonuçları değerlendirirken veya öngörülerde bulunurken bunları göz önünde bulundurmak gerektiğini söylüyor.

    ‘Şİİ HİLAL’NİN AKDENİZ KAPISI

    Henan Osman ise Lübnan siyasi tabakasında her tarafın farklı bir güce bağlı olduğunu belirterek, “Şii hilalinin Akdeniz’e açılan kapısıdır, Lübnan. Aynı zamanda Suudi Arabistan’ın Sünniler üzerinde etkin olduğu bir ülkedir, Lübnan. Lübnan, Hristiyanların da kendilerini Fransa’ya bağladığı bir ülkedir” diyor ve bu patlamanın yansımasının siyasete de olacağını ifade ediyor.

    Patlamayla bazı ülkelerin “İran’ın Lübnan’daki tırnaklarını budama fırsatı yakaladıklarını düşündüğünü” belirten Büşra Elî, Türk devletinin ise Osmanlı’nın bakiyesi olarak Lübnan’a baktığını ve patlamayı “Lübnan’a tırnak geçirme fırsatı olarak gördüğünü” dile getiriyor.

    ARTÇI PATLAMALARA DİKKAT!

    Büşra Elî, Lübnan için yeni bir sürecin kapılarının aralandığını belirterek, uzun süredir ekonomik ve siyasi krizin yanı sıra birçok çekişmeyle boğuşan Lübnan’ın mevcut siyasi tabakasının artık daha fazla bu yükü taşıyamayacağı görüşünde. Henan Osman da yaşanan “Şu anda da Lübnan siyasi tabakasının patlamaya yaklaşımı patlamadan daha ağır” diyor ve ekliyor: “Bu patlama başka artçı toplumsal patlamaları da beraberinde getirecektir.”

    Limanın Hizbullah’ın elinde olduğunu ancak, hükümet ve diğer tarafların da bundan haberdar olduğunu belirten Büşra Elî, “Sadece bir tarafı suçlamak ve diğer tarafı aklamak o yüzden mümkün değil” derken, Henan Osman da “Lübnan siyasi tabakasının yolsuzluklarının, vurdumduymazlıklarının ve ahlaki çöküntüsünün bir patlaması oldu bu patlama” diyor.

    PAYLAŞIM ÜZERİNE KURULU BİR DÜZEN

    Beyrut Limanı’nın önemine de değinen Büşra Elî, “Beyrut Limanı, Beyrut siyaseti için iki açıdan önemliydi. Birincisi, ekonomik önemi, ikincisi ise politik-siyasi önemi. Bu limanı elinde bulunduran güç siyasi ve ekonomik olarak gücü elinde bulunduruyordu. Şimdi bu limanın yıkılmasıyla siyasi ve ekonomik güç yıkılmış oldu” diye kaydediyor.

    Henan Osman ise Lübnan siyasetinin paylaşım üzerine inşa edildiğini belirterek, “Lübnan’da iç savaşının sonlandırılmasından sonra savaşın nedeni olan siyasi tabaka Lübnan’ı coğrafi, siyasi, toplumsal ve iktisadi olarak da paylaştı. Paylaşım üzerine kurulan bir yönetim şekli hakim oldu ve bu patlama da o paylaşımın bir sonucudur” diyor.

    ‘LÜBNAN MÜDAHALEYE AÇIK HALE GELDİ’

    Lübnan’ın bu patlamadan sonra her türlü müdahaleye açık hale geldiğini belirten Büşra Elî, “Türkiye müdahale zemini arıyor, Rusya elini güçlendirmeye çalışıyor. Amerika ve Batılı bazı ülkeler siyasi hesap peşinde” diyor ve şimdi herkesin Lübnan’a yardım etme beyanında bulunduğunu, ancak bu yardımların karşılıksız olmadığını söylüyor.

    ‘DURUM ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK’

    “Durum eskisi gibi olmayacak. İran ve Hizbullah’ın etkisini kırmak için hükümete yönelik yoğun bir baskı var” diyen Henan Osman, “Siyasi ambargo kaldırılmış olsa ve yardımlar yapılıyor olsa da bunun şartları olacak. Mesela önceki gün Macron buradaydı. Fransa etkisini arttırmaya çalışacaktır. Yine Rusya ve Çin etkilerini arttırmaya çalışıyor. Ama hiçbiri şartsız yardım etmez” diyor.

    HALKIN TEPKİSİ FAZLA

    Büşra Elî, patlamanın Ortadoğu için de yeni bir sürecin başlaması potansiyelini taşıdığını belirtirken, Henan Osman da önümüzdeki günlerde bunun yankılarının daha fazla olacağı görüşünde.

    Lübnan halkının siyasi tabakaya karşı güvensizliğini değerlendiren Büşra Elî, “Halkın yönetime tepkisi zaten vardı. Ama şimdi zirvede. Örneğin Macron’un ziyaretinde bir kadın Macron’a ‘eğer yardım edecekseniz yardımı bu yolsuz hükümete ve siyasete yapmayın’ diyor. Bunlar Lübnan siyaseti açısından dikkate alınması gereken mesajlar” diyor.

    Henan Osman ise Macron’un ziyaretinde birçok kişinin Fransa mandasına olan özlemlerini dile getirdiğini belirttiğini Macron’un ise “Beyrut’un silahsız bir ülke olması, milis güçlerin lağvedilmesi, UNIFIL’in denetiminde olması gibi bazı öneriler geliştirdiğini” belirterek, bunların hepsinin yakından takip edilmesi gerektiği görüşünde.

    ÇOK HASSAS VE SANCILI BİR SÜREÇ

    “Eğer Lübnan’da mezhebi, siyasi, etnik ve inançsal farklılıklar bir tarafa bırakılmazsa Lübnan her türlü bölgesel ve uluslararası müdahaleye açık hale gelir” diyen Büşra Elî, bu durumun Suriye başta olmak üzere tüm Ortadoğu’da etkilerinin olacağını belirterek, “Suriye’de öksürse Lübnan hastalanır. Tersi de geçerli tabi. Lübnan’da oluşacak bir istikrarsızlık ya da istikrar doğrudan Suriye’yi de etkileyecektir. Çok hassas ve sancılı bir süreç var Lübnan’ın önünde” ifadelerinde bulunuyor.

     

     

     

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here