Avukatlar için nöbet eylemi: ‘Yargıtay artık kararını vermeli!’

0
257

Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, ölüm orucundaki meslektaşları için Bakırköy Sadi Konuk Hastanesi’nin önünde adalet nöbeti gerçekleştirdi.

Gezi Direnişi sırasında polis tarafından katledilen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve uyuşturucu çeteleri tarafından katledilen Hasan Ferit Gedik’in annesi Nuray Meray’ın katıldığı nöbette, Yargıtay acilen göreve çağrıldı.

‘HASTANENİN GÖNDERDİĞİ RAPOR GECİKMELİ VERİLDİ’

Avukatların resimlerinin taşındığı eylemde ilk konuşma ÇHD Genel Sekreteri Nergiz Tuba Aslan tarafından yapıldı. Tek amaçlarının meslektaşlarını yaşatmak olduğunu vurgulayan Aslan, süregelen hukuksuzluğa tepki gösterdi.

Aslan, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) vermiş olduğu “Cezaevinde kalamazlar” raporuna rağmen avukatların 1 aydır rızaları dışında hastanelerde tutulduğunu hatırlattı. Ebru ve Aytaç’ın zorla tutulduğu hastanelerin, avukatlara rızaları dışında bir müdahalede bulunmayacaklarına dair bir rapor hazırlayıp, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderdiğini belirten Aslan, ancak müdürlüğün 10 gün gecikmeli olarak bu raporu 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne aksettirdiğine dikkat çekti.

MAHKEME TOPU YARGITAY’A ATTI

Raporu vermek için 10 gün bekleyen Sağlık İl Müdürlüğü’nün görevini kötüye kullandığını vurgulayan Aslan, yaşanan son gelişmeleri şöyle aktardı:

“Dün itibariyle bizlerinde çabası ve takibi sonucunda hastanelerin hazırladığı raporların mahkeme dosyasına girmesini sağlayabildik. Bu raporlarda doktorlar açıkç , etik ve uluslararası sözleşmelere aykırı bir biçimde bu iki kişiye rızaları dışında müdahale etmeyeceklerini belirtiyorlar. Artık hem yerel mahkemelerin hem de Yargıtay’ın karar vermesi gerekiyor. Dün biz 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurularda bulunduk. Mahkeme hem değerlendirmelerimizi hem de TTB’nin Ebru ve Aytaç’ın hastanede tutulduğundan beri sağlıklarının bozulduğuna dair hazırlamış oldukları bilimsel mütalaayı mahkemeye sunduk. Ancak mahkeme bizi yine şaşırtmadı ve kararında ısrar ederek dosyayı Yargıtay’a gönderdi.”

Yargıtay’ın artık bir karar vermesi gerektiğini hatırlatan Aslan, “Artık zamanımız yok, Ebru’yu yaşatmak istiyoruz. Adil bir karar verilmesini bekliyoruz. Ebru yaşasın diye elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz” dedi.

‘TUTUKLAMA DEĞİL YAŞAMLARINA SON VERMEYE İLİŞKİN KARAR!’

Avukatların yargılandığı dosyanın avukatı Several Ballıkaya Çelik ise, Ebru ve Aytaç’ın bugünkü yaşam mücadelesinin 2011 yılından beri süren adalet mücadelesinin bir parçası olduğunu kaydetti.

Bu süreç içerisinde onlarca hukuksuzluk yaşandığını ve gelinen noktada bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kaldıklarını hatırlatan Çelik, “Bizler bu sürecin bu hale gelmemesi için her türlü mücadeleyi yürüttük. Şimdi gelinen noktada hukuk mücadelesi yok artık; bir yaşam mücadelesi var. Hakimler yaşam mücadelesi karşısında bir cezanın infaz edilmesini, bu avukatların hukuk camiası içerisinden silinmesini, onların yaşam hakkından daha üstün görüyor. Verdikleri karar aslında bir tutuklama kararı değil onların yaşamlarına son vermeye ilişkin bir karardır” diye dikkat çekti.

37. Ağır Ceza Mahkemesi’nin avukatların yaşam haklarının ortadan kaldırılmasına ilişkin bir karar verdiğini vurgulayan Çelik, “Yargıtay’ın verdikleri karar eğer bu kararın devamı olursa, bu hakimler yaşam haklarını ellerinden almış olacak. Biz belki hukuk mücadelesinde bu sonucu elde edemedik, adaleti sağlayamadık, ama onlar adaleti kendi bedenleri ile sağlamaya çalışıyorlar” diye konuştu.

Yargıtay’ın vereceği karar aynı zamanda Türkiye için bir dönüm noktası olacağını savunan Çelik, şöyle konuştu: “Bundan sonra gerçekten hukukun eskisi gibi olduğunu kabul edemeyeceğiz. Biz eskisi gibi avukatlık yapamayacağız. Hukuk asla eskisi gibi olmayacak. İki avukatın canı üzerinden alınan bir intikamla bir hukuk mücadelesi, intikam söz konusu olamaz. Ben buradan sadece Yargıtay’a ve 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne değil tüm devlet kurumlarına seslenmek istiyoruz: Bu hukuksuzluğa dur demedikleri müddetçe bu katliama, bu can kaybına ortak olmuş olacaklar. Adalet Bakanlığına seslenmek istiyorum; 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne müdahale ederek o gün onların tutuklanmasını sağladılar, Hakimler Savcılar Kurulu (HSYK) tutuklanmalarını sağladılar, dosyaya müdahale ettiler. Bugün tekrar bu dosyaya müdahale ederek yaşamı savunmak zorundalar, HSYK bu hukuksuzluğa dur demeli ve karara karşı bu hakimlere disiplin süreci bile başlatabilmeli. Artık müvekkillerimizin, dostlarımızın üzerinden verilen bu intikam mücadelesine son verilsin ve yaşamaları için adım atılsın.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here