Bering Denizi buzulları 5 bin 500 yılın en düşük seviyesinde

0
144

Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında bulunan Bering Denizi, Pasifik Okyanusu’nun kuzey ucunda yer alıyor ve kış aylarında büyük oranda buzullarla kaplı. Bölgedeki buzullar yaz aylarında erirken, kış aylarında yeniden oluşuyor.

İlk buzul ölçümlerinin 1979 yılında yapıldığı Arktik bölgesinin doğu ucundaki Bering Denizi’ndeki buzulların son 5 bin 500 yıllık süreçte nasıl bir dönüşüm geçirdiği inceleniyor. Science Advances dergisinde yayınlanan analize göre, bölgedeki buzullar son 5 bin 500 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor.

TURBA İNCELEMELERİ 5 BİN 500 YILLIK DEĞİŞİMİ ORTAYA KOYDU

Bölgede kimsenin yaşamadığı St. Matthew adasındaki turbalar üzerinde yapılan incelemelerde, burasının Bering Denizi’nin geçirdiği aşamaların en net şekilde kaydolduğu alan olduğuna dikkat çekildi. Araştırmada önce Alaska Üniversitesi, sonrasında ise Amerikan Jeolojik Araştırmalar Enstitüsü bünyesinde ye alan uzmanlardan Miriam Jones’e göre, adanın aynı zamanda okyanusta ve atmosferde yaşananların anlaşılması için önemli olduğuna vurgu yaptı.

ARKTİK’E ORANLA BUZULLAR DAHA AZ ERİYORDU

1979 yılından bu yana Bering Denizi’nde yapılan incelemeler sonucunda Arktik bölgesine oranla daha az bir buzul erimesi olduğu görülüyordu. Arktik’te küresel ısınmaya paralel olarak kış aylarındaki buzul erimelerinin arttığı görülürken, Bering Denizi’nde ise daha çok stabil bir buzul düzeyi ölçülmüştü. Ancak 2018 ve 2019 kışlarında ciddi bir azalma kaydedilmişti.

ANORMAL BİR DURUM MU YOKSA TANDANS MI?

Son analizde yer alan Alaska Stable Isotope Facility adlı kuruluşun direktörü Matthew Wooller’e göre, Bering Denizi’ndeki buzulların tümüyle yok olması için aslında tüm iklimsel ve çevresel şartlar oluşmuş durumda. Wooller, bunun bölgedeki ekosistem zincirlerine olumsuz etkisi olacağının altını çizdi.

Wooller, son araştırmalarında gördüklerinin Bering Denizi’nde son 5 bin 500 yılda görülmemiş bir değişimi gösterdiğini savundu. Wooller, araştırmalarındaki esas amacın söz konusu değişimin bir anormallik mi yoksa süregelen bir eğilimin sonucu mu olduğunu anlamak olduğunu vurguladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here