Edebiyatı, ‘sevinç’ olarak yaşayan Nezim

1953 yılından, yaşamının son yıllarına uzanan bir süreçte yapılan söyleşileri okurken Nezim’le karşılıklı konuşuyormuşum duygusunu yaşadım. Onun öykülerinin oluşum sürecini, günlük yaşam içindeki devinimlerini, “İnsan”a yaklaşımını belli bir zaman aralığında hayranlıkla izlemiş biri olarak yeniden o günlere gittim.

Cumhuriyet’in ilk kadın yazarlarından Nezihe Meriç, Doğan Hızlan’ın kendisiyle yaptığı söyleşisinde, modern öyküye adım atmak konusunda ilk cesaret ışığını Sait Faik’ten aldığını belirtiyor. Topal Koşma’da yer alan “Susuz” adlı öyküleri ilk okuduğumda beni çarpmış, yirmili yaşlarda yazmış olduğu bu modern öyküleri hayrete düşürmüştü.

Nezihe Meriç, yarattığı öykülerde, geleneksel öykünün dışına çıkıp asi, özgün, sıra dışı, estetik ve yalın diliyle kendi sesini, rengini bulmuş genç bir yazarken modern öykünün öncülerinden biri olarak Türk edebiyatına adını yazdırmıştır.

Çocuk yaşta ailesiyle birlikte Anadolu’yu dolaşıp Anadolu insanını, geleneklerimizi, coğrafyasını tanımış; ressam, müzisyen olan babasının kütüphanesinden o yaşlarda yararlanmış şanslı bir çocuk. Dokuz yaşından itibaren klasikleri okumuş, yazdığı kompozisyonlar, yakın çevresinde, eğitim gördüğü okullarda dikkat çekmiş. Kendisinde “edebiyatçı kumaşı” olduğu fark edilmiş ve destek görmüş.

Bu birikimleri ışığında, Anadolu kadını ve erkeğinin büyük kentlerde yaşadığı değişim ve gelişimini duru bir dille sıkça işlemiş. Kadının toplumsal yaşamdaki devinimlerini, ezilmişliğini, sorgulamış. Çocukluğundan itibaren müzik ve edebiyatla iç içe büyümesi, zengin dünyası, dile hakimiyeti ve yeteneği, yazdıklarında yenilikler yaratmasına olanak sağlamış.

Özgün deyimler, imler, sözcükler yaratarak edebiyat dünyamızda özel bir yer edinmiş. Ürettiği metinler, yeni sevinçler, coşkular olarak dönmüş Nezihe Meriç’e de, okurlarına da…

OZANLARI KISKANDIRACAK ÖYKÜCÜ

Mübeccel İzmirlinin kendisiyle yaptığı söyleşisinde, Topal Koşma kitabından, seçtiği tanımlamalar ozanları kıskandıracak nitelikte bana göre…

“Bir çılgınlık anında muhteşem bir çığlık halinde dünyadan atladığınızı ve boşlukta tükeninceye kadar parçalandığınızı düşünün, aşk budur,” diyor, örneğin. Kahramanlarını öylesine abartısız, edebiyat yapmak kaygısından uzak, duru bir dille betimliyor ki, sahiciliği, sıcacık yorumuyla okuru sarmalayıp kendine bağlıyor. Edebiyat budur!

“Kahverengi bir adam o. İçine altın tozu serpilmiş, kahverengi bir adam,” diyor, ya da;

“Kadın maral gibiydi. Uzak diyarları sis basmış dağ yollarının yalnız kayaları, yüreğine düşüyordu insanın,” diyor, örneğin…

EDEBİ LEZZET VE BİRİCİKLİK

Nezim’in yapıtlarındaki edebi lezzet ve biriciklik, onun sıkça tekrarladığı, sanatçıda var olan ‘X’ olgusunu getiriyor usuma.

İmge Öyküler’in 6.sayısında, Melike Koçak, Sezer Ateş Ayvaz, Leyla Ruhan Okyay, tarafından yapılan söyleşide, Nezihe Meriç’in o sıralarda yayımlanan Yandırma adlı kitabındaki “Ünlemleri Kökertmek” öyküsünü incelemiş üzerinde konuşmuştuk. Unutulması güç, keyifli anlar yaşadığımız zaman diliminin sonunda hepimiz “düş gibi yaşanan günün”, anılarımızda çok özel ve önemli bir yeri olacağının ayrımındaydık. Nezim de bu söyleşinin onu çok mutlu ettiğini belirtmişti.

Tek bir öyküsü üzerine yaptığımız bu analiz çalışması, Nezihe Meriç öykücülüğünün daha iyi algılanması konusunda doyurucu bir çalışmaydı ona göre. Çok zor beğenen Nezim’in bu övgüleri hepimizi havalara uçurmuştu. Üstelik Nezim’le gün boyunca ‘öykü’ üzerinde konuşmuş, yeni öyküler yazabilmek umudu ve heyecanıyla ayrılmıştık, yanından.

Nezihe Meriç, özgün, yaratıcı ürünler veren sanatçılar konusunda şöyle bir saptama yapmıştı, bu söyleşide; “O zaman öykücü, romancı, neyse işte, sanatçı; yazarken nasıl yazdığını düşünürken, şöyle düşünmek lazım. Gizemli olan, ‘X’ diye bir şey var. Türkçeyi bilmek, imla kurallarını bilmek, güzel yazı yazmak, güzel mektup yazmak herkeste var. Ama sanatçıda ‘X’ bir etki var. Bir ‘X’… O ‘X’, nedir? Çözülemeyen bir ‘X’, benim için anlamaya çalıştığım, örnekler vermeye çalıştığım. Öyle bir ‘X’ var.” Nezihe Meriç’te olan bir ‘X’ bence, belki yaratıcılık denen şey, bir anlamda ya da tanımlanamayan başka bir şey ve daha ötesi?

SÖYLEŞİLERİ

Bu kitapta, yitirdiğimiz yazarlarımızın, Nezihe Meriç’le yaptığı söyleşiler de beni çok etkiledi… Hepsini özlem ve saygıyla anıyorum.

Tomris Uyar’la yaptığı söyleşideki muzip, sıcak konuşmalarını, yanlarındaymışım gibi dinlemek çok güzel geldi. Nezihe Meriç’in, öykülerini okurken “Aferin”lerle kendisini yüreklendirmesini paylaşması, çok hoştu…

Sennur Sezer’e, “Ben edebiyatı bir sevinç olarak yaşıyorum, Marx’ın dediği gibi, sanat insanın kendine verebileceği en büyük sevinçtir,” diyor.

Enver Ercan, Nezim’i; “Modern Masalcı”, diye tanımlıyor.

Melisa Gürpınar, Nezihe Meriç’in Yandırma kitabıyla ilgili incelikleri lirik bir biçimde aktarıyor.

“Bilinen bir gerçektir, iyi romanın içinde binlerce öykü tomurcuğu vardır. Okurun, roman ağacının dallarını kendine doğru eğercesine, konulardaki yan gelişmelere de aklının takılması. Ama öyküye roman açılımı verebilmek, gene biliyoruz ki, ancak usta yazarların harcı.

Okuru, bir roman okumuş kadar hazdan ve elemden uçuran, bir gizem var, sizin öykülerinizde. Sanki öykülerin tümü de zamana açılıyor. O kapıdan bir anda çıkıp kendini uçsuz bucaksız bir ufkun karşısında buluyor insan. Öyküde böylesine bir derinliği ve bakışımı yakalamanın yöntemi olmalı; öyle değil mi?” diye soruyor, Nezihe Meriç’e…

ÇOCUK YAZINI

Nezihe Meriç’in, bir de çocuk yazınına verdiği önemden söz etmek istiyorum. Özlem Melek Kaya’nın, yaptığı söyleşide; “Ben çocuk seven biriyim,” diye başlıyor, Nezihe Meriç.

“Bu sıradan sevginin dışında çok fazla sevgi! Çocuklarla konuşmayı, onlarla oynamayı her zaman çok sevdim. Onları yakından izleyip –bu kendiliğinden oluyor, çok ilgimi çekiyor onların yaşama katılışlarını izlemek-çok eğlenerek, çok-çocuk dünyası çok eğlencelidir, sevenler bilir-gülerek yazıyorum,” diyor.

Ben de… Çocuk kitaplarını okurken, yazarken çok eğleniyorum, Nezim’ciğim…

Yetişkinlerin de çocuk edebiyatına zaman ayırmaları, yüreklerini ferahlatır, eğlendirir inancındayım. Özellikle son yıllarda yaşanan şu zor zamanlarda… Çocuk edebiyatında öylesine nitelikli kitaplar var ki! Denemeye değer.

Bu kitap, sadece Nezihe Meriç’in yapıtlarını değil, onun iç dünyasını, yazma serüvenini, aydın olarak dik duruşunu, olağanüstü bir insanı da tanıma olanağı sağlıyor.

Kimse Hikâyeyle Aramda Geçenleri Anlamıyordu / Seval Şahin / Yapı Kredi Yay. / 304 s. / Ağustos 2020.