Erdoğan’ın saldırgan politikası İsveç Parlamentosu’nda tartışılacak

0
147

Milletvekili Kakabaveh, “Türk rejiminin yayılmacı politikası” başlıklı önergesinde Erdoğan rejiminin Türkiye ve Kürdistan’da gerçekleştirdiği katliam ve insan hakları ihlallerini ile Libya, Somali, Azarbaycan, Balkanlardaki yayılmacı emellerini gündeme getirdi.

Bağımsız vekil Kakabaveh, Türk devletinin Rojava’nın bir bölümünü ve Efrîn’in tamamını işgal ettiğini ve Güney Kürdistan’daa savaş uçaklarıyla sivillere bombalar yağdırdığını kaydetti.

28 Eylül’de Türkiye’nin Ermenistan’la savaş halinde bulunan Azerbaycan’a 4 bin savaşçı gönderdiği haberlerinin geldiğini belirten Kakabaveh, Erdoğan’ın Ege Denizi’nde petrol için Yunanistan’la var olan eski anlaşmazlığı tazelediğini dile getirdi.

YAYILMACI VE SALDIRGAN BİR DIŞ POLİTİKA

Kakabaveh, hükümetin en büyük sorununun ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz olduğunu değerlendirmesini yaptı. Erdoğan’ın dikkatleri krizden uzaklaştırmak için yayılmacı ve saldırgan bir dış politika uyguladığını belirtti.

Erdoğan’ın saldırgan dış politikasının faturasını halkın ödediğini söyleyen Kakabaveh, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın amacı barış değil. Onun için önemli olan başkasının zararına yürüttüğü genişleme ve saldırganlıktır” dedi.

Erdoğan’ın amacının insan haklarını korumak olmadığını ifade eden Kakabaveh, önergesinin devamında “Eleştirel sesler yükseliyor. Rejimin politikasından hoşnutsuz olduğunu ifade eden insanlar terörist olarak damgalanıyor ve cezaevlerine konuyor. Parlamentoda Erdoğan’dan farklı düşünen seçilmiş politikacılar, yüksek güvenlikli cezaevlerine atılıyor. Güneydoğu Türkiye’de görevden alınan belediyecilerin yerlerine askerler atanıyor” tepkisinde bulundu.

Kakabaveh, rejim karşıtı avukat, müzisyen, yazar ve seçilmiş politikacıların pandeminin yaygınlaştığı cezaevleri koşullarını protesto için açlık grevine gittiklerini belirtikten sonra geçtiğimiz aylarda avukat ve insan hakları savunucusu Ebru Timtik’in açlık grevi sonucu yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

ERDOĞAN VE TÜRKİYE KOBANÊ’NİN SAVUNULMASINDA YANLIŞ TARAFTA DURDU

6-7 Ekim 2014’te DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye yönelik saldırılarını protesto ettikleri gerekçesiyle 82 muhalif politikacı hakkında yakalanma kararı verildiğine dikkat çeken Kakabaveh, Türk devletinin Kobanê politikasına şu eleştirileri yöneltti:

“Kobanê’nin kuşatılmasına karşı harekete geçen Kürt güçleri, kuşatmayı kırıp DAİŞ teröristlerini sürmeyi başardı. Bu müdahale uluslararası destek aldı. Birleşmiş Milletler, daha sonra 1 Kasım’ı Dünya Kobanê Günü ilan etti. Böylece Erdoğan ve Türkiye’nin Kobanê’nin savunulmasında yanlış tarafta durduğunu ve dünya kamuoyunun DAİŞ konusundaki görüşlerine katılmadığını gösterdi.”

TÜRK DEVLETİ KENDİ HALKINA TERÖR UYGULUYOR

Türk devletinin kendi halkına terör uyguladığını söyleyen Kakabaveh, örnek olarak Van’ın Çatak ilçesinde gözaltına alındıktan sonra helikopterden atılan Servet Turgut ve Osman Şiban’ın durumlarını gösterdi. Arjantin diktatörü Videla döneminde uçak ve helikopterlerden atılmaların yaşandığını hatırlattı.

Kakabaveh, Erdoğan’ın hoşuna gitmeyen ve eleştirenlerin terörist olarak suçlandıklarını ve Erdoğan’ın pratikte sultan gibi davrandığını ve tüm iktidarı kendisinde topladığını belirtti.

Eleştiriye tahammül etmeyen, demokrasiyi ortadan kaldıran ve insan haklarını ihlal eden devlet başkanlarının bir gün kendilerini boğacaklarını vurgulayan Kakabaveh, ya da İsveçli şair Maria Wine’in bir zamanlar “Tüm diktatörler eninde sonunda kendi çizmelerinde boğulacaklar” dediğini hatırlattı.

HDP’Lİ POLİTİKACILAR SERBEST BIRAKILMALI

Kakabaveh, İsveç ve AB’den şu taleplerde bulundu: “Barış, demokrasi ve insan haklarının savunuculuğunu yaptığını söyleyen İsveç ve Avrupa Birliği için HDP’li politikacılar ve insan hakları savunucuların serbest bırakılmalarını talep etmek bir görev olmalı.”

Kakabaveh, Dışişleri Bakanı Ann Linde ve İsveç Hükümeti’ne Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere cezaevlerinde tutulan politikacı, gazeteci, avukat, gazeteci ve insan hakları savunucularının serbest bırakılmaları için girişimde bulunmasını istedi.

Kakabaveh ayrıca Türkiye’nin Güney Kürdistan ve Kuzey-Doğu Suriye’de sivillere yönelik bombalamalarını Avrupa Birliği’nin gündemine getirip getirmeyeceğini sordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here