HDP 8 yaşında: Güneşi karartamayacaksınız

HDP, 8. kuruluş yıldönümü büyük coşkuyla kutlandığı Bostancı Gösteri Merkezi’nde faşizme karşı mücadeleye devam mesajı verildi. Kutlamaya, HDP Eşbaşkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, ESP Eşbaşkanı Şahin Tümüklü, BES Genel Sekreteri Aziz Özkan, BTS Genel Başkanı Murat Oral, SOL Parti MYK üyesi Yaşar Aydın, EMEP İstanbul İl Başkanı Sema Barbaros, İHD İstanbul İl Başkanı Gülseren Yoleri, TİP Genel Başkanı ve Milletvekili Erkan Baş, HDP milletvekilleri, belediye eşbaşkanları, HDP bileşenlerinin temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı.

Etkinliğin yapıldığı salonda, Kürtçe ve Türkçe, “Biz kadınlar, özgürlükte ısrarlı, mücadelede kararlıyız”, “Bizler hak, hukuk, adalet için mücadeleyi yükseltiyoruz”, “HDP birlikte aydınlık günler için buluşuyoruz”, “Bizler talana, sömürüye karşı birlikte mücadeleyi yükseltiyoruz” yazılı pankartlar asıldı.

HDP Eşbaşkanları Buldan ve Sancar’ın alkışlarla karşılandığı etkinlikte sık sık “HDP umuttur, umut dimdik ayakta” sloganları atıldı. HDP eski Eşbaşkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş ile rehin tutulan tüm siyasetçilerin selamlandığı etkinlik mücadele yolunda yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşuyla başladı.

UĞURLU: ÖCALAN’IN FİKRİYATIYLA BİR ARAYA GELDİK

HDP’nin 8 yıllık mücadele tarihini anlatan kısa bir sinevizyon gösterimi ile devam eden etkinlikte ilk konuşma HDP Eşsözcüsü İdil Uğurlu tarafından yapıldı. Siyasi soykırım operasyonunda hukuksuzca tutuklanan HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu’nu selamlarını ileterek sözlerine başlayan Uğurlu, tüm kriminalize etme çabalarına rağmen HDP’nin halklarla beraber yürümeye devam edeceğinin altını çizdi. Uğurlu, “Ülkenin tüm halkları olarak birleşik mücadeleyi örmeye inandık. Sayın Abdullah Öcalan’ın, HDK fikriyatıyla bir araya geldik. Birlikte mücadelenin, birlikte örgütlenmenin arayışına girdik. Tüm baskılara rağmen HDP tüm engelleri aşarak yürüyor, yürümeye devam edeceğiz. Biz sokaklarda olmaya aynı zamanda parlamentoda olmaya, mücadelemizi her alanda yürütmeye devam edeceğiz” dedi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın HDP’yi kastederek, ‘onların yeri sokaklardır’ söylemini hatırlatan Uğurlu, “Evet doğru biz sokaklarda var olduk, var olmaya ve parlamentoda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bunu dostumuz da bilsin düşmanımızda” dedi.

BULDAN: DEMOKRATİK HALK İKTİDARI ZAMANI

Ardından HDP Eşbaşkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar alkışlarla eşliğinde konuşmaları yapmak üzere kürsüye çıktı. İlk konuşma Buldan tarafından yapıldı. Büyük fırtınaları, darbeleri, barajları birer birer aşarak bugünlere gelindiğini hatırlatarak sözlerine başlayan Buldan, “Emeğimiz, alın terimiz, onur kaynağımız HDP kurulalı tam 8 yıl oldu. Evet, daha dün gibi yeniyiz, heyecanlıyız, bir o kadar da coşkuluyuz. Dünüz, bugünüz, yarınız. Hep varız ve var olmaya da devam edeceğiz” dedi. Umut oldukça HDP de olacağını vurgulayan Buldan, “HDP oldukça, başarı olacaktır, başarı oldukça tarihin akışı değişecektir” diye konuştu. Zalimlerin yazdığı tarihi mazlum halklar mutlaka değiştireceğinin altını çizen Buldan, egemenler ne kadar direnirse dirensin bu yüzyılın, ezilen mazlum halkların ve kadınların yüzyılı olacağını kaydetti.

HALKA RAĞMEN AYAKTA DURAMAZLAR

Halklara zulmeden ceberut sistemlerin artık aşılmaya mahkum olduğunu kaydeden Buldan, “Halka rağmen ayakta duramayacaklar, başaramayacaklar. Halkların demokratik iktidarı, özgürlükçü, eşitlikçi demokratik sistemi yoldadır. Engelleri aşa aşa emin adımlarla gelmektedir. İşte HDP, halkı bıktıran, bezdiren bu soygun düzeninden kurtulmanın yolunu açmak, demokratik iktidar seçeneğini yaratmak için siyasal yaşamda kurucu bir rol oynamaktadır” diye konuştu.

‘HDP YAŞAMA BAĞLILIKTIR’

HDP’nin tüm halkların sesi olduğunu belirten Buldan, şunları kaydetti: “HDP, bu kadim toprakları, Kürt, Türk, Ermeni, Arap, Çerkez, Alevi, Süryani, Êzidî, Rum, Laz, Hıristiyan, Müslüman, Roman, Pomak bütün inanç ve kültürlerin ortak evi yapmak için vardır, bunun için mücadele vermektedir. HDP fikriyatının bir yanı Anadolu’dur, diğer yanı Mezopotamya’dır. Kızılırmak’la Dicle ve Fırat’ı birleştiren, halklar deryasının çok sesliliğidir. Eşit ve özgürce bir arada yaşama iradesinin dayandığı temel güçtür. HDP salt seçimden seçime oy verilen bir parti değildir. HDP farklıdır. HDP, her kimliğin ve her inancın kendini özgür ve değerli hissettiği onurlu bir yaşam biçimidir. Yaşama olan büyük bağlılıktır. Aynı zamanda kadın partisiyiz diyoruz ya, HDP kadının yaşam alanıdır. Kadının özgürlük ve yaşam dokunulmazlığıdır.

‘8 YILA ON YILLARIN MÜCADELESİ SIĞDI’

Eşbaşkanlıkla tek başkanlığı kaldıran bir partiyiz. HDP, büyük insanlık değerlerini yaşatan, ileriye taşıyan toplumsal bir özüdür. Apê Musa yıllar önce şöyle demişti: ‘Yaşamanın bir diğer adı direnmektir.’ Evet, biz de diyoruz ki yaşamanın diğer adı direnmekse direnmenin adı da HDP’dir, HDP’li olmaktır. HDP’de olmaktır. 8 yıllık siyasi ömrüne on yılların mücadelesini sığdırmayı başaran bir partiyiz. Neredeyse mücadelesiz geçen bir günümüz yoktur. Hakikat neredeyse, HDP oradadır. Mazlumlar ve ezilenler neredeyse, HDP oradadır ve onların yanındadır. Karanlığın karşısında umudu an be an ayakta tutan ve büyüten bir cesarettir. Başarma azmi ve kararlılıktır. Hangi dilde haykırırsa haykırsın, inadına barış, inadına özgürlük diyen bir çığlıktır. HDP’nin gücü halktır, halklardır.”

‘HDP HALKIN KENDİSİDİR’

HDP’nin gücünü halktan, haktan ve hakikatten aldığını belirten Buldan, “HDP’yi en iyi tarif edecek tek bir cümle vardır, o da HDP halkın kendisidir. Halkın özüdür. HDP sizsiniz. HDP sizin iradenizdir. Sizin renklerinizdir. Bizler yola çıkarken, üç temel ilkeyi rehber edindik. Sonuna kadar kararlı olacağız, cesur olacağız ve başaracağız dedik. 8 yıldır bir milim geri adım atmadan yolumuza kararlı bir biçimde devam ediyoruz. Eşit ve özgür bir yaşam, herkes için demokrasi, herkes için adalet, onurlu bir barış ve emeğin hakkı için yürüyoruz. Her bir insanımıza değerli olduğunu hissettirecek demokratik bir cumhuriyeti hedefliyoruz. Devletin anayasası değil, halkların ve hakların demokratik anayasası olsun diyoruz. Kürt ve Türk eşit koşullarda özgürce bir arada yaşasın. Kürdün varlığı Türk’ün varlığını, Türkün varlığı Kürdün varlığını güçlendirsin istiyoruz. Bu ülkede yaşayan herkes ev sahibidir, misafir değildir. Bu topraklar herkesin ortak evi olsun diye mücadele yürütüyoruz. Ayrımcılık son bulsun, hiçbir inanç ve dil diğerinden üstün olmasın, Alevi ve Sünniler eşit olsun diye çaba yürütüyoruz” dedi.

‘HDP CEZAEVLERİN SIĞMAZ!’

Buldan, hakikate dayanan ve herkese eşit yaklaşan gerçek bir adalet gelsin diye mücadele verdiklerini söyleyerek, “Başta İmralı olmak üzere tüm demokrasiyi, adaleti, barışı, toplumu tecrit altına alan hukuksuz politikaların son bulması için mücadele veriyoruz. Bu devlet sisteminin demokrasi, adalet ve barışa dayanan yeni bir demokratik kurguya acil ihtiyacı var diyoruz. Üniversitelerde dirsek çürüten gençler, yarınlarına umutsuz bakmasın, umudunda güzel yarınları görsün diye mücadele ediyoruz. Bu ülkede herkesin karnı doysun, hiç kimse aç yatmasın, işsiz ve çaresiz kalmasın istiyoruz. Ülke kaynaklarının paydaşı üç, beş yandaş değil 82 milyon olsun diye uğraşıyoruz. Ormanlar, dereler, akarsular, talancıların değil, doğanın olsun diyoruz. İşte bu nedenle HDP, yaşamsal bir ihtiyaçtır. Halkın özgürlük ihtiyacıdır, barış ihtiyacıdır, adalet ihtiyacıdır. İşte bu nedenle iktidar vicdansızca, hukuksuzca HDP’ye saldırmaktadır. Binlerce arkadaşımızı haksızca tutukladılar. HDP’yi cezaevlerine sığdıracaklarını sandılar ama yanıldılar. HDP cezaevlerine sığmaz. Milyonların iradesi cezaevlerine konulamaz. Birimiz bin oluruz ve bu bayrağı yere düşürmeyiz” diye belirtti.

‘HDP’YE BAKTIKÇA KAYBEDİŞLERİNİ GÖRÜYORLAR’

Buldan, iktidarın HDP’yi etkisizleştirmeye çalışarak faşizmi kurumsallaştırmaya çalıştığına işaret ederek şunları söyledi: “Bu kaleyi bir düşürebilirseler saraylarını faşizmin kalesine dönüştürmüş olacaklar. Yalanlarla, talanlarla, yolsuzluklarla ve yasaklarla yönetmeye devam edecekler. Bütün dertleri budur. Çünkü biz onların saray oyunlarını sürekli bozuyoruz. İktidar hesaplarını ters yüz ediyoruz. HDP’nin sayesinde bu arada matematiği de öğrendiler. İktidarları için her gün toplama, çıkarma, çarpma, bölme yapıyorlar. Ama her defasında HDP’ye çarpılıyorlar. 50+1 hesapları bir türlü tutmuyor. Tutmayacak da. Yanlış hesap halktan dönüyor. 7 Haziran’dan, 31 Mart’tan dönüyor. Kendileri kaybettikçe bizim başarma, toplumun gelecek umudunu kırmak istiyorlar. Ama çok yanılıyorlar. HDP, asıl bu iktidarın başarma umudunu her gün, her saat kırmaktadır. 7 Haziran’da kırdık, 31 Mart’ta kırdık, 23 Haziran’da kırdık. Kırmaya da devam edeceğiz. Haziranlar bizimdir. Onların olmayacaktır. Başarılar bizimdir. Halkımızındır. Demokrasinindir. İnanın ki HDP’ye baktıkça kaybedişlerini görüyorlar. HDP’ye baktıkça demokrasinin gelişini görüyorlar. Kaybettiklerinde çok büyük hesap vereceklerini biliyorlar. Çünkü suçları çok büyüktür. Altından kalkamayacakları büyük yolsuzluklar yaptılar. Boğazlarına kadar harama battılar. Roboski’den, Soma’ya, Suruç’tan Ankara, Cizre ve Çorlu’ya en büyük katliamları, helikopter işkencelerini, açlık ve işsizlik intiharlarını, kadın cinayetlerini, salgın çaresizliğini, savaşlarda ölüm ve gözyaşlarını yaşattılar.

‘DEMOKRATİK SİYASETE DARBE YAPTILAR’

Kürt ve Kürtçe düşmanlığı yaptılar. Daha birkaç gün önce İstanbul’da Kürtçe tiyatroyu yasakladılar. Tiyatrodan korkar hale geldiler. Halkın seçilmiş iradesini gasp ederek hukuksuzca kayyım atadılar. Demokratik siyasete darbe yaptılar. On binlerce siyasetçiyi, barış diyeni, itiraz edeni, gazetecileri cezaevlerine attılar. Bağımsız olması gereken yargıyı sarayın emrine soktular, partili hakim savcı düzenine geçtiler. Emekçileri yerlerde tekmelediler. İş isteyen insanları kovdular, azarladılar. Anneleri yerlerde sürüklediler. İtiraz eden herkesi terörist ilan ettiler. Halkı kamplaştırdılar, nefreti yaydılar. Dini istismar ettiler. Haramı yol bellediler. Halkın vergilerini israfa, savaşa, silaha harcadılar. Yoksul halka ise sabır dilediler. Toplumun üzerine resmen çöktüler. Ülkeyi bu uçurumdan kurtarmak zorundayız. Bu böyle gitmez. Onun için yolumuz uzun, sorumluluğumuz büyüktür. Hiç kimse bugünlere bakarak karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmamalıdır. Umutsuz ve karamsar olması gereken bizler değil bu iktidardır. Çünkü kaybedecekler. Başaramayacaklar. Buradan herkese, tüm Türkiye toplumuna çağrı yapıyorum: Bu iktidara daha fazla katlanmak, bunları sırtınızda taşımak zorunda değilsiniz. Çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini çalan, sizin sırtınızdan kendi geleceklerini kurtarmaya çalışan bu haramilere dur demenin artık zamanı gelmiştir. Hep birlikte bu bozuk düzeni değiştirelim, insanca, eşitçe yaşamı birlikte kuralım diyoruz.”

‘GÜNEŞİ KARARTAMAZSINIZ’

Halkın en büyük güç olduğunu da söyleyen Buldan, “Sizlere dibi yaşatan bu kötülük düzenine siz de sandıklarda dibi yaşatabilirsiniz. Bu güç sizin elinizdedir. Dolarla işiniz yok diyenlere siz de deyin ki; “Bizim AKP’yle bir işimiz olmaz. O yüzden AKP’ye bakmıyoruz. İşte tüm mesele budur. Sizi unutanları, yok sayanları, size kibirle bakanları siz de unutmalı ve yok saymalısınız. Buradan tüm demokrasi güçlerine, ülkeyi ve toplumsal barışı dert edinen sorumlu herkese diyoruz ki, gelin birlikte bir yol açalım ve birlikte yürüyelim! Birlikte mücadele edelim. Faşizme karşı, yolsuzluk ve adaletsizlik düzenine karşı hep birlikte meydan okuyalım. Meydanlar bizimdir. Meydan okuma, hesap sorma gücü de bizdedir. Hep birlikte güçlü bir şekilde hesap soralım. Bu iktidara da sözümüz şudur. Buradan size de faşizminize de meydan okuyoruz. HDP’yi yıkamayacaksınız. HDP’yi ve milyonları bitiremeyeceksiniz. Güneşi karartamayacaksınız. HDP demokrasinin kalesidir. Bu kale düşmez. Bu kale sarsılmaz. Bu kale yıkılmaz. Bu halk geçilmez” dedi.

Buldan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a selam göndererek, konuşmasını sonlandırdı.

SANCAR: HDP 8 DEĞİL 8 BİN YAŞINDA

HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar ise, faşizme karşı mücadelenin önemine dikkat çekerek, “Bin kez kırdılar dallarımızı, bin kez budadılar, yine çiçekteyiz. Merhaba özgürlük yolcuları. HDP olarak 8 yaşındayız ama arkamızda asırlar var, asırlarca biriktirilmiş mücadele var. İşte biz bu mücadele geleneğinin mirasçısıyız. 8 yaşında değiliz, 8 bin yaşındayız. Belki daha da büyüktür yaşımız. O yolda bedel ödeyen herkese, yürüyen herkese selam olsun. Bugün zindanlarda tutulan Demirtaş’a, Yüksekdağ’a, Baluken’e bütün yoldaşlara buradan selam olsun. Sevgili dostlar, bizler binlerce yıllık direnişin eşitlik ve özgürlük geleneğinin partisiyiz. Bu gelenek ulu bir çınardır. Kökleriyle toprağa, gövdesiyle yeryüzüne, dalları ve yapraklarıyla ışığa yönelen bir hayat ağacıdır HDP. İşte bu partinin neferleri olmanın gurur ile bir araya geldik, onuruyla sesleniyorum sizlere, direnmeyi çok iyi biliyoruz, direnerek geldik bu günlere ama biz inşayı da biliyoruz. Bu ülkede faşizme karşı direniyoruz, özgürlüğü inşa etmeye geldik, direnişi bildiğimiz gibi bu ülkede biz inşa edeceğiz” diye konuştu.

‘FAŞİZME KARŞI BİRLİK ZAMANI!’

Faşizme karşı direnişin her gün tazelenmesi gereken bir hayat tecrübesi olduğuna dikkat çeken Sancar, şöyle devam etti: “Faşizme karşı direniş her gün tazelenmesi gereken bir hayat tecrübesidir. Biz o nedenle her gün her an yeniden faşizme karşı direneceğiz, direneceğiz ki o gün geldiğinde sandıklarda bu iktidarı devirmek için gücü gösterelim. Bu iki hedefi bir araya getirmedikçe bu zulüm yönetimini sona erdirmenin imkanı yok. Faşizme karşı her gün direniş ve demokratik cumhuriyet inşa için mücadele ediyoruz. Er ya da geç kazanacağız. Şimdi tam da birlik zamanı. Bu ülkeye demokrasiyi getirmek için demokrasi güçlerinin birlik zamanıdır. Bu ülkede Kürt halkının onuruyla oynamak isteyen zalimlere karşı Kürtlerin ulusal birlik zamanıdır. Şimdi HDP’nin ve emekçilerinin kenetlenme zamanıdır. Partimiz için de birlik, partimiz için de kenetlenme partimiz için de daha da birlik zamanıdır. Ülkeye istediğimiz demokrasiyi bu partinin içinde de işletmek için elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Bütün sorunlarımızı bu temelde çözeceğimize inancımız tamdır, sizin de inancınız tam olsun. Hepinizin de inancı böyle olsun. HDP bu ülkeye demokrasiyi getirecek. Bunu getirirken de kendi içindeki demokrasi yürüyüşünü de en iyi şekilde devam ettirecek. Bunu yaparken dünyaya örnek olacak potansiyelimiz var. Yürüdüğümüz uzun bir yol aldığımız büyük bir mesafe var ama durmak yok. Hayat hareketle mümkündür, yürüyüşe devam değerli dostlarım, yoldaşlarım, yürüyüşe devam.”

KONUŞMAYA KÜRTÇE DEVAM ETTİ

Konuşmasını Kürtçe devam eden Sancar, “Bu konuşmayı en başta Kürt dilini var etmek için sonsuz emek sarf eden bütün sanatçılara, bütün yazarlara, bütün insanlara ithaf ediyorum. Kürtlerin dilini ayakta tutmak için Apê Musa’nın şahsında bütün mücadele ve emek yolcularına ithaf ediyorum” dedi.

Konuşmaların ardından kutlama söylenmen şarkı ve çekilen halaylarla sona erdi.