“Gönül kalsın, yol kalmasın”

Alevi Felsefesinde , temel bir Düstur vardır. Bir eksik, bir hata dile getirildiğinde, bir eleştiri yapıldığında bile, Yol’un kemaleti, insana yanlışını tanıma, telafi etme hikmeti, ve hatasından ders çıkararak, toplumun arı duru yürüyüşünde özünü gözden geçirmesine , hatayı suç değil, eksiği olarak telafi etmeye dönük bir fırsat olarak sorgu- suval eder.
Bu sorgu suvali ederken de, bireyin onurunu incitmeden, Yolun değerleri ile yüzleştirip, göremediğini, ya da düşünemediğini ona hatırlatıp ,ders çıkarmasını ve bir daha tekrarlamamasının vesilesine dönüştürür.
İşte bu durumda, YOL’un toplumsallıktan gelen ana ilkelerini ve kutsallarını en üstte tutarak, kişinin hükmüne , makamına, yetkisine veya hiç bir özelliğine bakmaksızın, sadece bir can kişi olarak karşısına alır, dardan geçirir. Bu uygulama CEM de olacağı gibi, bir dost meclisi veya günümüzün iletişim sisteminin araçları ile de, dile getirilebilinir.
Bu yapılırken, olaki bir gönül kırılır, üzülür onun bu kırgınlık gösterme davranışına karşı da , YOL dan taviz verilemez düsturu olan bu ‘’GÖNÜL KALSIN , YOL KALMASIN’’, çünkü ‘’YOL CÜMLEDEN ULUDUR’’ deyimi ile toplumsal değerler , kutsal koruma altına alınarak, aşınması, dejenere edilmesi, ve sıradanlaştırılarak değersizleştirilmesinin önüne geçilir.
Yukarıda da belirttiğim gibi, bu neden ile , toplum adına kişi veya kişilerin, eksiği yanlışı , Yol değerleri adına Dar kurulur , sorgu-suval edilir.
Bizim ki Dar değil, didar açmaktır. Eksiğimizi görmek ve göstermektir.
Ve Söze başlanır… Konu açılır.
Şimdi gelelim konumuza; Yine bir deyim ile konuyu açalım.
‘’Attığın Taş , Ürküttüğün Kurbağayı değdi mi’’ ne demek ?
Atasözünün açıklaması;
‘’ Yapılan bir işin sonunda elde edilenin toplamı, o iş için harcanan emek ve kaynakların maliyetini karşılamamasıdır. Yani böyle bir işi yapmak akıllıca olamaz. Akıllıca davranıp , o işe hiç girişmemek gerekir. Böylece boş yere kayıp yaşanmamış olur’’
Denilir ki ;
‘’Söz ve davranış, senin elinde ve dilin de saklı iken, senin esirin, elinden ve dilinden çıktıktan sonra, sen onun esiri olursun’’.
Niyetinden ve hizmetinden emin olduğum bazı Alevi Canların, geçen günlerde Kürt halkının üzerindeki baskı ve zulüm politikalarına karşı , bir destek ve dayanışma etkinliğinde , kültürel ezber ve alışkanlıklarının refleksiyle , deyişler ile Semah dönerek katıldıkları dayanışma da, düşünülen (asıl düşünülmiyen)in aksine, ortaya çıkan mesaj, anlamlı-anlamsız bir tartışmaya vesile oldu.
Hani denir ya, Söz ve eylem yerine uyarsa, Şeref arttırır, yerine uygun düşmez ise , Önüne baktırır. Söz konusu toplumsal kutsallar olunca, söz ve eylemdeki sorumluluk, katlanarak hassaslaşır. Bireyler yapınca, kendini bilmez denir ve geçiştirilir. Kurumların temsilcisi veya ilim irfan, sahibi biri yapınca sorumluluk katlanarak , sorgu –suval ve hesaba durulur.
Şimdi olayın özüne ve seyrine bakalım. Kürt halkının üzerinde yürütülen vahşet, ve zulüm politikalarına karşı, Dağda- Ormanlarda, Ovada, Köyde , Şehirde, Cezaevlerinde, Siyasetde , Basında velhasıl tüm yaşam alanlarında yürütülen zulme, tecrite, işkenceye, ırkçı saldırılara, sosyal ve politik soykırım uygulamalarına karşı sadece , Kürtler değil, tüm demokrasi güçleri, vicdan sahibi, aydın ve demokratların ses çıkarması , bu politikalara karşı çıkması , toplumsal barışa dinamit koyan bu zulme dur demesi temel insani – vicdani bir sorumluluktur.
Bu politikanın beslendiği zihniyetden fazlası ile nasibini alan diğer bir kesim de Alevilerdir. Bu neden ile Alevi toplumunun en önde ve başta kürt halkının yanında bu zulüm ve Yezit vahşetine , yüksek ses ile karşı çıkması tarihi ve felsefi sorumluluğudur.
Bu vesile ile zulme uğrayan Kürtler başta olmak üzere, tüm mazlum hak mücadelsi veren , birey, toplum, ve halkların yanında yer almak, saf tutmak, Hüseyni bir duruş ve dayanışma sorumluluğudur.
Fakat bu dayanışma etkinliğine katılan Canların bir anlık, deyişlerin etkisi ile kendinden geçip Semaha durmaları , dayanışmalarını sorgulamaya dönüştürdü.
Bazıları bunu ard niyetli kullandı, bazıları da bu uygun düşmeyen durumu uyarma gereği duydu. Her halükarda amacını aşan bir durum hasıl oldu.
Başka bir deyiş ile ‘’ Ettiği(yaptığı) hayır ,ürküttüğü Kurbağaya değmedi’’ . Bazı Alevi Canların , Kürt halkı ile dayanışma için yaptıkları, deyişli ve semahlı dayanışma, da böyle bir vesile ile algılandı.
Bazı paylaşımlar oldu ,Cem ve Semah kimsenin tekelinde değildir diye. Evet çok doğrudur. Lakin herkesin koruma sorumluluğundadır. Çünkü Alevi inancı birey inancı değildir. Yani bu inancın gereklerini yapan bireylerin şahsi bir karı ve mükafat olmaz.
Ama bu inanç toplum İnancıdır. Bireye özel bir şey (cennet –cehennem, huri- kılman veya mal mülk sağlamaz), lakin topluma büyük bir güven, huzur, vicdani ahlak ve adalet garantisi sağlar. O yüzden de bazı değerler toplum denetiminde ve bireyin üstündedir.
Demek ki; yerine ve zamanına uygun , yol ve yöntemler ile olursa..
‘’Söz vardır Halk içinde, söz vardır Hulk içinde’’ denir ya!
Yani bazı şeyler vardır, Halk içinde söylenir yapılır. Bazı şeyler de vardır ki, Hulk içinde yapılır söylenir ve orada kalır. Alevi inanç felsefesinde , Cem ve Cemin bir bölümünde , İcra edilen SEMAH’da bu Hulk içine giren, temel toplumsal ve inançsal kutsallardandır.
Hacı Bektaşı Velinin deyimi ile;
‘’Semah , ariflerin haleti,
Muhiplerin ibadeti,
Taliplerin Maksududur.
Haşa ki, Semahımız oyuncak değil, Hakikatın Sırrıdır.
Bir kimse ki, semahı mecazi oyun sanar, o cahildir’’.
Bu kutsalların toplumsal etkisi, ağırlığı ve hükmü ,ona yaklaşımda saklıdır. Onun için her Alevi Can bu hassasiyet ile davranmalıdır. Ama bir Alevi kurumunu, Ocağını, ve hizmetlerini temsil eden, kişiler ve felsefenin dili ,muhabbeti olan , Aşık ve Ozanlar ise, on kat daha duyarlı ve hassasiyet ile davranmalıdır. Bu hataya düşmüş olanlar , kendini kendi hakikatı ile dar ederek, bir anlık refleksin etkisi ile oluşan özünün eksiğini, dile ve yerine getirerek örnek olmalıdır.
Şah Hatayinin bir nefesi ile bitirelim.
Sözünü Bir Söyleyenin
Sözünü bir söyleyenin
Sözünü eder sağ bir söz
Pir nefesin dinleyeni

Yüzünü eder ağ bir söz
Bir söz vardır halk içinde
Dahi söz var hulk içinde
Olmaya ki delk içinde

Deyesin çarkadağ bir söz
Söz vardır kestirir başı
Söz vardır keser savaşı
Söz vardır ağulu aşı

Bal ilen eder yağ bir söz
Sözünü yahşi pişürgil
Yahşi us ile düşürgil
Yaramazını şeşirgil

Canına olur dağ bir söz
İsterem göreyim yari
Bu remzi anlagıl varı
Hezaran gevher dinarı

Eder kara toprağ bir söz
Şah Hatayi ayatından
Sözün söyle öz zatından
Olmaya kim pir katından
Seni ede ırağ bir söz
Eksiği özümüzde aramak ve Yolun Hakikatını korumak dileğiyle..
Cümle Canlara Aşk ile.
(HULK): Huy, ahlak, tabiat, yaratılıştan olan, haslet, secciye, cibiliyet; İnsanın doğuştan veya sonradan kazandığı ruhi ve zihni haller.