Gare: Hedef lokal değildi, sonuçlar da lokal olmayacak

0
131

ALİ SİNEMİLLİ

Türk ordusunun Gare saldırısı bir nokta ‘operasyonu’ değildi. Sadece PKK’nin elindeki esirleri kurtarma amacı taşıyan sınırlı bir hedefi de yoktu. Gare saldırısı daha büyük hedefler, uzun vadeli planları olan geniş kapsamlı bir saldırı olarak hayata geçirildi fakat netice çokça dile geldiği gibi fiyaskodur.

Türk ordusunun son birkaç yıldır savaşı sınırların ötesinde yürütme stratejisi ile hareket ettiği biliniyor. Erdoğan’ın bizzat ifadeye de kavuşturduğu bu strateji kapsamında, öncelikle Güney Kürdistan’ın Bradost alanına bir saldırının yapıldığı, ardından Haftanin’de benzer bir planın devreye konulduğu görülüyor. Bu alanlarda belli sonuçlar aldığını düşünen mevcut AKP-MHP iktidarının Gare alanına saldırarak bir adım daha atmak istediği anlaşılıyor. Ki, hem siyasi iktidarın hem de ordu komutanlarının açıklamaları Güney Kürdistan’ın tümüne dönük bir işgalin hedeflendiğini gösteriyor. Gare’ye dönük son saldırı için Türk genelkurmay başkanı ‘bugüne kadarki en büyük operasyonumuz’ dedi. Kullanılan araçlar, teknik göz önünde bulundurulduğunda, Medya Savunma Alanları’na yönelik 24 Temmuz 2015 saldırısını da aşan bir durum söz konusu. Şüphesiz bu ‘operasyonun’ önemli bir ayağının PKK’nin elindeki esirleri kurtarmak olduğu tartışma götürmez. Fakat bunu da aşan bir Gare saldırısı olduğu da nettir. Eğer başarılı olunsaydı, Gare’den bir geri çekilme akıllarda yoktu. Gare’yi tutup peyderpey alan genişletme esas plandı. Fakat bunun olmayacağı görülünce, çekilme gündeme gelmiştir. Çekilme, daha büyük bir zaiyatın önüne geçmek için mecburen devreye konulmuştur.

Hatırlanırsa, çekilmenin olduğu gün erken saatlerde Türk askeri komutanları Silopi’ye geldi. Fakat çekilme açıklaması ancak gece yarısı yapılabildi. Bu süre zarfında tek gündemin çekilme olsun mu olmasın mı çerçevesinde olduğuna şüphe yoktur. Neredeyse bir gün Gare’deki hezimet tartışılmış ve nihayetinde çekilmede karar kılınmıştır.

Türk ordusu da, devleti de çok iyi bilir ki, böyle büyük hedefler ile sahaya indikten sonra geri adım atmak ölümdür. Hem siyaseten hem de askeri olarak açıklaması çok zordur. Bundan dolayı, eğer en küçük bir imkân varsa dahi çekilmeyip sahada varlık göstermek genel eğilimdir. Belli ki bu yapılamamıştır. Bu imkân, olanak ortadan kalkmıştır. Büyük propagandası yapılan savaş tekniği, hava savunma-saldırı araçları işe yaramamıştır.

Halbuki! Ne de emin konuşuyordu, birkaç hafta önce Irak merkezi yönetimi ve Kürdistan bölge yönetimini ziyaret eden Türk savunma bakanı. Özellikle Kürdistan bölgesindeki görüşmelerinden sonra Hulusi Akar’ın kameralara bolca güldüğü, PKK’ye karşı kararlı konuşmalar yaptığı akıllardadır. Kâhin olmaya gerek yok, çokça yazıldı, söylendi. Akar hem Irak merkezi yönetimine hem de Kürdistan bölge yönetimine her halükârda bu ‘operasyonu’ yapacaklarını iletti ve onların da destek sunmasını istedi. Irak’ın ne dediği tam netleşmese de, Kürt bölgesinin yeşil ışık yaktığı belliydi. Bundandır ki, görüşmelerden sonra Türk heyeti kendinden emin konuşuyor, oraya buraya üst perdeden tehditler savuruyordu.

Hal böyleyken, yani dosta, düşmana ‘siz ister kabul edin ister etmeyin’ biz Gare’ye ‘operasyon’ başlatıyoruz deyip, sonrada çekilmek, elbette kolay açıklanamazdı. Ki, Türk ordusunu, devletini en fazla zorlayan gerçek de bu oldu.

Dikkat edelim! Şimdi hem devlet yönetimi hem de denetimlerindeki medya sistemli bir biçimde Gare’ye esir askerleri kurtarmak için gidildiğini söylüyor. Toplumun böyle bilmesini istiyor. Tek amaç, hedef buymuş gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu algıyı oluşturabilirsek büyük yenilgiyi gizler, psikolojik yıkımdan kurtulabiliriz hesabı yapılıyor. Fakat nafile. Denilenlere toplum inanmıyor. Ne bu esirlerin kurtarılması için gidildiğine ne de meselenin sadece bu olduğuna. Ki, bu esirler 6 yıldır PKK’nin elinde bulunuyor. Türk devleti bunları sağ getirmek için en basit bir girişimde dahi bulunmuş değil. Mesele sadece bir esir kurtarma ‘operasyonu’ ise, o halde neden genelkurmay başkanı ‘bugüne kadarki en büyük operasyonu yaptık’ diyor. Hani, bu PKK bitmek ile yüz yüzeydi. Öyleyse bu kadar kapsamlı bir ‘operasyona’ neden ihtiyaç duyuldu. Açık ki, tüm bunlar Merdi Kıptinin ‘şecaat arz eylerken sirkatin söylermiş’ sözüne denk düşüyor. Akar ve beraberindekilerin de, Erdoğan ve çevresindekilerin de Gare’den çekilme sonrası yaptıkları açıklamalar evdeki hesabın fena şaştığını söylüyor. Yaşanan büyük şok da bundan ileri geliyor. Gare’ye gidip yerleşerek, yaklaşan 15 Şubat’ın Kürt halkı üzerindeki etkisini katbekat arttırmak isteyen Türk devleti, Kürt tarafının dediği üzere ‘bir gece ansızın’ çekip gitmiştir. Şüphesiz, bu gerisin geri çekilmenin sonuçları oluyor ve daha fazla olacak. AKP- MHP iktidarı Zap’ı aşan bir kırılma yaşıyor, daha da yaşayacak. Gare’de her tepenin başında bir İHA-SİHA’nın dolandığı dile geldi. Buna rağmen HPG alanı savunmuş ve bunun da ötesine geçerek, saldıranları geldikleri yere göndermişse, bu yenilginin Türk ordusuna ve mevcut iktidara yansıması kaçınılmazdır. Bakmayın siz, hamasetle orayı burayı tehdit etmelerine, HDP’ye saldırmalarına. Hakikat gün gibi ortadadır. Ne psikolojik savaş yöntemleri ne medya manipülasyonları artık bu iktidarı kurtaramaz.

yeni yaşam

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here