Tahir Elçi duruşması: Şüpheli polislerin tutuklanma talebi reddedildi

0
87

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesine ilişkin açılan davanın 2’nci duruşması görüldü. Cinayet şüphelisi 3 polisin tutuklanma talebini reddeden mahkeme, sanıklara yurtdışı çıkış yasağı getirdi

Diyarbakır’da sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı 28 Kasım 2015’te Sur ilçesinde Dört Ayaklı Minare önünde öldürülen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi cinayetine ilişkin açılan davanın 2’nci duruşması başladı. Sanık polis F.T., S.T. ve M.S. ile Uğur Yakışır hakkında açılan dava Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Elçi’nin avukatlarının hazır bulunduğu duruşmaya, sanık polisler de bulundukları kentlerden SEGBİS’le katıldı. Duruşmaya, Elçi ailesi, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Semra Güzel, Mahmut Toğrul, Dersim Dağ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel, milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Alpay Antmen, insan hakları savunucuları, Hollanda Büyükelçiliğinden Sera Aleksandr Marshall ve birçok kentin baro temsilcileri katıldı.

Mahkeme heyeti, Covid-19 tedbirleri gerekçesiyle duruşma salonuna 83 kişinin alınmasına karar verdi. Diyarbakır Adliyesi önüne ve mahkemenin bulunduğu koridora çok sayıda polis konuşlandırıldı. Duruşma kimlik tespitiyle başladı.

Avukatlar söz aldı

Avukat Benan Molu, “Bu dava Elçinin mücadele ettiği davalar gibi cezasız bırakılmak isteniyor. Devlet yükümlülüklerini yerine getirmiş olsaydı Tahir Elçi hayatta olacaktı. Örgüt üyelerinin yakalanmasına ilişkin operasyon usulüne uygun yapılsaydı Tahir Elçi hayatta olacaktı. Devlet soruşturmanın en başında olay yerini yok etti. Elçi’nin vurulma anına dair kamera kayıtları yak yok edildi, ya da kaybedildi. ATK görüntülerde kesintilerin olduğunu kabul ediyor. Dosya resmi olarak kısıtlama kararı olmamasına rağmen fiili olarak avukatlara kısıtlanıyor” dedi.

Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, “Bu dava bir yüzleşme davası bizim için. Şüphesiz birinci önceliğimiz Elçi’nin faillerini ve arka planını ortaya çıkarmak. Sistematik olarak Diyarbakır Barosu hedef haline gelmiştir. Biz failleri ve arka planını ortaya çıkarmak için katılıyoruz bu davaya” ifadelerini kullandı.

Van Barosu Başkanı Zülküf Uçar, “Tahir Elçi’nin Kürt sorunun çözümü noktasında yürüttüğü mücadele hepimizin mücadelesiydi. İnsan hakları mücadelesinde çok bedel verdi. İlerleyen zamanlarda Kürt sorunu noktasında bir yere ulaşacaksak Tahir Elçi’nin katkısı büyüktür” ifadelerini kullandı.

Mardin Baro Başkanı İsmail Elik de “Onun katledilmesi hak arayan, adalet arayan, barış isteyen bütün toplumu mağdur etmiştir. Biz de bu hak arayışına Mardin Barosu olarak katılmak istiyoruz” dedi.

Türkan Elçi: Keyfilik vicdanları yaralar

Duruşmada müşteki sıfatıyla söz alan Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, ilk duruşmada mahkeme heyetinin tavrını eleştirerek, “132 gün önce gerçekleşen davada meramımızı anlatacaktık, fakat saygı duyduğumuz makam bizi dışarıya atmakla tehdit etti” dedi.

Adaletin gerçekleşme olanağının bu salonda olduğunu, bunu gerçekleştirme yükümlülüğünün de mahkeme heyetine ait olduğunu sözlerine ekleyen Elçi, “Bir yargı makamı kendini adaletin hizmetinde değil de devletin bir memuru olarak görüyor ve sanık sandalyesinde devletin menfaati için çalıştığını iddia eden polisleri yargılama hususunda hassas davrandığını hissettiriyorsa, bunun keyfi bir yaklaşım olduğu, keyfiliğin vicdanları yaraladığı da bilinmelidir” diye konuştu.

‘İnsani duygularıyla hareket etti’

Türkan Elçi, konuşmasının devamında şunları söyledi: “Bugün bizi bu salonda bir araya getiren cinayet dosyasında maktul olarak yer alan, koca bir şehrin baro başkanı, ömrünü cezasızlıkla mücadeleye adamış Tahir Elçi, toplumun kaosa sürüklendiği, sokaklarda bombaların patlatıldığı, silahların gece gündüz susmak nedir bilmediği, masum insanların zarar gördüğü bir gidişata hiç kimsenin cesaret edip dur diyemediği bir anda, sadece kendi insani duygularının etkisiyle ve savaşa karşı durmak gerektiğine olan inancıyla son sözlerini dile getirdiği anda katledildi.

Bugün bu salonda bunu içtenlikle dile getirmek isterim ki bir insan olarak insanların ölümünden duyulan mahcubiyeti yüreğinde hisseden bir baro başkanını katledenlerin cezalandırılması yönünde mücadele etmememiz de bize kefareti ödenemez bir suçluluk yükleyecektir. Bu talep bir eşin talebi olduğu kadar, bir suçun cezasız kalmaması için sıradan bir vatandaşın insani bir talebi olarak da kabul edebilirsiniz. Yaşanan insanlık dramının karşısında kendini sorumlu hisseden birinin, kaosa mahal verecek şiddet dilini reddederek savaşa karşı olduğunu, savaşın taraflarından çekinmeden samimiyet ve cesaretle dile getirdiği esnada katledilmesi, toplumda yankı bulmuş, ölümü esefle karşılanmıştır.

Bugün bizi bu salonda bir araya getiren cinayetin acısını dile getirip, faillerin cezalandırılmasını talep ettiğim kadar, bu menfur cinayetin toplumun üzerindeki tezahürünün de göz ardı edilmemesi gerektiği hususuna dikkat çekerek, adaletin tecelli edeceği beklentisinin toplumun umudu haline geldiğini de belirtmek isterim.”

Tutuklama çıkmadı

Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katılan sanık polislerin savunmalarına geçildi. Hakkındaki iddialara ilişkin savunma yapan sanık polis Sinan T., “Olay günü haber merkezinin anonsuyla Dört Ayaklı Minare’de görev aldım. 25 metre mesafede postane ile cami girişi önünde görev aldım. Meydanda silah sesi gelince cami girişinde silahımı doldurarak beklemeye başladım. İlk şahsa iki el ateş sonra gelene 4 atış yaptım. İkinci koşan 4-5 metre sonra bana ateş etti yaralandım. Bulunduğum yere çöktüm. Görüntülerde net gözüküyor önümde zırhlı araç ve bir kornet araç vardı. Dört Ayaklı Minare görülmüyordu. Yakın mesafede ve hedef gözeterek örgüt üyesine atış yaptım. Diğer sanıklarla aynı şubede çalışıyorduk. Hiçbir istihbari bilgi gelmedi. Şikayetçiyim. Davaya katılma talebim yoktur” dedi.

Ardından çapraz sorguya alınan sanık Sinan T., mahkeme başkanının, “Londra Üniversitesi raporuna göre şüphelisiniz bu konuda bir söyleyeceğin var mı?” sorusuna, “Raporun gösterdiği yerde olsaydım diğer polisler de beni görürdü. Kornet aracı görüşümü engelliyordu. Mesut Sevgi’yi hiç görmedim. Kornetin arkasında olduğum için görmedim” yanıtını verdi.

Avukatların da sorularını yanıtlayan Sinan T., sorulara şu yanıtları verdi:

“*Hangi dönemde Diyarbakır’da görev yaptınız?

2013- 2019’da görev yaptım. Tahir Elçi’yi isim olarak tanıyordum. Basın açıklamasını kayıt altına almak için oradaydım. Net olarak altı el ateş ettim. Yaralandıktan sonra ateş etmedim. Silahı yere koydum.

*Örgüt militanları size yöneldiler, size doğru koştular, daha önce ananos aldınız mı?

Bir ticari taksinin Balıkçılarbaşı istikametinden geldiği anons edildi sadece. İki arkadaşımın şehit edildiği de anons edilmedi. İstihbarat Şube’den tanıdığım yok, bulunduğumuz sokakta İstihbarat Şube’den kimseyi görmedim. İstihbarat Şubesinin kameramanları vardı.

Cemal Temizöz ve Kamil Atak’ı tanımıyorum. Mermi sol karın boşluğundan içeri girdi. Şahsın gidiş yönüne doğru atış ettim. Önümde araba vardı. Tahir Elçi yönüne doğru atış etmedim. Dört Ayaklı Minare’nin ayakları dahi görünmüyordu. Sonra gittim baktım o yöne doğru atış etmem mümkün görünmüyordu. Yaralandıktan sonra kimseyi göremedim.

*2019 yılında Diyarbakır’da çalıştınız? Kaç yıl Güvenlik Şubedeydiniz?

Tam hatırlamıyorum. Yaralandıktan sonra araç bakım bölümüne geçtim. Güvenlik Şube basın açıklamasına dair raporunu hazırlar. Diğer şubelerin çalışma prensibini bilmiyorum. Terörle Mücadele ve İstihbarat da takip ediyordu. Herhangi bir soruşturmaya tabi tutulmadım.

*Sokakta kimler vardı?

İki ekip arkadaşım vardı. Diğer kısımlarda ise Fuat ve diğer ekip vardı. Kameramanlar ve insanlar vardı.

*Sivillerin korunması açısından tedbirli davrandınız mi?

Silah sesleri geldikten sonra sokak içerisinde kimse kalmadı. Görerek ve hedef göstererek atış yaptım. Dökümcüler Sokak’ta görevliler vardı ama tarif edemem şimdi. Kimin olduğunu bilemem.

* Savcılığa kaç kez ifadede bulundunuz?

İki defa savcılığa ifade verdim. Sadece beyanlarımız alındı. Dökümcüler Sokak’ta karşılıklı olarak diğer polislerle duruyorduk. Bursa, Antep, Başkale sonra güvenlik şubeye geldim. Biz emir komutayla çalışırız. Emirlere uyarız.”

Yoğun silah sesleri

Daha sonra mahkeme başkanının, “kaçan örgüt üyeleri ve sokakta bulunan polisler dışında silah kullanan oldu mu, uzun namlulu silah kullanıldı mı?” sorusuna yanıt veren Sinan T., “Görmedim. Yoğun silah sesi vardı. Uzun namlulu silah sesini yaralandıktan kısa süre sonra duydum. Kısa sürede önümden geçtikleri için arkasında polis var mıydı göremedim. Kontrol etmedim. Bizim görevimiz sadece basın açıklamasını tutanak altına alıp sunmaktır. Görüntülerde net gözüküyor örgüt üyesinin önünde ve arkasında kimse yoktu” diye konuştu.

Rapor taraflıdır

Sinan T.’nin avukatı ise müvekkilinin beyanlarına katıldığını belirterek, “Müvekkil sanık değil mağdurdur. Müvekkilim orda sadece sınırlı bir güvenlik sağlamak için oradadır. Merhumun ölümünden sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Hayati derecede yaralanan müvekkilin sanık olması üzücüdür. Londra laboratuvarından gelen taraflı raporla müvekkilin sanık durumuna düşmesi üzücüdür. Müvekkilim yaralandığı için şikayetçiyiz. Davaya katılma talebinde bulunuyoruz” dedi.

Şarjörüm bitti, şarjör değiştim

Hakkındaki iddialara ilişkin savunma yapan Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) ile ihraç edilen ve o dönem polis olan sanık Mesut S., “Olay günü ekip amir vekili Fuat T. görevli olduğumuzu söyledi. Dört Ayaklı Minare’ye gittik. Görevimiz basın açıklamasını kayıt altına almaktı. Basın açıklaması bitti. Yaşlı bir adam Tahir Elçi’nin yanına geldi, konuşma bitmeden silah sesi geldi. Benim Tahir Elçi ile aramdaki mesafe 1 buçuk metreydi. Balıkçılar Başı istikametine baktığımda iki kişinin geldiğini gördüm. İlkinde silah yoktu, ikincisinin elinde silah vardı. Ben de ayaklarına doğru atış ettim. Tahir Elçi tam arkamdaydı. Sanık duvara doğru kaçarken ben 3 el atış yaptım. Atış açısıyla başkan arasında 5 metre vardı. Yan atış pozisyonda atış yapıyorduk. Malum raporun aksine biz yatay açısıyla atış yapıyorduk. Güvenlik alma gibi bir görevimiz yok. Sadece şahsın sokağa girdiği anı gördük. Biz de telsiz olmadığı için anons yapıldı mı bilmiyorum. Tahir Elçi’nin vurulma anını görmedim. Mermim bittiğinde bir kişinin yerde olduğunu gördüm. Şarjörüm bitti, başka şarjör istedim. Kimse gidip rahmetli başkana müdahale etmedi. Sadece silah ve ambulans istiyorduk. Diğer sanıklara aynı şubede görev yapıyorduk” dedi.

Tutarsızlık var

Mahkeme başkanının Londra Üniversitesi’nin raporuna göre açık bir şekilde Tahir Elçi’e atış yapabileceğini belirtmesi üzerine Mesut S., “Tahir Elçi’nin vücudunun yüzde 30’u minarenin arkasına düşüyor. Sanki başkan sokağın içinde ve minarenin önünde vurulduğu söylüyor. Tek bir tanık var gazeteci Mehmet Türk. Yüzü dört ayaklı minareye dönük bir şekilde hendeklere yöneldiği sırada yere düştü diyor. Ve minarenin arkasındaydı diyor. Çok sayıda silah sesi geldiği için uzun namlulu silah sesi var mıydı fark edemedik. Sokak 7 metre benimle başkan arasında hemen arkamda 2 metre var. Modellemede tutarsızlık var” yanıtını verdi.

Mesut S., avukatların sorularına şu yanıtları verdi:

“*Militanlar sokağa girdiğinde gördünüz mü?

Bana göre soldan gelen şahsı gördüm. Koşarken elinde silah olduğunu gördüm. Sinan T.’ye gelmeden önce şahsı gördüm. O zaman fark edemedik Sinan T.’nin vurulduğunu. Sinan Beyin sokaktan içeri girdiğini arabanın orada gördüm. Sinan Bey açımızdan biraz daha içerde. Şahıs çapraz yaparak geliyor. Aynı gün amirlerim tarafından mülakata alınmadım. Sur İlçe Emniyete aynı günün öğleden sonra çağrılmadık. TEM Şubede savcılık ve 4 müfettiş ifademizi aldı. İhraç edilmeme dair hakkımda herhangi bir soruşturma yoktur.

*Olaydan hemen sonra nereye gittiniz?

İl Emniyet Müdürlüğü’ne gittim. Ölümden sonra Diyarbakır’dan sonra hemen tayinim gerçekleşti. Hedef olduk çünkü. Bunlar vurdu diyorlardı. Devlet öyle uygun gördü. Olay günü sarsılmaz silah kullanıyordum. Silahımda 15 mermi vardı. Mermilerin hepsi bitti. Şahısların bize doğru koşması ve bizi geçmesi yaklaşık 9 saniye sürdü. Bu sürede mermim bitmişti. Ben de yerdeki İstihbarat Şube kameramanının silahını alıp karşıya geçtim. Köşe başında siper aldım. Şahıs duvar dibinden kaçıyor ama Londra raporunda sanki duvardan 2 metre uzaktaymış gibi çizilmiş. Ben şarjör isterken Tahir Elçi’nin yerde olduğunu gördüm. İlk eylemcide silah olmadığı için ona hiç atış etmedik. Fuat T.’yle aramızda hiçbir sohbet geçmedi. Sadece şarjör istedim. Biz silahlı şahsı etkisiz hale getirirsek başkanı koruyacağımızı düşündük.”

Kaç el ateş ettiğini hatırlamıyor

Hakkındaki iddialara ilişkin savunma yapan sanık polis Fuat T. ise şunları belirtti: “Olay günü 10.30’da Diyarbakır Barosu’nun Dört Ayaklı Minare önünde açıklama yapacağı komiser tarafından bana iletildi. Güvenlik Şube olarak orda görev aldık. Gittik orda konum aldık. Ben ve Mesut, Dört Ayaklı Minare önüne geldik. Gazetecilerin beklenmesi üzerine 10.40’ta basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya katılanlar dağılırken, bir yaşlı adam Tahir Elçi ile konuştu. O sırada iki şahıs bizim bulunduğumuz yöne ateş ederek koşmaya başladı. Bize doğru gelirken ateş etmeye başladı. Ben de korner aracın önündeydim. Şahsa doğru hedef gözeterek atış yaptım. Kaç el atış yaptığımı hatırlamıyorum. O alanda canlı olarak kimse yoktu. Vedat Komiserimin ambulans istediğini gördüm. Takviye ekipler geldi.

Artan silah sesleri

Benim olduğum yerde Tahir Elçi’yi görmedim. Bir şahsın yerde yüzüstü olduğunu gördüm. Daha sonra Tahir Elçi olduğunu fark ettim. Dört Ayaklı Minare bizim Tahir Elçi’yi görmemizi engelliyordu. Benim olduğu yerden Tahir Elçi görme imkanı sıfır. Yaşlı adamla konuşurken onu gördüm daha sonra görmedim. Şahısların sokağa girmesiyle birlikte silah sesleri çoğaldı. Hangi silahtan hangi ses geldiğini ayırt edemezdik. Londra’dan gelen yanlı bir rapor Tahir Elçi’yi vurma imkanımız yok.”

Sanık Fuat T.’nin avukatı, olay yerinde keşif yapılmasını talep etti.

Daha sonra avukatların sanık Fuat T.’ye birçok soru yöneltti. Fuat T.’ye sorulan sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:

“*Diyarbakır’da kaç yıl görev yaptınız. O gün göreviniz neydi?

1998-2016’da Diyarbakır’da görev yaptım. Güvenlik Şubeye bağlı ekip amir vekiliydim. Biz basın açıklamasını takip ediyorduk sadece. Diğer arkadaşların görevi neydi bilmiyorum. Sinan T.’yi yaralı olarak gördüm. Şahıs bize doğru gelirken hedef alarak silahımı çektim. Ben akşam görüntüleri izlerken bizim bulunduğumuz yere doğru silahını attığını gördüm.

*Uzun hattan görüşelim demek nedir?

Cep telefondan görüşelim demektir. Basın açıklamasında telsiz sesini kıstığımız için telefondan konuşuruz. Benle Mesut arasında diyalog geçmedi. Sorumlu Vedat Komserimin yanına bizden yaralanan var mı bakmaya gittim. Sinan’ın yanına gittim. Vurulma anını görmedim. Teröristi o yöne ateş ederken gördüm. Kornet aracın önündeydim, Mesut da yanımda bekliyordu. Terörist şahıs sol taraftan sokağa girdikten sonra ben de yer değiştirip orta alana gittiğimde Tahir Elçi’nin yerde olduğunu gördüm. Olaydan sonra kendi emniyetimize gittik. Kaç el atış ettiğimi ve silahı kontrol edip etmediğimi hatırlamıyorum. Terör Şubede olayın görüntülerini akşam saatlerinde ifademizi verirken izledim.

*Sizin de imzanızın bulunduğu olay tutanağı neden akşam saat 21.00’da düzenlendi?

Onu bilmiyorum.”

Mahkeme heyeti, duruşmaya yarım saatlik ara verdi.

Aranın ardından mahkeme heyeti, talepleri aldı. Cumhuriyet Savcısı, biri gizli tanık olmak üzere 5 tanığın gelecek celsede dinlenmesi için talimat yazısı yazılmasını talep etti.

Duruşmada söz alan avukat Aynur Tuncer Yazgan, gelecek celsede sanıkların duruşmada hazır edilmesini, gizli tanığın dinlenmesinde kendilerinin de doğrudan soru sormalarına olanak tanınmasını talep etti.

Tutukluluk talebi

Diyarbakır Barosu Başkanı avukat Cihan Aydın, sanıkların kaçma şüphesi ve suçun mahiyeti göz önünde bulundurularak sanıkların tutuklanmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanık 3 polisin tutuklanması talebini reddederek, adli kontrol tedbiri olarak yurtdışı çıkış yasağı uygulanmasına karar verdi.

Mahkeme heyeti gelecek celsede, dinlenecek gizli tanığın sesinin değiştirilerek mahkeme huzurunda dinlenmesine, sanık polis, Sinan T.’nin suçtan zarar gören olarak kabulüne hükmetti.

Mahkeme ayrıca, sanık avukatların keşif talebinin daha sonra değerlendirilmesine, 5 tanığın gelecek celsede dinlenmesine, sanıkların mahkemeye bizzat katılma talebinin reddine karar vererek duruşmayı 14 Temmuz’a erteledi.

Ne olmuştu?

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Diyarbakır’da sokağa çıkma yasaklarının yaşandığı 28 Kasım 2015’te Sur ilçesi ve Dört Ayaklı Minare’nin çatışmalardan gördüğü tahribata karşı yaptığı açıklamanın ardından öldürüldü. Elçi cinayetinin olay yeri incelmesi 4 ay sonra, 17 Mart 2016’da yapıldı. Daha önce tespit edilen 83 delilden sadece 43’ü toplandı. En önemli delilerden sayılan Elçi’yi öldüren mermi çekirdeği bulunmadı. Elçi’nin vurulma anının da olduğu polis kamerası görüntülerinde 13 saniyelik, aynı sokakta bulunan PTT Şubesi’ne ait 5 no’lu güvenlik kamerası kayıtlarında ise 17 dakikalık görüntü kesintisi olduğu ortaya çıktı. Başka bir işyerine ait dört kameradan üçü çalışırken, cinayet mahallini gören dördüncü kameranın ise çalışmadığı öne sürüldü. Soruşturmanın başında Elçi’ye doğru ateş ettikleri kamera görüntülerine yansıyan 4 polis “tanık” olarak dinlendi.

Londra Üniversitesi tespit etti

Diyarbakır Barosu’nun gazetecilerin çektiği olay yerine ait görüntüleri Londra Üniversitesi Adli Mimarlık Bölümü Forensic Architecture’a gönderdi. Üniversite hazırladığı raporda, fail olarak tespit ettiği 3 polisten birine ‘kesin fail’ olarak işaret etti. Ancak savcılık bu raporu dikkate almayarak ATK’den rapor istese de ATK rapor hazırlamadı.

Birçok toplanmamış delile rağmen 4 buçuk yıl sonra soruşturma tamamlandı. Diyarbakır 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianameyle tutuksuz yargılanan sanık polisler F.T., S.T. ile M.S.’nin ‘bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten’ 3 yıldan 9 yıla kadar hapsi isteniyor. Diğer PKK’li firari sanık Uğur Yakışır hakkında ise hem Elçi hem de aynı gün öldürülen polisler Cengiz Erdur ve Ahmet Çiftaslan cinayetleri suçlamasıyla üç kez ağırlaştırılmış müebbet ve 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Ayrıca sanık Yakışır hakkında 15 Eylülde hazırlandığı ve dava dosyasına konulduğu ortaya çıkan yeni iddianameyle de “devletin birliğini bozmak” ve “Kasten öldürmek” suçlarından cezalandırılması isteniyor.

HABER MERKEZİ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here