Reis zorda

Cumhur İttifakı’nın yaşadığı kan kaybı devam ediyor. Hâlâ kontrolün kendisinde olduğu görüntüsünü vermeye çalışan Cumhur İttifakı’nın havuz medyasıyla yarattığı medya tekeli, Cumhur İttifakı’nın yanlışlarını gizlemek için durmaksızın işliyor. Erdoğan’ın yargıyı kontrolü altına alarak düşünce özgürlüğüne darbe vurması, özgür ve muhalif basını engelliyor. Cumhur İttifakı’nın iç dengelerinin sarsılmasıyla AKP’de yaşanılan sallantılar her ne kadar perde arkasında sabitlendirilmek istenilsede, yaşanılan iktidar krizi bu önleme karşı yetersiz kalıyor. Erdoğan’ın damadının kaybolması, AKP kadrosunun bir çoğunun MHP’den rahatsız oluşu, her geçen gün saklanılamayan politik gerçekler olarak dikkatleri üzerine çekiyor. Cumhur İttifakı’nda yaşanılan bu çürümenin en belirgin hâli ise, Erdoğan’ın Millet İttifakı bileşenlerini ziyaret etmeye başlamasından fark ediliyor. Saadet ve İYİ Parti’yi koparmaya dönük atılımlar ve CHP’nin masaya çağrılması, Cumhur İttifakı’nın çaresizliğini ve çırpınışlarını sergileyen önemli karelerdir. Reis’in yeni politikalar üretememesi ve bu nedenle eskiden kalma bir takım siyasi stratejilerini tekrar etmeye çalışarak gündemi

memnun etmesi, Cumhur İttifakı’nın artık yeni siyasi hamlelerinin olmadığını kanıtlıyor. Cumhur İttifakı’nın kurucusu ve baş aktörü olan Reis’in siyaset üretememesi Reis’i bir yandan reform paketleriyle uğraştırırken aynı zamanda Reis’i muhalif kesimlere karşı sopa göstermeye mecbur ediyor. Fakat tüm bunlardan başka, Reis için asıl önemli olanın, büyük sermaye kesimlerinin Reis’e karşı gittikçe memnuniyetsizlik duymaları ve Reis’in zorda olmasıdır. Sokaktakilere ve sermayedarlara artık söz geçiremeyen Reis’in, çok açık bir şekilde görüldüğü gibi derin devletin meşru temsilcisi Bahçeli’den başka bir güvencesi kalmamıştır. Her ne kadar Reis, Bahçeli’yi, tıpkı Fetö gibi arkadan vurma niyetinde olsada şimdilik bu davranışın erken olduğunun farkında. Muhalefet partisi CHP’nin ise halkın muhalif düşüncelerini orijinal şekliyle meclise taşıyamaması, Cumhur İttifakı’nın zaman kazanması için önemli fırsatlar sunuyor. İttifak mekanizmasına yakından baktığımızda başlayan siyasi yalpalamaların, milliyetçiler ve kontrgerilla birlikleri içinde yaşanması ve bu nedenle ülkücülerin, islamcıların siyasi otoritede, Reis’in sınırlarını aşarak iktidara yön vermeleri, gelişen AKP-MHP bloğunun siyasi vizyonunun çete örgütlenmelerine doğru

ilerleyişini gösteren, totaliter rejimin son versiyonunu gösteriyor. Cumhur İttifakı’nın seçmen tabanının dağılarak, seçmen karakteri dışında sabit bir hizipçiliğin Reis’in karşısında büyümesi, Reis’i yeni iç politika stratejileri geliştirme noktasında taktikler üretmeye zorunlu kıldırtan gelişmeleri doğuruyor. Türkiye’de, Reis ekonomisinin yaşadığı ağır kriz nedeniyle, siyasetin dinamik gücü olan paranın piyasadaki hareketliliğinin zayıflaması ve ülkeye  giren yabancı sermayenin azalması, hem esnafın cirosunu düşürüyor hem de Reis usûlü sosyal politikaların gelişmesini kısıtlıyor. Bu yüzden Reis’e olan ilginin kentsel merkezlerde azalması, Cumhur İttifakı’nın moralini kötüleştirerek, Reis’in, Anayasa Mahkemesi’ne müdahale gibi hesapsız tavırlarının önünü açıyor. Reis’in, Anadolu sağcılığını tesiri altına alan siyasi üslubu sayesinde, yüzde elli çoğunluğunu aldığı dikta yönetiminin artık gün geçtikçe muhatapsız kalması, Reis’in sadece seçim kazanabilme yeteneğinin olduğunu gösteren bir gerçekle Reis’i yüzleştiriyor. Fakat yinede Reis yalnız değildir. Reis’in altın günlerini restore etmek için kolları sıvayan Gül,  Davutoğlu, ve Babacan her ne kadar şu anda farklı kulvarlarda olsalarda, AKP’nin altın yıllarına duydukları özlemlerle, kendi

kalplerinde bir Reis olabilmenin umudu  ve çabası içindeler. Şu an özenilen Reis’in ise iki aydır aramasını beklediği Biden’le herhangi bir telefon görüşmesi yapamaması, Reis’in, iktidar kampanyaları prestijinin düşmesine neden oluyor. Bu duruma öfkeli olan Reis’in bundan dolayı sinirlenmesi, Kürt halkına karşı cesaretlenmesine ve HDP’ye yönelik operasyonlarını hızlandırmasına yeni bahaneler üretiyor.  Özellikle demokrasi konusunda ciddi bir duruşu olan Sayın Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesi, Reis’in kendi gücüne hayran kalmasını sağlıyor. Cumhur İttifakı’nın başını çeken Reis’in, Siyasi Partiler Kanunu’nu yeniden dizayn etmeye yönelik sürdürmüş olduğu iktidar mücadelesi, cumhurbaşkanlığı makamının güvencesi için şart. Reis’in bu mevki için gelecek seçimde yarıdan 1 fazla oy alması gerekiyor. Bu hamlelerle yeni seçim için bir yol temizliği yapan Reis’in, gelecek seçimde halktan hâlâ umutvari olması; halkın Cumhur İttifakı’na ve Reis’e karşı düşüncelerini kararlaştıracak, kritik bir süreç olarak neticelenmeye doğru yol alıyor.