Çözüm diye gelen AKP’nin kendisi sorun oldu!

Ülkedeki sorunlara çözüm olacağız diyen AKP bugünlerde artık kendisi bir sorun haline geldi. Bugün baktığımızda Türkiye’de en büyük sorun AKP’nin kendisidir. Sorunları çözmeye AKP hükümetinin ülkeyi her gün çıkmaza sokan politikalarını çözmekle başlamak gerekiyor. Bugün ekonomik ve siyasal anlamda ülkenin geldiği noktaya baktığımızda yaşamın tüm yönleriyle adeta durma noktasına geldiğini görebiliyoruz. AKP’nin ülkedeki sorunların çözüm anahtarı HDP’yi hedef tahtasına oturtması anlaşılır bir durum değil. Hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin ezilenlerin yoksayılanların, inkar edilenlerin sesi olan HDP’ye dikkate almadan hiçbir çözüm üretemez. Bunu bilmelerine rağmen ısrarla HDP’ye yönelik saldırılar aslında devletin Kürt sorununa yaklaşımı ortaya koyuyor. HDP’nin üzerinde Kürtlere vurmak olsa olsa ülkedeki sorunların daha da kangrenleşmesine sebep olmanın ötesinde bir şey kazandırmaz.

AKP bugüne kadar her seçim döneminde yeni bir anayasayla tüm sorunları üstesinde geleceğini söyleyerek, zamanında Alevi çalıştayları ve buna benzer çıkışların kendi iktidarını sürdürmek için yaptığı sonraki süreçte ise milliyetçi-ırkçı çevrelerle hareket ederek kendisi bir sorun haline dönüştü.

Bu söylemler daha öncede duyduğumuz demode söylemler olduğu için çözümü zamana yayarak eritme politikalarına olduğunu iyi biliyoruz. Dolayısıyla da bu tür yaklaşımların hangi anlayışın ürünü olduğunu, bugün geldiğimiz çağda halen Kürtlerin ana diliyle, Alevilerin kendi inandıkları gibi ibadet edip edemeyeceklerini tartışılıyorsa bu ülkenin içinde yaşayan ötekilerine yaklaşımı ortaya çıkıyor.  AKP-MHP koalisyon iktidarı Kürt halkı ve demokrasi güçlerinin kendini ifade etmesi için imkân dahilinde olan ne varsa bertaraf etme anlayışıyla hareket ediyor.

İktidar bloğunun HDP’ye ve Kürt halkına yönelik saldırı konseptinde gerektiğinde muhalefeti de işlevsel kıldığını hatırlamakta fayda var.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasında CHP’nin önemli bir rolü oldu. İYİ Parti HDP milletvekillerine yönelik olarak meclise gelen yeni fezlekeleri, daha milletvekillerinin neyle suçlandığını dahi görmeden, onaylayacağını şimdiden ilan etmiş bulunuyor. Adeta HDP’ye yönelik saldırıları bir görev almış gibi algılayan bir yaklaşım içerisindeler. Çünkü bu zihniyet kendi varlıklarını farklılıklara saldırarak sürdürüyorlar.

AKP-MHP koalisyonu daha önce parlamenter sistemin alternatifi Cumhurbaşkanlığı sistemi olduğunun üzerinde iktidarını sürdüren Tayyip Erdoğan ve iktidar bloğunun bugün artık sık sık 2023 yılına atıfta bulunuyorlar; 2023 hedefiyle Türkiye’yi bir dizayna tabi tuttuklarını sık sık dilendiriyorlar. Bu temelde belediyelere, demokratik kitle örgütlerine, derneklere ve üniversitelere kayyum atayarak halkın, siyasetin ve kurumların iradelerini gasp etmenin yanı sıra; polisiye baskılarla, algı operasyonlarıyla, karalama kampanyalarıyla, farklı bir algı oluşturmak istiyorlar dolayısıyla da kendisine muhalif olan tüm kesimler ‘Türk faşizminin sarhoşluğu’ denilebilecek bir durumla karşı karşıyayız.

İktidar HDP’ye ağır yöneliyor. Ne var ki, HDP’ye yönelik saldırıları iktidarın iç ve dış politikada içine girdiği çıkmaza çare olmayacaktır; aksine çaresizliğini ve çıkmazını daha da derinleştirecektir.

İktidarın HDP’ye yönelik saldırısı temelde iki nedene dayanmaktadır. Bu nedenlerden bir tanesi; HDP’nin Kürt sorununa barışçıl ve demokratik temelde çözüm programına sahip bir parti olması, bu temelde güçlü bir temsile ve mücadele dinamiğine sahip olduğu bu uğurda verilen büyük emek ve bedellere hem sahiplik edip hem de kendisinin de aynı zamanda bu uğurda büyük bir bedel ve çabayı ortaya koymasıdır.

HDP’ye yönelik ağır saldırıların diğer sebebi ise; HDP’nin Türkiye halklarının temel demokrasi dinamiği olmasıdır. HDP ortaya çıktığından beri bu yönlü bir konuma ve role sahip bir partidir; bu yönlü son derece etkileyici ve güçlü bir konumu var. İktidar da HDP’nin bu konumunu bildiği için HDP’yi hedefliyor..

HDP şahsında demokrasi mücadelesini, toplumun, kadınların ve halkların adalet talebini, hak ve özgürlükler temelindeki talepleri sindirmeyi, marjinalleştirmeyi hedeflenmekte.

AKP-MHP koalisyonun HDP’yi hedef almasının bir diğer nedeni ise iç ve dış politikada aynı zamanda ekonomide içine girdiği çıkmazların tümünü perdelemenin yolu olarak görmesidir.

AKP-MHP koalisyonu toplumun bütün kesimlerini birleştirecekleri yerde toplumu kutuplaştırıyor ve bunun üzerinde kendi iktidarını sürdürmeyi hedefliyor. Fakat şu iyi bilinmelidir ki toplumları kutuplaştırmak ayrıştırmak tüm farklılıkları tek tipleştirmeye yönelik politikalar yürütmekle kısa vadeli iktidarlarını sürdürebilirler. Fakat uzun vadede bu ülkede yaşayan tüm insanlara en büyük kötülüğü yapmış olacaklardır.

Tüm farklılıkları kabul edileceği ve birlikte bir yaşam sürdürülecek politikalar üretmek zorundayız. Aksi takdirde bunun vebali üzerinizde olur.

Saygılarımla