Salgında uçak yolculuğu ne kadar güvenli?

0
98

Uçak yolculuğu salgında güvenli mi? Salgında seyahat etmeyi düşünen pek çok insanın merak ettiği sorulardan birisi bu. Bilim insanları, salgında uçak yolculuğunu “düşük riskli” olarak sınıflandırsa da alınacak bireysel önlemlerin çok önemli olduğuna vurgu yapıyor. Peki nedir bu önlemler? Salgın döneminde uçak yolculuğunun risklerini, yolcuların ve havayolu şirketlerinin alması gereken önlemleri mercek altına aldık.

Uçaklarda bulaşıcılık yüksek mi?

Uçaklarda COVID-19’un bulaşıcılığı konusunda çok az veri var. Ancak tüm çalışmalar, yolculuk sırasında maske gerekliliğine ve fiziksel mesafenin önemli olduğuna işaret ediyor. ABD’deki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) Bulaşıcı Hastalıklar dergisinde, Mart ayında yayınlanan bir çalışma, uçuş esnasında yüz maskelerin takılmasının ve hava filtrelemesi olmasının çok önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Söz konusu çalışmada, araştırmacılar, uçaklardan virüsün nasıl bulaştığı üzerine bir vaka çalışması için, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Dubai Havalimanı’ndan Yeni Zelanda’daki Auckland Havalimanı’na olan uzun mesafeli uçuşunu merkezine aldı. Çalışmada genomik sıralama kullanan bilim insanları, uçaktaki dört yolcunun, uçaktaki diğer iki yolcudan biri tarafından enfekte olduğu sonucuna ulaştılar. Enfekte olan yolculardan ikisi yüz maskesi takmıyordu. Çalışmada ayrıca hava filtrelemesiyle ilgili önemli bir detay var. Uçuş, yakıt ikmali için Malezya’nın Kuala Lumpur kentinde iki saatlik bir mola verdi. Bu esnada, hiçbir yolcu uçağa girip çıkmazken uçak yaklaşık 30 dakika boyunca soğuk hava ünitesine ve hava dağıtımına güç veren çevre kontrol sistemini çalıştırmadı. Hava filtrelemesindeki bu sorunun, uçaktaki bulaşı tetiklemiş olabileceği belirtiliyor.

Öte yandan CDC tarafından yapılan bir diğer laboratuvar modellemesi de orta koltuğu açık bırakmanın Covid-19’a yakalanma oranını yüzde 57’ye kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor. Üstelik bu çalışmada yolcuların maske takması hesaba katılmamıştı.

Uçak içi havalandırma bulaşı tetikler mi?

Genel kanının aksine bir uçağın havalandırma sistemi açıkken, Covid-19’a yakalanma riski oldukça az. Havalandırma sisteminde, yeni, ısıtılmış ve sıkıştırılmış hava, merkezi klima sistemi üzerinden kabine girer. Bu sistemlerde, hastanelerin ameliyathanelerinde de kullanılan HEPA (Yüksek Verimli Hava Filtresi) filtreleri bulunur. Yolcuların soluduğu havayı temizlemek için kullanılan bu filtreler, havada asılı duran ve farklı boyutlarda bulunan partiküllerin yüzde 99,95’ini tutacak şekilde tasarlanmıştır. Bu da enfeksiyon riskini büyük ölçüde azaltır. Bu filtre sayesinde kabin içindeki hava dışarıdan gelen temiz hava ile karıştırılır ve filtreleme sistemi ile kabine yeniden aktarılır. Ancak uçağın büyüklüğüne ve uçuş süresine bağlı olarak içerideki havanın tamamen değişme süresi farklılık gösterir.

Uçak havalandırma sistemleri ve uçuş sırasında COVID-19’un yayılımına ilişkin çalışmalarsa halen eksik. Bilim insanları da hava sirkülasyonu ve filtrelemenin tek başına enfeksiyona karşı tamamen koruma sağlamayacağını söylüyor. Üzerinde durulan en önemli noktalardan biri, HEPA filtrelerinin yalnızca filtreye ulaşan parçacıkları temizlemesi. Bu sebeple yolcuların, filtreye ulaşmayan parçacıklarla temastan kaçınmak için yüz maskelerini takması ve fiziksel mesafeye dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. DW’nin sorularını yanıtlayan Harvard Üniversitesi Havacılık Halk Sağlığı Girişimi Direktörü Leonard Marcus, bu yüzden “Havadaki COVID parçacıklarının yüzde 99’una kadarını kaldırabilen havalandırma sistemi ile yüz maskelerinin birlikte kullanımının” gerekli olduğunun altını çiziyor.

Berlin merkezli Akkon Üniversitesi’nden Epidemiyolog Prof. Dr. Timo Ulrichs ise yolcuların ve kabin görevlilerinin uçuş sırasındaki hareketinin de virüsün bulaşmasında önemli bir rol oynadığı görüşünde. Ulrichs’e göre yolcuların ve mürettebatın uçak kabininde hareket etmeleri, hava akışının yönünü etkileyebilir; dolayısıyla bazı hava partikülleri yolcuların sadece oturduğu sırada kaldığında daha uzun süre kabinde kalabilir; sonuç olarak da enfeksiyon riski artabilir. Bu görüş, Hamburg Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde Uçak Tasarımı, Uçuş Mekaniği ve Uçak Sistemleri bölümünde görevli Prof. Dr. Dieter Scholz tarafından da destekleniyor. DW’ye konuşan Scholz, kabin içinde hareket eden insanlarla ilgili risklere atıfta bulunurken “Virüsler ve aerosoller de uçak içi hareketler aracılığıyla her yere taşınabilir” uyarısında bulundu.

Uçakta yiyip içmek riski arttırır mı?

Bilim insanları, yolcuların uçakta yemek yemekten veya içmekten kaçınması gerektiği görüşünde. Ancak çok gerektiği takdirde, kısa sürede olması gerektiğini savunuyorlar. Harvard Üniversitesi’nin uçaklarda COVID riskinin azaltılmasına ilişkin bir raporunda “Bir yolcu, yemek ya da içmek için maskesini kısa bir süre için çıkarırsa, civardaki diğer yolcular maskelerini takmalıdır” notu düşülüyor. Ancak uçakta yüz maskesinin çıkarıldığı her an, buna yeme-içme de dahil, enfeksiyon riski artar. Epidemiyolog Ulrichs’e göre bir yolcu ne kadar uzun süre yemek yerse, virüsün bulaşma riski o kadar artar.

Uçak tuvaleti kullanmak riski artırır mı?

Bu sorunun yanıtı büyük ölçüde yolcuların hijyen önlemlerini ne kadar dikkate aldığına bağlı. Epidemiyolog Ulrichs, “Uçak tuvaleti havalandırılıyor. Ancak önceki yolcunun hijyen kurallarına ne kadar uyduğunu, yüz maskesi takıp takmadığını bilmiyorsunuz” diyor. Ulrichs’e göre tuvalete girdiğinizde, eğer bir önceki yolcu yüz maskesini çıkarmışsa, daha fazla aerosol damlacığına maruz kalma potansiyeliniz var. Bu yüzden uzmanların önerisi, tuvalet kullanırken de yüz maskesi takılması.

Öte yandan Kasım 2020’de yayınlanan bir vaka çalışması, İtalya’nın Milano kentinden Güney Kore’nin Incheon kentine tahliye uçuşunda bulunan bir yolcunun, lavaboyu kullanırken enfekte olmuş olabileceği sonucuna ulaştı. Araştırmacılar, altı asemptomatik yolcunun uçaktayken Covid-19 kaptığını buldu. Uçaktaki tüm yolcular, tuvaletler dışında, tüm uçuş boyunca N95 maskesi takmıştı. Bu sebeple araştırmacıların görüşü, bulaşın tuvalet kullanımından kaynaklananmış olabileceği yönünde.

Harvard Üniversitesi’nden Leonard Marcus, uçak tuvaletlerinde diğer yolcuların temas ettiği yüzeylerin bulunduğunda dikkat çekerek “Bu nedenle el yıkamak önemli. Dezenfektan kullanmak da ekstra bir önlem olabilir. Tuvaletteyken yüzünüze dokunmaktan kaçının ve sonrasında temizlik konusunda dikkatli olun. Böylece riski önemli ölçüde azaltacak önlemler almış olursunuz” diyor.

Uçuş sırasında en iyi nasıl korunabiliriz?

Bilim insanlarına göre havalimanı ve uçak içinde yüz maskesinin kullanımı oldukça önemli. Harvard Üniversitesi’nden Dr. Marcus gibi çoğu uzman, iki maske kullanılması önerisinde bulunurken, uçuş sırasında yolcuların öne doğru bakması gerektiğini ve yiyip içmekten kaçınması gerektiğinin altını çiziyor. Bilim insanlarına göre eğer yemek yemeniz ya da su içmeniz gerekiyorsa, önce yan koltukta oturan kişinin maskesinin takılı olduğundan emin olunmalı. Ayrıca uçuş boyunca koltuk üstlerinde bulunan havalandırmalar da açık tutulmalı.

Aşı olanlar da önlem almalı mı?

ABD’deki Hastalık Önleme Merkezi, tamamen aşılanmış kişiler için, ikinci dozu takip eden 14 günden sonra, seyahatin “düşük riskte” olduğunu söyleyerek, Nisan ayının başında pandemi seyahat rehberini güncelledi. Ancak Marcus, bu konuda ihtiyatlı bir iyimserlik içinde: “Aşı olan kişileri de önlemlere uymaya teşvik ediyoruz. Çünkü ancak bu şekilde herkes, havalimanında ve uçaktayken güvenle seyahat edebilir”.

Öte yandan varyantlar ortaya çıkmaya ve yayılmaya devam etmesi de önemli bir faktör. Örneğin, Yeni Zelanda’nın Auckland kentinde bir havaalanı çalışanının, bir uçağı temizlerken İngiltere varyantı ile enfekte olduğu bildirildi. Üstelik bu çalışan, tamamen aşılanmıştı.

Uçarken başka neleri aklımda tutmalıyım?

Bilim insanları, önlemlerin yalnızca uçuşla ve bekleme salonlarıyla sınırlı olmaması gerektiğine dikkat çekiyor. Havalimanına giderken toplu taşıma kullanmaktan ve bagaj kuyruklarındaki kalabalıklardan kaçınılması gerektiğine vurgu yapılıyor. Öte yandan hem kalkış hem de varış ülkesindeki düzenlemelere uyulması, uçuş öncesi varılacak ülkede PCR testlerinin gerekli olup olmadığına bakılması, havalimanlarında uygulanan güvenlik önlemlerine dikkat edilmesi konusunda uyarılar mevcut. Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere pek çok kurum, son varyantların da etkisiyle hastalığın yayılmasını engellemek için uçuş sonrası yolcuların semptom gösterip göstermediğinin izlenmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Stephanie Burnett, Kathrin Wesolowski

© Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here