Hüseyin Görer “Türkiye’nin en büyük sorunu tekçi zihniyettir”

0
288

AKD GYK üyesi Hüseyin Görer  Alevi Kurumlarında kişiye göre yönetimlerin şekillenmesi durumuna dikkat çekerek “Türkiye’nin en büyük sorunu tekçi zihniyettir” dedi.

ELİF KELEŞ O.

Biraz kendinizden bahsedermisiniz?

Ben Hüseyin Görer  1968 Hınıs doğumluyum. 34 yıldır İzmir’de ikamet ediyorum. AÖF İşletme ve AÖF Adalet yüksek okul mezunuyum. İki çocuk babasıyım. Anadilim Kürtçe olmak üzere Zazaca ve  Türkçe dili biliyorum.  Uzunca bir süre dekorasyonculuk işinde çalıştım 8 yıldır bir kamu kuruluşunda çalışmaktayım. Bu süre zarfında İHD yöre dernekleri ve farklı STKlarda yönetici ve başkanlık düzeyinde görevler aldım ve halen bazılarında aktif görev yapmaktayım.

Alevi Hareketlerine ne zaman katıldınız ve  hangi görevlerde bulundunuz?

2004 de katıldım. 2006 Erzurum’da Alevi Kızılbaş Derneği kurucu ekibinde  yer aldım. Fakat dernek yasalara uygun olmaması nedeniyle ret edildi. 2006 eski ismi ile Hacı Bektaşi Veli kültür dernekleri şimdiki ismi ile Alevi Kültür Dernekleri Karşıyaka şubesine üyeyim. 2009 da yapılan genel kurulda şube yönetiminde yer aldım. 2015 yılına kadar bu yönetimde başkan yardımcısı, vekaleten başkanlık ve yönetimin çeşitli kademelerinde görev yaptım. 2015 Alevi Kültür Dernekleri  genel merkez yönetiminde yer aldım. MYK ve GYK görevlerinde bulundum. Halen Alevi Kültür Dernekleri Gyk üyesi ve Güney Marmara Bölge sorumlusu olarak görev yapmaktayım. Aynı zamanda ABF üst kurulu üyeliğim ve Pirsultan Abdal Dernekleri Çiğli şubesi üyesiyim.

 Alevi Hareketindeki zamanla olumlu ve olumsuz bulduğunuz işler nelerdir?

Hareketin olumlu sürecinin dönüm noktası 2002 de alevi temsilciler meclisi kurulması ve bundan hareketle Alevi Bektaşi Federasyonu gibi bir yapılanmanın ortayı çıkışıdır. 2009 dan sonra birlik ruhu içinde bir sürece evrilmenin kırılma noktası olan eşit yurttaşlık temeli İstanbul, İzmir’de ve farklı yerlerde yapılan mitingler ile başlamış olup, yine Alevi kültür derneklerinin organizasyonu ile  2014 de 12 dergahdan zorunlu din derslerini protesto etmek  amacıyla Ankara’ya yürüyüş önemli bir pratikti. 2015 yılında 15-16 ocakta yapılan büyük alevi kurultayı ve alınan kararlar önemliydi.  Dönem dönem beli sıkıntılar ve eksiklere rağmen  yurtiçi ve yurtdışı Alevi hareketinin ortak hareket etme pratiği özelikle, 2 temmuz, Maraş ve Çorum katliamlarının ortak bir duruş sergilenmesi genel kamuoyuna mal olmasında katkısı vardır. Ve yine 2012 de Alevi hareketinin üst düzey temsilcilerinin Diyarbakır da süren açlık grevlerini ziyaret etmesi ile Alevilerin hareket olarak Türkiye de ezilenlerle, ötekileştirilenler ile ve demokrasi güçleri ile birlikte hareket etmelerinin önünü önemli ölçüde açmıştır. Alevi kültür dernekleri Mardin’de Türkiye de inançlar ve kültürler arası diyalog temelli çalıştay yapmasıda bu sürece oldukça değerli katkılar sunmuştur.

Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde inanç kurulu  oluşumu ve bu oluşumun inanç alanında beli başlı çalışmalar yapması, bu konuda belli ilkesel kararlar alması ve asimilasyonun en çok gerçekleştiği inançsal ritüeller konusunda alevice dil ve söylem geliştirmenin çabasının verilmesi önemli  bir durumdur.  Fakat bu çaba verilirken tabana  Aevice ritüeller yeterince anlatilip toplum ikna edilmiyor ve bu durum ciddi bir tartışma ve tabanın kendi içinde ayrışmasına sebep oluyor.

Diğer bir olumlu durum ise son üç dört yıldır Alevi hareketinin oluşumunda yer alan yapıların daha kurumsal ve örgütlü hareket etme çabasıdır.

Olumsuzluk noktasında dönem dönem olan yönetim değişiklikleri sonrası kişilere göre kurumlara bakış açıları yönetimler üzerinden kişiselleştirilmekte ve kurumsallaşmanın önü tıkanmaktadır. Bu durum ise eylem ve söylem de parçalı bir resim ortaya koymaktadır ve sonuç olarak ;  alevilerin kazanım talepleri buna bağlı olarak bir adım daha geriye atılmaktadır.

Alevi örgütlerinin önündeki işler neler olmalıdır?

Alevi hak talepleri noktasında yıllardır savunulmuş olan eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi ilkesinden asla taviz vermemelidir.

Örgütlülük temelinde mutlaka toplumla buluşmalı, içinde bulunduğumuz süreci ve gelecekte bizi bekleyen süreç doğru okunmalı ve bu durum tabana objektif bir şekilde anlatılmalıdır. Bunun için kurumsallaşma ile birlikte gerekli araçlar oluşturulmalı, talepleri isteme noktasında asla geri adım atmamalıdır.

Alevi örgütlerinin siyasetle ilişkilenmeleri nasıl olmalıdır?

Bu ilişkilenme süreçlerinde şeffaf ve objektif yaklaşım ortaya konulmalıdır. Sonuçta içinde yaşadığınız ülkenin devletinde taleplerinizin cevap bulması gerekiyor. Devletle diploması temelinden ilişki geliştirmek zorunda.  Bunu yaparken kendi taleplerinin karşılanmasını sağlama çabası kadar “ eşit yurttaşlık” temeli bütün ötekileştirilenlerin de haklarının mücadelesini verdiğini ilkesel olarak ortaya koymalıdır.

Alevi hareketi bir STK olarak siyaset üstü bir pozisyon almalıdır. Şahsen görev yaptığım ve yapmakta olduğum noktada bu ilkesel duruştayım. Elbetde ki, siyasi yapı ile ilişki içinde olacak, olmalıdır da. Ama kesinlikle siyaset üstü noktasında olmalıdır.  Siyasete bakış açısı ilkeler düzeyinde eşit yurttaşlık laiklik ve demokrasi noktasında olmalıdır. Bu ilkeler doğrultusunda ilişki kurduğu veya kuracağı siyaset yapısına yapabiliyorsa,  Alevi hareketi olarak yön  verebilmelidir. Ve asla bu ilkesel duruşdan taviz vermemelidir.

Türkiyenin en büyük sorunu nedir?

En büyük sorunu insanların ırkı inancı ve kültürü üzerinde ayrıştırılmasıdır.  Bu ayrıştırmanın en büyük sebebi farklılıkları yok sayıp hepsini tek bir elbisenin içine koyma çabasıdır. Bu da ister istemez toplumsal bir barışın olmadığı veya sağlanmadığı gerçeğini karşımıza çıkarıyor. Toplumsal bir barışın hakim olmadığı bir ortamda yaşamın diğer alanlarının hiç birinde uzun vadeli sağlıklı ilişkilerin olması beklenilemez. İnsanların eşit birer yurttaş olduğu, bütün temel hakların anayasal güvence altına alınmış bir toplumsal sözleşme kabul edilmesi gerekir.  Buda tekçi bir yapının engeline takildiğina göre sanırım en büyük sorunu tekçi zihniyettir.

Toplumsal sorunlarda diğer demokrasi güçleriyle ortaklaşa biliyormusunuz?

Evet  toplumsal sorunların çözümünde demokrasi güçleri ile bir toplumsal sorunun çözümü için dönem dönem aksaklıklar olsa da ortaklaşabiliyoruz. Bu ortaklaşa verilen mücadele de sürecin durumuna göre de farklılıklar gösterdiğini söyleyebilirim. Diğer yapıların toplumsal sorunumuzun çözümünde bize desteği, her şeyden önce bizim yaklaşım ve bakış açımızla doğru orantılı olduğunu diyebilirim

Diğer toplumsal demokratik hareketlerden talepleriniz için destek alabiliyor musunuz?

Evet.  Alevi örgütlülüğü kanımca kurumsallaşma sürecini tamamlamıştır. Sonuç itibariyle bugün ki Alevi örgütlülüğü kurumsallaşma geçmişi  25-30 yıla tekabül ediyor. 25-30 yıl önceki koşullara uygun söz konusu olan bu yapılanma günümüz koşullarına cevap olma noktasında sıkıntılar yaşıyor. Dolayısıyla bugünün koşullarına göre güncelleşmeli ve yeniden yapılanmalıdır.

Dede talip ilişkilerinin gevşemiş olduğu günümüzde yeni bir alevilik mi üretiyor?

Bence de iş biraz oraya doğru gidiyor. Yeni alevilikte aklın ve bilimin daha çok ön plana çıkarılmaya çalışıldığı,  insanın kast sisteminde ki gibi ayrıştırılmayacağı, dolayısıyla bilgi ve birikimin hakim olduğu, tahlil gücünün yüksek, olayları ve süreçleri doğru okuyabilen, ona göre pozisyon alabilen,  ona göre mücadelenin gereklerini yerine getirebilen bir örgütlenme modeli oluşacaktır. Fakat hala  pir- talip ilişkisinin varlığını  tasavvufi boyutta elbet ki halen  belli bir kuşağın onun yaşatıyor olduğunu biliyoruz, bu durum tamemen de bittiği anlamına gelmiyor. Alevilik iç dünyasında ve  kurumlarda  bu nokta da bir tartışma derinlemesine sürüyor. Soydan gelme değil, yoldan gelme yani düşüncenin ve fikrin hakim olmaya çalıştığını ifade edebilirim.

Devlet ile Alevilerin ilişkisi nasıl olmalı?

Her şeyden önce şeffaf ve objektif olmalıdır. Bunun içinde diplomatik ve lobicilik çalışmalarını  yapmalıdır. Bu anlamda başarılı olabilmek için;  örgütlü hareket eden, talepleri de örgütsel ilkeler doğrultusunda toplumsal taleplerinin çözümü isterken, ne istediğini, neyi, niçin ve nasıl olacağı noktasında net olmalı ve  ilkesel bir duruş ile ortaya koymalıdırlar.

17.05.2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here