Pir Zeynel Kete: Xızır aklı kadın aklıdır

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

Xızır ve Xızır ayına dair değerlendirmede bulunan Şıx Çoban Ocağı’ndan Zeynel Kete, Xızır’ın ‘Rıza Toplumu’ özelliklerini yaşayanların zulme karşı sığındıkları varoluş ve kurtuluş aklı olduğuna işaret ederek, “Xızır aklı kadın aklıdır” dedi. Kete, Xızır’ın yaşamla iç içe olduğunu vurguladı. 

Aleviler için kutsal kabul edilen Hızır ayı içerisindeyiz. Alevi inancında ve toplumsallığında Xızır’ın anlamı ve önemine dair  Şıx Çoban Ocağı’ndan Pir Zeynel Kete sorularımızı cevapladı.

Diren KESER: Xızır ayı içindeyiz. Xızır denince ilk hissettiğiniz duygu nedir?

PİR ZEYNEL KETE: Zorda, darda kurtulmak, Gûman(umut) sahibi olmak. En zor şartlarda bile umudunu yitirmemek, umudu yeşertmek, birlikte gayret etmek, bu gayretle doğumu gerçekleştirmek, büyük bir gayretle çark-ı pervaza girmek aklıma geliyor.

“XIZIR TOPLUMSAL DOĞAMIZDIR, YAŞAMLA İÇ İÇEDİR”

-Xızır, inancımızın, mihenk taşı olarak kutsanır. Xızır Aleviler için neden bu kadar önemlidir?

Rêya heq Alevi toplumu farklı coğrafyalarda farklı isimlerle anılsa da Xızır bütün süreklerimizde kutsaldır. Temelinde hakikat ve özgürlük arayışında kriz ve kaos ortamında kurtuluşun aklıdır. Bu manada bakıldığında Alevi süreklerinin hepsinde Nahak zihniyete karşı hakikat ve özgürlük arayışı mevcuttur, bundan dolayı Xızır inancı da mevcuttur. Xızır Hakk’tır, Xızır yoksa Hakk’ta yoktur. Rêya heq Alevi inancını en iyi Xızır ile açıklayabiliriz. Xızır bu inancın kök hücresidir. Direnişçi Alevi hakikati, kominal demokratik değerleri en iyi şekilde Xızır aklında form kazanmıştır. Bu akıl civakidir. Xızır inancı, bu inancın aklı yaşamdan kopuk değildir. Xızır bir nevi toplumsal doğamızdır, yaşamla iç içedir.

“XIZIR İNANCIMIZIN KİMLİĞİDİR”

Xızır, Rêya heq Alevi inancının kimliğidir. Rêya heq Alevi inancı toplumsal ahlakı esas alır, ‘Rıza Toplumu’nu esas alır. Bundan dolayı Hakyol Alevi sürekleri devlet dışı toplumu temsil ederler. Devlete rağmen ‘Rıza Toplumu’ özelliklerini günümüze kadar yaşatmışlardır. Tarihin her döneminde hakikat ve özgürlük arayışında bulunmuşlar. Bundan dolayı Nahak zihniyetin baskısından kurtulmamışlar. Bu arayıştan dolayı tarihin her döneminde savaşlar ve katliamlara uğramışlar. Savaştan, katliamdan, şiddetten, ölümden, sürgünden, tacizden, tecavüzden, açlıktan ve gözyaşından bağımsız bir yaşamları olmamıştır. Doğaldır ki bu kadar kriz güçlü bir Xızır aklına sahip olmayı gerektiriyor. Bundan dolayı Xızır inancımızın mihenk taşıdır, kimliğidir. Rêya heq Alevi inancının geçmişini ve geleceğini en iyi şekilde Xızır kimliği ile bilince çıkara biliriz. Bir nevi ‘Rıza Toplumu’ özelliklerini yaşayanların zulme karşı sığındıkları varoluş, xêlas (kurtuluş) aklıdır.

“XIZIR DEVAMLI ÇARK-I PERVAZ HÂLİNDEDİR”

-Xızır kimdir? Nerden geliyor köken olarak. Aleviler neden bu kadar Xızır’ı kutsuyorlar? Bütün, Alevilerin dualarının başlangıcı Xızır’la başlar. Bu kerametin nedeni nedir?

Rêya Heq Aleviler bütün gulbanklarında “Hakk aşkı Xızır hikmeti ile” diyerek başlarlar. Kavramları, kelimeleri, kuramları manasına uygun kullanmak kemalettir. Bundan dolayıdır “Gerçeğe Hü” diyoruz. Kelimeler gerçeği görünür kılmanın aracı olabileceği gibi gerçeğe perde çekmenin araçları haline gelebilirler.

Xızır Rêya Heq Alevi inancının kimliğidir demiştim. Kullanılan kelimeler, kelimelerin fonetik ve etimolojik kökeni, o toplumun hangi zihniyet yapılanmasından olduğunu gösterir. Ayrıca hangi kültürel ortamdan, coğrafyadan geldiği hakkında bilgi verir. Dil bir toplumun kazandığı zihniyet, ahlak, estetik duygu ve düşüncelerin toplumsal birikimidir, bu bakımdan kimliktir.

Xızır Kürtçenin Kurmanci lehçesinde xızr (saf düşünce, saf ruh), Xweza (doğa, tabiat, doğal), Zayin (doğum, doğmak) manalarına karşılık gelmektedir. Hakikati görünür kılmak doğum, çark-ı pervaz, zaman ve mekan ile ilişkilidir. Hakk doğum ile vücut bulur, Xızır yoksa Hakkta yoktur dedik. O halde Xızr’ın doğum (zayîn) ile ilişkisi vardır. Hakk doğumla ispat olur. Doğum ise Hakk kapısıdır, cümle can bu kapıda vücut bulur.

“KENDİNİ VAR ETME, KENDİ DOĞUMUNU GERÇEKLEŞTİRME MANASINA GELİR”

Xızır devamlı çark-ı pervaz hâlindedir. Evren de sürekli çark-ı pervaz hâlindedir. Sürekli dönme bir arayış anlamına gelir. Tabiatta devamlı bir devri daim vardır. Bütün evren semah dönüyor. Bu çark aynı zamanda, cümle canın kendi varlığını devam ettirme, sürdürme, kendi doğumunu gerçekleştirme, kendinde var etme durumudur. Bu durum xweza manasına gelir. Xwe “kendisi”,  za ise “doğum” manasına gelir. Bütün cümle canın ikrarlaşarak, rızalık üzerine birbirleri ile çark-ı pervaz halinde doğum kapısına (Hak kapısı) yol alması manasına gelir. Kendini var etme, kendi doğumunu gerçekleştirme manasına gelir. Bu mana aynı zamanda krizde ve kaosta, hakikat ve özgürlük arayışında sürekli kendi kurtuluşunu, varlığının devamını sürdürme, kendini var etme, özgürleşme, yeniden doğuşu, don değiştirme(xras gühêrtin) manalarını ifade eder.

“XIZIR AKLI; ANA KADININ, DOĞANIN AKLININ TOPLUMSAL YAŞAMDAKİ KARŞILIĞIDIR”

Xızır aynı zamanda yeşillik anlamına gelir. Arapça’ da “al- khidr” (yeşil) kelimesinden türetilmiştir. Kürtçenin Kurmanci lehçesinde “Hêşîn, hêşînî (yeşerme, yeşillik)  manasına gelir. Pirlerimiz sofralarımıza gulbank verirken “Destê hêşîn hertim navdabî” derlerdi. ( Yeşil el her daim içinde olsun.) Genellikle yeşillik “Ana Fatma’nın eli” ile özdeştir, bu son derece önemlidir. Bütün kâinatın ikrarlaşarak çarka girerek doğum kapısına gelmesi neyi ifade eder? Doğum kapısı rahîm değil midir? Bu kapı bütün canlı varlıkta mevcut değil midir? Kendi varlığını devam ettiren, kendini var eden, doğumunu gerçekleştiren doğa değil midir? Biz doğaya xweza diyoruz. O halde yeşil el; kadını, kadının bereketini, Ana Fatma’nın bereketini temsil eder. Ayrıca kadın doğa ile özdeş kabul edilir. Rêya heq Alevi inancı doğal toplum ya da ‘Rıza Toplumu’ şeklinde ifade edeceğimiz bir inançtır. ‘Rıza Toplumu’ temelinde Ana kadının bilgisinin, ete kemiğe büründüğü, sistemleştiği, ahlaki politik toplumu anlatır. Bu mana ile bakıldığında Xızır aklı Ana kadının, doğanın aklının toplumsal yaşamdaki karşılığıdır.

Bütün kelamlarda, mesellerde Xızır beyaz sakallı, elbiseleri erkek elbisesi, elinde asası olan bir yaşlı bilge şeklindedir. Ama Xızır aklı kadın aklıdır. Kadın aklını nasıl olurda götürüp bir erkekle simgesinin başına inşa ettiler. Erkek bedeni üzerinde kadın aklı, doğa ananın ölümsüzlük bilgisini nasıl yerleştirdiler? Bu ne anlama geliyor? Bunu iyi düşünmek gerekiyor.  Bundan dolayı Xızır’ın Rêya heq Alevi inancında yeri ve önemi fazladır. Amacımız mürşidi kâmilullah olan Ana kadının ölümsüzlük bilgilerini barındırır. Bu inancın kültürel kodları Dersim coğrafyasında daha çok görünürdür.

“XIZIR AKLINA SAHİP OLMAYAN PİR OLAMAZ”

-Pir ile Xızır arasında bir ilişki var mıdır?

” Pir kavramı cinsiyetçi bir tanımlama değildir, yani pir deyince erkek akla gelmemelidir. Kadın ve erkek her iki cinsi tanımlamaktadır. Ayrıca Ocak evladı olmak pir olmaya yetmiyor. Kemalet, bilgelik, ahlaki ve politik duruş, ‘Fam u Gûman’ sahibi olmak, zulme karşı dik durmak gerekiyor. Her şeyden önce yola ikrar bent olmak şarttır. Yolun hakikati talibe tercih hakkı tanımıştır. Talip ikrar verdiği, Heq kıllesi kestiği ocakta yola gönül veren bu inancın boyasına boyanan, dededen babadan tanıdığı pir evlatlarından birisine karar kılar. Aslında hakikatçi bir pir de hangi evladının bu makama laik olacağını bilir, yolda yürürken bu temsiliyet kendisini gösterir, çeşitli nişaneleri vardır. Talibin tercihi önemlidir.

“KIRKLAR CEMİNDE SELMAN-I PAK, XIZIR FORMUNDADIR”

Pir’ in her yönüyle, zahir ve batın da pak olması gerekir. Xızır aklına sahip olmayan pir olamaz. Özellikle zihni pak, aklı pak, nuru pak olması lazım. Bu yönüyle Xızır saf aklı temsil eder. Rêya haq Alevi inancında paklık xras gühêrtin (Don değiştirme) ile mümkündür, buda hakikat ve özgürlük arayışı ile olur. Hakikat arayışı olmayan saf akla sahip olmaz. Zihni ve aklı paklık nahak zihniyete bulaşmamakla mümkündür. Bu da cıvat kültürü ile olur. Cıvat olmazsa derde derman da bulunmaz. Xızır aklı ancak cıvat ile mümkündür ve cıvatta Xızır hazır u nazırdır. Birimiz kırkımız kırkımızda birimiz için düsturu en büyük cıvattır. Cıvat toplumsallıktır. Bilgelik, kemalet, turap olmak,  Hakkı kendinden görmek, ikrarında daim ve kaim olmak, rızasız yaşamamak, ele, bele, dile nazar etmek, Hakk’ın emri rızasını bilmek, kadını mürşidi kâmilullah kabul etmek, devletten dur deryada ısrar etmek, ahlaki ve politik olmak paklıktır. Bundan dolayı ‘pir u pak’ denilir. Pirlik makamı paklıkla özdeş kabul edilmiştir. Kürt kökenli Zerdüşt filozofu olan ve Muhammed Mustafa’ya, Ali’yel Murteza’ ya rayberlik yapan, yol gösteren, darlıkta onlara Xızır olan Selman-ı Farisi’ye Selman-ı pak demek hayli düşündürücüdür. Kırklar ceminde pars toplayan sürekli hareket halinde olan, dışarıda bulunan Selman-ı Pak Xızır formundadır.

“PİRLİK, HAKİKATLE TOPLULUK ARASINDA KÖPRÜ OLMAKTIR”

Rêya heq Alevi inancında pir olmak “Serdar” olmaktır, yani ‘Dar’ın tepesinde durmaktır. Uçurumun kenarında Hakk aşkı Xızır gayreti ile kanatlanmayanlar, hakikate köprü olamayanlar, kendisini şerbet yapıp yol evladına içiremeyen nasıl pir olur ki? Pir ‘pire’dir. Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde ‘pire’ köprü demektir. Hakikatle topluluk arasında köprü olmaktır.

Bir çok şahsiyeti “pir” yapan hakikat ve özgürlük arayışındaki duruşu, serden geçmesi belirleyicidir. İkrar iradeli olmak, tam bir dik duruş gerektiriyor. Hz. Hüseyin’i pir yapan, ocak mensubu olması, tembur çalıp erkan yürütmesi, taliplerinin olması değil, zalimin zulmüne karşı serden geçtiliğidir, ikrar iradeli duruşudur. Pir Sultan, Hızır Paşa’ya karşı zindanlarda haykırarak ‘açılın kapılar şaha gidelim’ dediği için pir olmuştur. Aynı şekilde Pir Seyid Rıza, tekçi zihniyete karşı ilerleyen yaşına rağmen dik duran, talipleri ile ikrar verip bu uğurda serden geçtiği için pir olma sıfatını kazanmıştır. Bu manada pir bir kişi değildir, bir kurumdur, pirlik kurumu diyebiliriz.

Ben “Dede” sıfatının sonraları Rêya heq Alevi inancında yer aldığına inanıyorum. Şu anda günlük dilde talipler, pir, mürşit ve rayber üçlüsüne de dede diye hitap edebiliyorlar. Daha çok Bektaşiliğin etkisindeki bir tanımlamadır.

Rêya heq Alevi inancında ocaklar birbirlerine ikrar vermişlerdir. Bu yönüyle “El ele el Hakk’a denilerek” hiyerarşi ortadan kaldırılmıştır. Pirin de Piri vardır, ona mürşit denir, kendi ocağında olduğu gibi başka bir ocak evladı olabilir, sonuçta hepsi yolun talibidir. Hakk yolu var ederken kendisi de yola talip olmuştur.

Diren KESER/ADANA

- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLEN YAZILAR