Gülistan Doku Nerede?

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

GÜLİSTAN DOKU NERDE?
Yeter artık kızımı verin diye bağırıyor. Etraf kar, kıyamet. İçindeki sızı sesine çarpıyor ve sesi ses olmaktan çıkıp kendini yiyor. Kar beyaz bir ejderha gibi vuruyor başını ayaklarının altına. Kafasını göğsüne vura vura parçalıyor. Beyaz ejderha yavrularını yiyor. Sesi avucunda gül ölüsü, kar yanığı. Elini atıp göğüs boşluğuna kuş ölülerini kefenliyor. Kar yağıyor bir annenin üzerine ve kaç mevsim geçip gidiyor. Eskimiyor o yaralı çığlığı. Biri belki duyar diye sesini. Bağırıyor kırık dökük Türkçe’si ile kaç mevsimdir kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun annesi; “Yeter yeter artık benim sesimi duyun! “Diyor. Kar yağıyor Dersim’de çığlığını yutkunan bir annenin üzerine. Kara bir şemsiye tutuyor titreyen eli ve o bağırdıkça şemsiye titriyor. Sonra avluda vurulmuş bir kuş gibi çıkıp düşüyor yere mor renge bürünüyor şemsiye. Sonra da ölüsü bile bulunamamış bir genç kızın moraran ömrü gibi savrulup duruyor kar altında. Orda biri var mı? Kar altında kalmış ve kentler arası heder olmuş ömrü ile bağırıp duran yaşlı kadını duyan var mı? Dirisinden vazgeçtiği kızının ölüsünden haber bekliyor mevsimlerdir. Kaç kar yağdı? Kaç kez çığ düştü yüreğine? Bağırıyor Gülistan’ ın annesi; “Sizin çocuklarınız yok mu? Çocuklarınız okuldan eve iki saat geç dönseler ne yaparsınız? Anlayın beni.” diyor “anlayın…”
Bari kemiklerini verin kızımın. Almadan gitmem anlamadınız mı?” diyor. Çocuğunun ölüsü için kar kış demeden kent sokaklarını arşınlıyor o yaralı anne. Kar yağıyor üzerine. Bir daha bir daha. Kokusunu içine çeke çeke eskitiyor mevsimleri. Resmini kaldırıp göğe bağırıyor. “Nerdesin ey içimin keder kuyusu? Nerdesin ömrüme düşmüş kor ateş? Nerdesin uykusuz gecem, hesapsız günüm, verilmemiş muradım? “Öldün mü kaldın mı? Kaçtın mı, göçtün mü bilinmez? Nasıl bir derttir ki; Bir yaşlı kadının gözlerindeki acıyı çığlığa boğan? Nasıl bir derttir ki evlat evlat soluyan? Soğumaz bu ateş harı bu kar, kış mevsiminde. Orda kimse var mı? Kar yağıyor dedim kar! Evlat acısı ile mevsim mevsim parçalanan bir kadının üstüne. Nerde ölüsü ya da dirisi Gülistan Doku’nun? Ne zamana kadar yankılanacak bu çığlık bu yorgun kentin göğünde? Kaç mevsim daha bekleyecek bir anne evlat haberini? Bulsa bari kemiklerini belki de soğumaya başlayacak onunda yüreği. Yüzünü öpemediği kızının kemiklerini öpse bari. Oda yok. Yaşıyor mu? Öldü mü? kızının belirsiz akıbeti ile her gün ölüp ölüp diriliyor bir ana. Kar yağıyor üzerine sesinin ve sesinde donuyor Gülistan’ın kayıp ömrü. Orda kimse var mı? Sesini duyan var mı?

Yılmazcan ŞARE

- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLEN YAZILAR