10 Ekim’i unutmadık, unutturmayacağız!

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitirenler ülkenin dört bir tarafında anıldı. Binlerce kişinin katıldığı anmalarda, “10 Ekim Katliamını unutmadık, unutturmayacağız” denildi. KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen, Ankara Garı’ndaki polis müdahelesine sert tepki gösterdi.

Ankara’da 10 Ekim 2015 tarihinde “Barış ve Demokrasi Mitingi”ne yönelik DAİŞ’in düzenlediği bombalı saldırıda yaşamını yitiren 102 kişi ülkenin dört bir tarafında kentte çeşitli eylem ve etkinliklerle anıldı. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana ve Van başta olmak üzere birçok ilde yapılan anmalara binlerce kişi katılarak, katliamın 2’nci yıldönümünde adalet talebini yinelendi.
ANKARA: MÜCADELE ETMEMİZE ENGEL OLMAYACAK
102 kişinin yaşamını yitirdiği, 400’ü aşkın kişinin de yaralandığı 10 Ekim katliamının yaşandığı Ankara Garı’nda yapılmak istenen anma etkinliğine yönelik polisin sert müdahalesi üzerine 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri ve çok sayıda yurttaşın yanı sıra Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eşbaşkanı Aysun Gezen, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB), Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konsey Başkanı Raşit Türkel ile 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun katıldı.
Katılımcılar adına konuşan KESK Eşbaşkanı Aysun Gezen, “10 Ekim Ankara katliamının ikinci yıldönümünde toplumun vicdanında, yüreklerimizde derin ve onulmaz bir yara açan bu katliamda kaybettiğimiz arkadaşlarımızı anmamız, acımızı ifade etmemiz, katliamı kınamamız bir kez daha polis vahşeti ile engellendi. Katliamda kaybettiğimiz arkadaşlarımızın ailelerine, yaralılarımıza, bu katliamdan etkilenen ve anmaya katılmak isteyen herkese polis valilik emriyle plastik mermilerle, gazla, kalkanlarla, tekmelerle, hakaretlerle saldırdı” ifadelerini kullandı.
Gezen, “Müfettiş raporlarında sorumlulukları belirtildiği halde istihbarat bilgisini gizleyen, arama noktaları oluşturmayan, hiçbir güvenlik önlemi almayan, katliamda ihmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine valilikçe soruşturma izni verilmediğinin tanığıyız” dedi.
Polis müdahalesini kınayan Gezen, şunları söyledi: “Bugün de, katliamın ikinci yılında gerçekleştirmek istediğimiz anmaya yapılan saldırının, atılan tekmelerin, savrulan hakaretlerin, plastik mermilerin, sıkılan gazın tanığı kılındık. AKP iktidarı katliamda sorumluluğu bulunan siyasileri, kamu görevlilerini tespit ederek yargılanmalarını sağlamak yerine, 10 Ekim’i anmak isteyenlere, 10 Ekim için adalet talep edenlere acımasızca saldırı emri vererek tarafını bir kez daha göstermiştir. Bugün yaşanan polis vahşetini şiddetle kınıyoruz. 10 Ekim anmasına yönelik polis saldırısının tüm sorumluları hesap vermelidir.”
Saldırılara karşı mücadeleyi yükseltme sözü verdiklerini belirten Gezen, “Bombalar, katliamlar, polis saldırıları emeğin haklarını savunmamıza, demokrasinin, barışın tesis edildiği laik bir Türkiye için mücadele etmemize engel olamayacak” dedi.
İSTANBUL: FAİLLER AÇIĞA ÇIKARILSIN 
Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) İstanbul 1 No’lu Şubesi, yaşamını yitirenleri Haydarpaşa Garı’nda yaptıkları açıklama ile andı.  Katliamda yaşamını yitiren BTS çalışanları ve yakınlarının fotoğraflarının yer aldığı ve “10 Ekim katliamını unutmadık, unutturmayacağız” pankartının açıldığı eylemde “Susma haykır savaşa hayır” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atıldı. Anmada konuşan BTS İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Ersin Albuz, sadece barış isteyen 102 kişinin katledildiğini belirterek, katillerin hâlâ hesap vermediğini söyledi. “2 senedir söyleyecek söz bulamıyoruz. Onların barış, demokrasi, adalet ve özgürlük istemesi bizimle devam edecek. Devlet bombalara yönelik önlemleri almadığı için birinci derecen sorumlu kendisidir. Derhal faillerin ortaya çıkarılmasını istiyoruz” diye konuştu.
Ardından açıklamayı yapan BTS MYK üyesi Kadın Genel Sekreteri Devlet Gül Bildikarı da, “Bugün geriye dönük baktığımızda, yaşadıklarımızın sadece 2 canlı bombanın kendini patlatmasının ötesinde, içinde siyasi tercihlerin, ihmallerin, görmezden gelmelerin ve en önemlisi de kimsenin saklayamayacağı biçimde kastın olduğunu gördük. Duruşmalarda gördük ki dava elden geldiğinde dar tutulmaya çalışılmakta, İçişleri Bakanlığı Müfettişleri’nin hazırladıkları raporlarda ihmali bulunan kamu görevlilerinin ifadelerinin dahi alınmadı” dedi.
Saldırı sırasından yaşamını yitiren Kübra Meltem Mollaoğlu ve Gülşen Ülker Birdal ise Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda bulunan mezarları başında anıldı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Beykoz, Ataşehir, Kadıköy ve Üsküdar ilçe yöneticilerinin katıldığı anmaya yaşamını yitirenlerin aileleri de katıldı. Barış mücadelesinde yaşamını yitirenler adına yapılan saygı duruşunun ardından aileler adına açıklama yapan Muhsine Seçen “Buraya onların ardından ağlamak için gelmedik. Onların bıraktığı barış mücadelesini sahiplenmek için buradayız. Onların bıraktığı mücadele bayrağı şimdi bizim omuzlarımızda bize düşen o bayrağı düşürmemek” diyerek mücadele çağrısı yaptı.
Patlamada yaşamını yitiren Dicle Deli ise Zeytinburnu’nda bulunan Silivrikapı’daki mezarı başında anıldı. Anmaya Deli’nin ailesinin yanı sıra HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir, HDP İstanbul 3’üncü bölge ilçe üyeleri, DİSK temsilcileri ve çok sayıda kişi katıldı. Deli’nin mezarı başında “10 Ekim 2015 Ankara unutmayacağız, affetmeyeceğiz” pankartını açan kitle, anmaya saygı duruşu ile başladı. Anmada konuşan Deli’nin babası Faik Deli, bu ülkede akan kana sessiz kalıp, göz ve kulaklarımızı kapatamayacaklarını belirterek, daha önce devletin yüzünü Suruç, Diyarbakır, Mersin’de gördüklerini söyledi. Aynı şeyin kendi başına da geldiğini aktaran Deli, davanın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen hiç bir gelişmenin olmadığını söyledi. Devletin payı ve sorumluluğunun örtbas edildiğini aktaran Deli,”Bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.
Sultangazi’de bulunan Gazi Mezarlığı’nda da patlamada yaşamını yitiren Serdar Ben anıldı. Anmaya Demokratik Alevi Dernekleri Eş Başkanı İmam Balsever,  HDP İl ve ilçe yöneticileri, Ben’in ailesi ve çok sayıda kişi katıldı. Serdar Ben’in mezarı başında bir araya gelen kitle katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğrafının bulunduğu “Bu meydan kanlı meydan barış kazanacak” pankartını açtı. Anmaya katılanlar burada kısa bir konuşma yaptıktan sonra anma etkinliği sona erdi.
İZMİR: HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısı ile yapılan anma Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapıldı. Anmaya katılan yüzlerce kişi “10 Ekim’i unutmadık, unutturmayacağız” ve “Katilleri tanıyoruz. Hesap Soracağız” pankartları açtı. Katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı anmada “Katil devlet hesap verecek”, “10 Ekim’i unutma unutturma” ve Anaların öfkesi katilleri boğacak” sloganları atıldı. Anmaya çok sayıda siyasetçinin yanı sıra katledilenlerin yakınları da katıldı. Katliamın yapıldığı saat olan 10.04’te yapılan saygı duruşu sırasında duygusal anlar yaşandı. Saygı duruşunun ardından açıklama yapıldı. Emek ve Demokrasi Güçleri adına dönem Sözcüsü Mustafa Güven açıklama yaptı.
Katliamda 102 yurttaşın yaşamını yitirdiğini, 500’ü aşkın insanın yaralandığını hatırlatan Güven, katliam öncesi ve sonrasından bugüne kadar siyasi iktidarın takındığı tavrın öfke ve acılarını büyüttüğünü belirtti. “Öfkemiz diri ve taze duruyor” diyen Güven, “Dinleme kayıtlarına yansıyan saldırı planlarına, mitinglere yönelik canlı bomba eylemi istihbaratı yazışmalarına rağmen kimlikleri bilinen IŞİD militanlarının Ankara’nın göbeğinde gerçekleştirdiği katliamı adeta seyreden istihbarat servislerine öfkemiz devam ediyor. Patlamanın hemen ardından yaralılara gaz bombaları ile saldıran ağır yaralı arkadaşlarımızı nefes alamaz hale getiren alanda bulunan hekim arkadaşlarımızın yaralılara ilk yardımını geciktiren, patlama gecesi olay yerini TOMA’larla yıkayarak delilleri karartan emniyet yetkililerine öfkemiz devam ediyor. Katliamı gerçekleştirenler gün gibi ortada iken olayın sorumlularını ilan edip süreci hızlandırmak yerine ‘kokteyl örgüt’ açıklamalarıyla ortamı bulandıran Cumhurbaşkanına, ‘saldırı sonrası oylarımız yükseliyor’ diyerek siyasal çıkar peşinde koşan dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na öfkemiz devam ediyor” diye konuştu.
Ardından yakınlarını kaybeden aileler söz aldı. Yaşamını yitiren Mesut Mak’ın eşi Evrim Mak, katillerden hesap sorulmayana, bu ülkede barış tesisi edilmeyene kadar gerçek manada bir anma olmayacağını söyledi. Mak, mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, “Barış güvercinlerinin hayallerini gerçekleştireceğiz” dedi. Ardından Katledilen Kasım Otur’un ablası Havva Otur da, barış talebini dillendirmeye devam edeceklerini ve adalet istediklerini hatırlattı. Anma programı gün içinde mezarlık ziyaretleri ile sürecek.
ADANA: TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ
KESK, DİSK, TMMOB ve Adana Tabip Odası katliamının ikinci yıldönümü nedeniyle Adana Garı önünde anma etkinliği düzenlendi. Açıklamaya HDP, CHP, HDK, Halkevi ve çok sayıda kişi katılırken, yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı. Kitle sık sık “Ankara’nın Hesabı Sorulacak” sloganı attı.
Saygı duruşu ile başlayan anmada söz alan KESK Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tonguç Özkan, “Katliamın üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen ne acılarımız azaldı nede öfkemiz. Hala arkadaşlarımızı ve yoldaşlarımızı çok özlüyoruz” dedi. 7 Haziran’dan sonra yaşanan katliamlardan sonra ülkede demokrasiye ve kardeşliğe dair ne varsa her şeyin yok edildiğini vurgulayan Özkan, 15 Temmuz Darbe girişimi sonrası OHAL ve yayınlanan KHK’lerle muhalif siyasetçi, sendikacı, gazeteci, aydın yada akademisyenlerin ya ihraç edildiğini ya da cezaevine atıldığını hatırlattı.
Yaşanan katliam ile ilgili kamu görevlileri hakkında soruşturma açılmadığını ve katliamın 3 ila 5 DAİŞ’liye yüklendiğini aktaran Özkan, “10 Ekim Katliamı’nda kaybettiğimiz barış şehitlerimize verdiğimiz sözü burada bir kere daha yineliyoruz. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda gerçekleştiren ve arkasındaki güçlerin açığa çıkartılması ve hak ettikleri cezaları almalarını sağlayana kadar mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu. CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, katliamın sorumlularının yargılanmalarının takipçisi olacaklarını dile getirdi.
BATMAN: PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ
Saldırıda yaşamını yitiren Halil İbrahim Atılgan ve katliamın en küçük kurbanı olan 9 yaşındaki oğlu Muhammed Veysel Atılgan, Batman’ın Gercüş ilçesinde bulunan mezarı başında anıldı. HDP Merkez İlçe Eşbaşkanı Celil İbret, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Deniz Toptan ve Sağlık Sosyal Sigortalar Emekçileri Sendikası (SES), Eğitim Sen, Petrol İş, Genel İş sendikalarından temsilcilerin katıldığı anmada, mezara kırmızı karanfiller bırakıldı. KESK Dönem Sözcüsü Deniz Toptan, katliamda yaşamını yitiren 102 canı Muhammed Veysel şahsında andıklarını ifade ederek, acılarını unutmadıklarını, hesabını sorana kadar da mücadele edeceklerini vurguladı.
Katliamı gerçekleştirenlerin mahkeme salonlarında aklanmaya çalışıldığını dile getiren Toptan, “Şehitlerimizin huzurunda söz veriyoruz; biz bunu yapanların peşini bırakmayacağız. Onların hayali olan barışı daha da yükseltmeye, demokrasi ve özgürlük sözümüzü bir kez daha veriyoruz. Hayaliniz olan ve sizden çalınan barışı ve özgürlüğü bu ülkeye hakim kılana dek mücadelemiz sürecektir” diye konuştu.
HDP Merkez İlçe Eşbaşkanı Celil İbret ise, özgürlük ve insan haklarını savunduğu için yaşamını yitirenleri andı.
VAN: SEYREDENLERE ÖFKEMİZ BÜYÜK 
KESK, DİSK, TMMOB ve TTB bileşenleri KESK binasında açıklama yaptı. KESK Dönem Sözcüsü Abdüllatif Tül, Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamının 10 Ekim’de yaşandığını söyledi. Katliam öncesi ve bugüne kadar siyasi iktidar ve idarecilerin takındıkları tavrın acı ve öfkeyi büyüttüğünü söyleyen Tül, “Dinleme kayıtlarına yansıyan saldırı planlarına, mitinglere yönelik canlı bomba eylemi istihbaratı yazışmalarına rağmen, kimlikleri bilinen IŞİD militanlarının Ankara’nın göbeğinde gerçekleştirdiği katliamı adeta seyreden istihbarat birimlerine öfkemiz devam ediyor” dedi.
HDP Van İl Örgüt de yazılı açıklama yaparak, 10 Ekim katliamının Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırılarından biri olduğu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarının, hiçbir hakikatinin olmadığını bile bile “kokteyl saldırı” ifadesinin arkasına sığındığı hatırlatılan açıklamada, “Katliamı IŞİD’in yaptığını söylememek için ellerinden geleni yaptılar. Ama gerçekler örtülemedi. Hem saldırganların kimlikleri hem de saldırı ile ilgili onlarca bağlantı Ankara Katliamı’nı IŞİD’in gerçekleştirdiğini kanıtladı. Kokteylci zihniyet etkin bir soruşturma yürütülmesini engelledi. Aynı zihniyet davanın sonuçlanmasını da engelliyor. Bu saldırının devlet içindeki kimi grup ve odakların işbirliğiyle; hükümet yetkililerinin gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almamalarıyla yapıldığına dair çok güçlü emareler ortaya çıkmış olmasına rağmen, hukuk alanında henüz herhangi bir ilerleme kaydedilmedi” denildi.
HAKKARİ: ACIMIZ VE ÖFKEMİZ HALA TAZE 
Hakkari’de ise KESK Şubeler Platformu, açıklama yaparak 10 Ekim’in unutulmayacağını belirtti. KESK’te yapılan açıklamada konuşan Dönem Sözcüsü Musa Bor, acının da öfkenin de halen taze olduğuna dikkat çekti. Bor, “10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen katliamın ikinci yıl dönümündeyiz. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz” dedi.
HDP: ETKİN SORUŞTURMA ENGELLENDİ 
HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK), 10 Ekim katliamının ikinci yıl dönümüne dair yazılı basın açıklaması yayınladı. “10 Ekim Ankara Katliamı’nı asla unutmayacağız” başlıklı açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“2 yıl oldu. 10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı önünde toplanan Türk, Kürt, Alevi, Sünni, kadın, emekçi, genç, yaşlı on binlerce insana Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısı yapıldı. Barbar IŞİD’in canlı bombaları ile 102 insanımız yaşamını yitirdi, 419 insanımız yaralandı.
Onbinlerce insan AKP iktidarının ülkeyi adım adım sürüklediği çatışma, savaş ve baskı ortamından çıkılması; diyalog ve müzakereler ile kalıcı ve adil barışın sağlanabilmesi talebiyle Ankara’ya gelmişti. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’nin çağrısı ve onlarca kurum ve kuruluşun katılımı ile gerçekleşen bu buluşmaya tahammül edilmedi. Uğursuz bir saldırı planlandı ve adım adım sonuçlandırıldı.
Soruşturmanın ilk anından itibaren, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı, hiçbir hakikatinin olmadığını bile bile ‘kokteyl saldırı’ ifadesinin arkasına sığındı. Katliamı IŞİD’in yaptığını söylememek için ellerinden geleni yaptılar. Ama gerçekler örtülemedi. Hem saldırganların kimlikleri hem de saldırı ile ilgili onlarca bağlantı Ankara Katliamı’nı IŞİD’in gerçekleştirdiğini kanıtladı. Kokteylci zihniyet etkin bir soruşturma yürütülmesini engelledi.
Aynı zihniyet uğursuz planın ortaya çıkarılmasını ve davanın sonuçlanmasını da engelliyor. Bu saldırının devlet içindeki kimi grup ve odakların işbirliğiyle; Emniyet başta olmak üzere hükümet yetkililerinin gerekli ve yeterli güvenlik önlemlerini almamalarıyla yapıldığına dair çok güçlü emareler ortaya çıkmış olmasına rağmen, hukuk alanında henüz herhangi bir ilerleme kaydedilmedi. Suçluları cezalandırmak yerine canlarını yitiren ailelere saldırmaktan geri durulmadı.
Unutmayalım ki, bu saldırı Türkiye’de gerilim ve çatışma siyasetinin adım adım yükseltilmesinin; 7 Haziran 2015 seçimi sonrasında AKP’nin iktidar çoğunluğunu kaybetmesi ile birlikte erken seçim sürecinin şiddet ve savaş politikaları ile birlikte devreye alınmasının bir merhalesidir. Ankara Katliamı, Suriye ve Irak’ta IŞİD, El Nusra gibi El Kaide türevi örgütlerin desteklenmesinin Türkiye halklarına ödettiği bir bedeldir. Ülke içinde ve dışında savaşa ve şiddete dayalı politikaların bir sonucudur.
Barış ve demokrasi mücadelesini başarıya ulaştırmak, başta Ankara Katliamı’nda ‘Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi’ şiarıyla bir araya gelen ve sonsuzluğa uğurladığımız canlarımız olmak üzere, bu mücadelede yaşamını yitiren tüm insanlarımıza karşı bir sorumluluğumuzdur. Onları bir kez daha saygıyla anıyor, ailelerinin ve tüm sevenlerinin acılarını ve yasını paylaşıyoruz.”
DTK: TAM BİR BARBARLIK OLARAK TARİHE GEÇTİ 
Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ise, şu açıklamada bulundu: “Diyarbakır ve Suruç’ta DAİŞ tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırı ve katliamların bir silsile biçiminde son derece planlı ve programlı olarak gerçekleştirilmiş katliamların bir devamıdır. 7 Haziran seçim sürecinde, HDP bürolarına, mitinglerine ve metropollerdeki halkımıza karşı geliştirilen saldırı, baskı linç ve katliam girişimlerinin bir devamı ve parçası olarak Türkiye’nin demokrasisine ve Kürt sorununun demokratik, adil ve barışçıl çözümüne karşı düzenlenmiş saldırılarla eşgüdümlü ve aynı amaçla gerçekleştirilmiş, 10 Ekim katliamı tam bir barbarlık olarak tarihe kara bir leke olarak düşmüştür.
10 Ekim katliamını gerçekleştirenlerin yanı sıra katliama göz yuman ve sorumluluğu olan hiçbir devlet yetkilisi ile ilgili olarak bugüne kadar ciddi bir soruşturmanın yapılmamış olması da, bu katliamın arka planı da olan bir proje sonucunda gerçekleştirildiğini gösteriyor. Sur, Cizre, Nusaybin, Silopi, Şırnak, İdil ve Kürt il ve ilçelerinde gerçekleştirilen saldırılar, bodrumlarda ve sokak ortalarında yüzlerce sivil Kürdün katledilmesi, şehirlerimizin yakılıp yıkılması gerçekliği de gösteriyor ki, bütün bu saldırı ve katliamlar sistematik bir biçimde hayata geçirilmiştir.
Ancak bilinen bir gerçek daha vardır ki, Ne Kürt halkı, ne de Türkiye demokrasi güçleri bu katliamlar, saldırılar ve baskılar karşısında bir acze, umutsuzluğa, kararsızlığa ve korkuya kapılmamış, çok daha güçlü bir irade ve mücadele kararlılığı ile demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükseltmiştir. Bu inançla, demokrasi şehitlerimize olan mücadele sözümüzü yineliyoruz. Bu vesile ile bir kez daha 10 Ekim katliamını lanetliyor, saldırıda hayatını kaybeden demokrasi şehitlerimizi saygıyla anıyor, yaralılarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz.”
İHD: BUNLARI ASLA UNUTMAYACAĞIZ 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Taksim’de bulunan şube binalarında yaptıkları basın toplantısı ile yaşamını yitirenleri andı. Şube Başkanı Gülseren Yoleri, “Ortaya çıkan ayrıntılar katliamın büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur” dedi.
Açıklamayı yapan Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Aygül de, suçluların cezasızlıkla korunmak istendiğini dile getirerek, buna izin vermeyeceklerini, davanın peşini bırakmayacaklarını söyledi. Ankara patlamasının dava avukatlarından Songül Beydilli ise, dava sürecini anlatarak, “Katliamda sorumlu olanların hepsi ya öldü, ya öldürüldü. Bu şekilde katliamın açığa çıkmasının üstünü örtülmeye çalıştılar” dedi.
Patlamada yaralı kurtulan Özer Ersan Değirmenci de, o günü şöyle anlattı: “Biz gar önüne gittiğimizde başka arkadaşlarla karşılaştık. Onlarla sohbet ediyorduk. Kendini patlatan barbarı fark ettim ama öğrencilerden biri olacağını düşündüm. Solumdaydı sonra patlama oldu ve uçtuğumu hatırlıyorum. O gün yine böyle kıyafetler giydim. Beyaz ayakkabı. Sonra baktım arkadaşlarım cansız bir şekilde yerde yatıyordu. Duman kalkıyordu. Gaz olduğunu sonra fark ettim. Bize sadece orada gaz atan polisler ölü sayısını artırmak için gaz atmamışlar aynı zaman da sağlık bakanlığı da aynı şeyi yapmış. İlk ambulans 45 dakika sonra alana geliyor ve hiç kimseyi almadan gitmiş. Ben dördüncü ambulansa bindirildim. Sonra ameliyata girdim. 3 gün yoğun bakımda kaldım. Bunları asla unutmayacağız.”
Patlama anında Ankara Gar’da bulunan Cihan Kaplan ise, tanıklığını şu sözlerle dile getirdi: “10 Ekim bu ülkedeki bütün barıştan, emekten, demokrasiden, eşitlikten yana olan herekse bir gözdağı idi. Bunu talep ettikçe ve Kürt halkı ile yan yana durdukça size bunları yapacağız diyen bir katliamdı. Şimdi bizde tam o noktadan başka yerden cevap vermeliyiz diye düşünüyorum. Sokakta olalım bu katliamı gerçekleştirenlerde hesap sormaya devam edelim.”
- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLEN YAZILAR