AB’nin hedefleri COP 21’in hedeflerini tutturmaya yetmeyecek

    0
    107

    Artık 2100 yılına gelindiğinde yeryüzündeki sıcaklık artışının 1,5-2 dereceyle sınırlandırılmasından ziyade, sıcaklıkların 3 derece mi yoksa 4-5 dereceyle mi sınırlandırılabileceği merak ediliyor. İklim uzmanları 19’uncu yüzyıla oranla halen 1,1 derece civarında olan ısınmanın sınırlandırılabilmesi için karbondioksit (CO2) başta olmak üzere sera etkili gazların salınımlarının acilen yıllık yüzde 7,6 oranında düşürülmesinin önemine işaret ediyor.

    Ancak 2015 yılındaki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 21’incisinde (COP 21) kabul edilen ve 200’e yakın ülkenin imzaladığı anlaşma ve anlaşmanın hedeflerinin gerçekleştirilmesine dair vaatler dahi kararlaştırılabilmiş değil. Birçok ülke ekonomik gerekçelerle CO2 salınımlarının başlıca sorumlularından olan kömür, petrol gibi fosil yakıtların yanı sıra aşırı tüketim ve nüfus artışı sonucu artan tarımsal üretimin sınırlandırılması konusunda yeterli adımları atmıyor.

    Uzmanlar, 2 derecenin üzerindeki bir sıcaklık artışının ada ve okyanus kıyılarındaki ülkeleri başta olmak üzere dünyanın gelişmekte olan onlarca ülkesinde büyük felaketlere yol açacağı görüşünde birleşiyor.

    COP 25’TE SONUÇ ÇIKMAYACAK

    İspanya’nın başkenti Madrid’de iki hafta önce başlayan iklim konferanslarının 25’incisi (COP 25) ise, henüz gelecekteki tehlikelere karşı tüm dünya ülkelerini içerecek şekilde kararlı adımlar atılmasında gecikileceğine işaret ediyor.

    Dün gece geç saatlere kadar süren müzakereler sonrası sonuç bildirgesinin bugüne sarktığı COP 25 vesilesiyle 2020’ye dair CO2 salınımlarının azaltılmasına ilişkin vaatlerini açıklayan ülke sayısı 80’de kalmış durumda. Ancak bu ülkeler toplam emisyonların sadece yüzde 10’undan sorumlular.

    Emisyonların dörtte birinden sorumlu tutulan Çin’in yanı sıra Hindistan veya Japonya gibi büyük ekonomilerden de henüz ciddi bir açıklama yok. Öte yandan önümüzdeki yılın Kasım ayında İklim Anlaşması’ndan çekilecek olan ABD’nin tutumu da iklimsel değişikliklerin önüne geçmek için aciliyet arz eden anlaşmanın geleceğine dair endişeleri arttırıyor.

    TEK UMUTLANDIRICI İLERLEME DE ENDİŞELERİ GİDERMİYOR

    COP 25’in sürdüğü bir ortamda Avrupa Birliği (AB) tarafından varılan son uzlaşma kısmen de olsa umutları arttırdı ama endişeleri gidermeye yetmedi.

    Hafta içinde Brüksel’deki AB zirvesinde Polonya haricindeki ülkelerin 2050 yılına kadar karbondioksit salınımlarını sıfırlama hedefini duyurmuştu. Büyük oranda petrol ve kömür olmak üzere fosil enerjilere bağımlı olan AB’nin bu sayede hem ithalatını azaltacağı hem de ekonomisini güçlendireceği hesabı yapılıyor. AB’nin halen yüzde 55 olan enerjide dışa bağımlılık oranının 2050’de yüzde 20’ye kadar gerileyeceği öngörülüyor.

    AB’nin yıllık 265 milyar Euro kadar olan fosil yakıt ithalatının yüzde 70 azalmasının yanı sıra atmosferde her geçen yıl daha fazla biriken zararlı partiküllerin yol açtığı hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunlarının da azalacağına vurgu yapılıyor. AB kaynaklarına göre, bu tür sağlık sorunlarından dolayı her yıl ek olarak harcanan 200 milyar Euro’dan da tasarruf edilecek.

    Fakat genel toplamda dünyanın en büyük ekonomisi olan AB’nin bu hedefi oldukça muğlak ve Polonya veya Almanya gibi üyelerin halen kömür santralleriyle elektrik ürettiği biliniyor. Ayrıca bu hedefe ulaşmak için sadece elektrikli araçların üretiminin arttırılması gibi kısmi önlemler duyurulurken, 2020’den önce emisyonların düşürülmesine dair net bir tutum alınması ihtimali yok.

    TEK ETKİSİ ÖRNEK OLMASI

    AB’nin vardığı uzlaşının en önemli etkisi ise, diğer ülkelerin de benzer hedefler koymasını teşvik edecek olması. Onun dışında AB’nin emisyonları tek başına düşürmesi yeterli olmayacak. Zira atmosferde karbondioksit birikmesi diğer ülkelerin acilen benzeri bir tutum almaması halinde durdurulamayacak ve küresel ısınmanın yol açacağı iklimsel felaketler sadece kısa süreliğine ertelenmiş olacak.

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here