“ASLA BOYUN EĞMEYECEĞiZ”

0
192

205 gündür açlık grevinde olan Semih Özakça dün tek başına hakim karşısında çıktı. Gülmen’in katılmasının ‘tıbben sakıncalı’ bulunduğu duruşmada savunma yapan Özakça, savunma yapması gerekenin insanları işlerinden eden AKP iktidarı olduğunu belirtti

Gözaltı, saldırı, tutuklama altında geçen 205 gündür devam eden açlık grevinde olan eğitim emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için dün duruşma günüydü. Önceki duruşmalarına getirilmeyen emekçilerden Gülmen duruşma öncesi zorla kaldırıldığı hasteneden getirilmezken, mahkemeye gelen Özakça ise tarihi bir savunma yaparak yaşanan tüm hukuksuzlukları ortaya koydu.

Mahkemenin 30 kişi ısrarı!

Duruşma öncesi birçok yerden gelenlerin araçlarına el konulurken, 80 kişilik duruşma salonuna 30 kişi alındı. Sincan Cezaevi’nde görülen duruşmaya çok sayıda kişi katılırken, açlık grevi 130’uncu güne giren Esra Özakça, HDP ile CHP milletvekilleri ile çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi davayı takip etti. Salona sadece sarı basın kartı olan gazeteciler alındı.

Gelenleri selamladı

Özakça duruşmaya tekerlekli sandalye ile getirildi. Özakça ile duruşmaya katılanlar arasında jandarma etten duvar örerken, Özakça savunmasına başlamadan önce ayağa kalkarak salondakileri selamladı. Mahkeme başkanı Gülmen’in hazır edilmesi için yazılan yazıya verilen cevapta Ankara Numune Hastanesi’nin “sanığın” davaya getirilmesinin “tıbben sakıncalı” olduğu yazısı nedeniyle hazır edilemediğini belirtti. Ardından ise Özakça ve Karadağ’a avukat sınırlaması olduğu ve 3 avukat seçmeleri gerektiğini belirtildi. Özakça ise, yüzelerce avukatı olduğunu ve avukat seçmeyeceğini kaydetti. Duruşmada dikkat çekici bir nokta ise mahkeme başkanının avukatların savunma hakkını “suçların örgüt faaliyeti kapsamında” olduğu iddiasıyla engellemesi oldu. Avukatların itirazına rağmen mahkeme 3 avukatın dışında savunma yapmayacağını belirtti.

Göz göre göre cinayet

Bütün engellemelere savunmasına başlayan Özakça, Gülmen’in zorla kaçırılarak mahkemeye getirilmediğini belirterek, “Ekmeğim elimden alınarak terbiye edilmeye çalışıldım. Hiç kimse bana bu haksızlığa ve hukuksuzluğa boyun eğmemi beklemesin.Tarih bir haksızlığı ve hukuksuzluğu yazıyor. Göz göre göre cinayeti izliyorsunuz” dedi.

‘Cinayet adliyede işlendi’

Açlık grevlerinin 75’inci gününde tutuklandıklarını hatırlatan Özakça, “Adliyeye kararı beklerken işlendi cinayet. Polis amiri, savcının odasına girerek kendilerine çay söyledi ve bir saat konuştular. Cinayet böyle işlendi. Bu ülkenin halkına daha hakim karşısına çıkmadan birileri tarafından tutuklanma kararı veriliyor. Sırtında afilli yargıç cübbeleri ile millet adına karar vereceksiniz. Cübbelerinizle oyuna dahil edilen sizler, elinizdeki iddianame senaryo. Kimin için bu oyun? Egemenleri memnun etmek olacak yine” dedi.

‘Haksızlığa uğrayan kim varsa…’

Mahkeme başkanı savunmaya müdahale ederek, iddianamedeki suçlamalara yönelik savunma yapmasını istedi. Özakça ise “Ben buraya gelebilmek için çok sabrettim, siz de biraz sabredin” yanıtını verdi.  “Sömürü var olduğu sürece direniş de sürecek” diyen Özakça,  “Savunma yapması gereken, ufak bir açıklama bile yapmadan koltuklarında oturan AKP iktidarıdır. Ben işinden atılmış bir sınıf öğretmeniyim, köleliğe karşı mücadele eden Spartaküs’üm, firavuna karşı Musa’yım… dünyanın her köşesinde haksızlığa uğrayan ve mücadele eden kim varsa oyum” dedi.

Halkın aydını eyleme geçendir

Duruşmaya, Özakça çok yorulduğu için 5 dakika ara verildi. Aradan sonra tekrar başlayan duruşmada Özakça, “Halkın aydını düşünen çelişkileri görüp kavrayan ve toplumsal mücadele içinde eyleme geçendir.  Bu direniş iki kişinin direnişi diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bu direniş ezilen halkların direnişidir. Kimsenin sokağa çıkmadığı, basın açıklamalarının yasaklandığı bir dönemde; halkımın sözünü söylemeyi bir zorunluluk olarak görüyorum. Kamu emekçilerinin mahkum edilmeye çalışıldığı hayata karşı açlığımızla direniyoruz” diye konuştu.

‘Zulüm artarsa direniş de olur’

“Direnişi başlatan da bastırmaya çalışan da iktidardır” diyen Özakça şunları dile getirdi: ” ‘İhraç edilenler ağaç kökü yesin’ diyen bakana sesleniyorum, onu da yemiyoruz. Ömrümüzden yiyoruz. İşimizi geri alıncaya kadar açlık grevi eylemine devam edeceğim. Biz devrim olsun, AKP gitsin diye açlık grevi yapmıyoruz. İşimizi geri istiyoruz bunun için açlık grevi yapıyoruz. İşte bu kadar! Gezi ve Tekel direnişi tekrarı bize değil, iktidarın zulmüne bağlıdır. Zulüm artarsa direniş olacaktır.”

‘Perde kapansın’

“Biz  hasta değil eylemciyiz. Ben hastaneye kaldırıldığımdan bu yana ilk defa buraya gelirken güneş ışığı gördüm. Zorla müdahale tehditleriyle baş başbaşayız, kimsenin müdahalesini istemiyoruz!” diyen Özakça, “Amaçları bizi unutturup zorla müdahale edip, bizi yaşayan ölü haline getirmekti. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Verin kararınızı perde kapansın” dedi. Özakça savunmasını Enver Gökçe’den ‘Dost’ şiirini okuyarak bitirirken, salondan alkış sesleri yükseldi. Öte yandan Sincan Cezaevi Yerleşkesi önünde bekleyen çok sayıda yurttaşa ise polis saldırdı. Gazetemiz yayına girdiği sırada duruşma devam ediyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here