Ballıkaya: Mülakat yöntemi, yargıyı kontrol etmenin ilk aşaması

Post date:

Author:

Category:

Hakimler ve Savcılar Kanunun 8.maddesi gereğince hakim ve savcı kadrosuna alınacakların belirlenmesi için yapılan yazılı sınav sonucunda 70 puan ve üstü alınanlar mülakata çağırılmaya hak kazanıyor.

Mülakatı yapan kurulda, Adalet Bakanının görevlendirdiği bir bakan yardımcısı başkanlığında, teftiş̧ kurulu başkanı, ceza işleri, hukuk işleri ve personel genel müdürü yer alıyor.

Tüm bu süreçler Adalet Bakanlığının kontrolünde yapılıyor. Mülakat sisteminde, öncelikle bir idari kurulun hakim savcı atamasında tek belirleyen olması nedeniyle yargı erkinin baştan idarenin denetimine alınmasını sağlayan bir uygulama olarak tepki görüyor.

Kısa bir süre önce açıklanan Hakimler ve Savcılar Sınavı sonuçlarına göre mülakata çağrılan ve 70 üstü puan almasına rağmen elenen çok sayıda avukatın siyasi görüşünden ötürü mülakatı geçemediği ortaya çıktı.

Sosyal medya hesaplarından sonuç sayfalarını paylaşan avukatlar duruma isyan etti. Avukat Severel Ballıkaya ile Hakimler ve Savcılar Sınavı’nda uygulanan mülakat sistemini ve ‘kayırma’ konusunu konuştuk.

SONUÇLAR YARGI BAĞIMSIZLIĞINA AYKIRIDIR

Hakim ve Savcı Sınavı mülakatlarında yapılan usulsüzlükleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yasada mülakatın amacı muhakeme gücünün, yetenek ve kültürünün vb. sınavla ölçülmesi ve değerlendirilmesi olarak gösterilmişse de, hem oluşan kurulun niteliği hem de basına yansıyan sorulara bakıldığında gerçek bir ölçme değil, bir eleme yöntemi olarak mülakat yönteminin kullanıldığı görülmektedir. Mülakat kurulu kapalı, hiç bir denetime tabi olmayan, bilimsel bir niteliği bulunmayan bir yöntemle adaylar arasından eleme yapmaktadır. Bu yöntem ve kurulun niteliği birlikte değerlendirildiğinde gerçek anlamda liyakat tespiti yapılamayacağı açıktır.

Yazılı sınavda ilk 100 kişi içerisinde yer alacak şekilde başarı gösteren adayların mülakatta elenmesi bu yıl örneklerin çokluğu nedeni ile çok sayıda habere konu oldu. Ancak mülakat sisteminin uygulandığı önceki yıllarda da bu sorunun yaşandığını ifade etmek gerekir. Yazılı sınavda yüksek başarı gösterdiği halde siyasi düşüncesi, inancı, ailevi durumu vb. nedenlerle adaylığa kabul edilmek istenmeyenler mülakat yolu ile idari bir kurul tarafından elenmektedir. Mülakat yöntemi öncelikle siyasi iktidarın yargıyı kontrol etmesinin ilk aşaması olması ve liyakati ölçmeyi sağlayacak bilimsel bir niteliği olmaması nedeni ile son derece yanlıştır, yargı bağımsızlığına aykırıdır.

Bu nedenle öncelikle hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesinin yükseltilmesi, stajın niteliğinin yükseltilmesi, sınavın ve adayların hakimliğe uygun niteliklere kavuştuğunun bilimsel ve tarafsız yöntemler yolu ile saptanması gerekir.

TÜRKİYE’DE HAKİMLER BAĞIMSIZ KARAR VEREMİYORLAR

Türkiye hukuk isteminin en önemli yürütücülerinin ‘kayırma’ ile seçilmeleri mevcut hukuk sistemini nasıl etkiler?

Hukuk devleti sisteminin en önemli unsuru yargının bağımsız ve tarafsız olması, kanuni hakim güvencesidir. Bu yolla idarenin denetimi sağlanır ve keyfi uygulamaların önüne geçileceği düşünülür. Ve halkın hak arama özgürlüğünün sağlanmasında ne önemli araçlardan birinin bağımsız bir yargı sistemi olduğu kabul edilir. Hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti kavramları bağımsız bir yargı sisteminden ayrı düşünülemez.

Hakimlerin yargı yetkisinin kullanılması sırasında siyasi ve idari etki altında kalmaması, baskı ve caydırıcı herhangi bir yönteme maruz kalmaması bağımsızlığın en önemli teminatıdır. Oysa Türkiye`de hakimlerin bağımsız karar vermesini engelleyen veya verdikleri kararlarda etki altında kalmalarına neden olan siyasi ve idari müdahaleye ilişkin çok sayıda örnek yaşanmıştır. Hakimlik stajına kabulde liyakata göre değil, siyasi iktidarın taraftarı olanların atanmasını sağlayan bir yöntem yargıyı en başından belirleme yöntemidir. Doğal olarak yargı bağımsızlığına, tarafsızlığına ve kanuni hakim güvencesine sonuç olarakta hukuk devleti anlayışına aykırıdır.

YARGIYI KONTROL ETMEYE DEVAM EDECEKLER

Darbeden sonra ‘Fetö’ gerekçesi ile tutuklanan ve işinden edilen savcı ve hakimler gerçeği varken hala siyasi etkenlerin mülakatlara müdahale etmesi muhaliflerin davalarına nasıl etki eder? Örneğin Selahattin Demirtaş’a açılan davalarda savcı ve hakimler FETÖ’den alınmıştı.

2015 yılından sonraki FETÖ üyesi oldukları gerekçesi ile 5 bine yakın hakim ve savcı yargılanmış, tutuklanmış veya görevden uzaklaştırılmış. Mevcut siyasi iktidar yargıdaki bu yasadışı örgütün uzun zamandır oluşturulduğunu ve bu yolla siyasi sonuçlar elde etmeye çalıştıklarını açıkladı. Bu yöntemlerden birinin ve hatta en önemlisinin atama aşamasındaki kayırma ve usulsüzlükler olduğu ifade edildi. Şimdi aynı yöntemin uygulanması bundan sonraki süreçte de şu anda atama yapanların yargıyı kontrol edeceğini gösterir. Bu şekilde yargının siyasi sonuçlar elde etmenin aracı olarak kullanılabilirliğini ve mevcut sisteme muhalif durumunda bulunanlar yönünden ise yargı eliyle oluşan mağduriyetlerin yaşanmaya devam edeceğini gösterir.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI SAĞLANMIŞ DEĞİLDİR

Mülakatla seçilmeleri dünyanın başka ülkelerinde var mı? Evrensel hukukta bu nasıl işliyor?

AB ülkeleri içerisinde ve dünyanın diğer ülkelerinde hakim ve savcıların atanmasında sınav uygulaması genel bir uygulama olarak kullanılmaktadır. Staj niteliğindeki eğitimin içerisinde veya sonunda farklı ölçme yöntemleri de uygulanmaktadır. Ancak bildiğimiz örneklerin hiçbirinde idarenin uyguladığı mülakat tarzı bir eleme yöntemi uygulanmamaktadır.

BM çerçevesinde kabul edilen Bangalor yargı etiği kuralları AB müktesebatına girmiş ve devletler yargının bağımsızlığını güvence altına almayı taahhüt etmişlerdir. Bu taahhüt adaylık sürecinden başlayarak tüm süreci kapsamaktadır. Hakimlerin sahip olması gereken nitelikler, uymaları zorunlu olan kurallardan başlanarak yargının bağımsızlığına uzanan bu kurallara uymak konusunda Türkiye’nin de konuda taahhütte bulunduğunu ancak mevzuatını bu doğrultuda düzeltmemiş ve yargı bağımsızlığını sağlamamış olduğunu ifade edebiliriz.

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR