FEDA: Takvimlerde bir gün değil, anılarımızda hala kanayan yasdır 2 Temmuz, Madımak

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

Alevi Toplumsalhafızasında  dinmeye  yaralardan biridir Madımak. Peki sadece kanayan bir yaradan mı ibarettir Madımak olayları ? Neydi yaşananlar ve nasıl bir dönemde niçin Madımak ve neden Sivas ? ve nasıl bir sonuç ?

Karanlık bir dönemin zincirleme olaylar silsilesinde zirvedir Sivas. 9O’lı yıllar Türkiye ve Kürdistan’da tarih yeniden yazılırken mazlumlar cephesinde zalimin bir kez daha inkar ve imha siyasetiyle halklar bahçesine müdahalesinde en mazlum ve savunmasız halkaya karşı işlenen toplumsal ve resmi bir cinayettir 2 Temmuz Sivas.

Peki neden Sivas ? Gerek Osmanlı gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nde sembolik bir sınırdır Sivas. Devletin hassas sınır uçlarının, sinopslarının buluşturulduğu yerdir Sivas. Bu tarihi kent, Pir Sultan ile özdeşleştirilen Alevi direnisininde mahalidir.  Osmanlı Safevi çatışmasında merkezi bir rol ile Osmanlı’nın denetimde tutması gereken bir idari merkezdir. Çok renkli ve çok seslidir. Alevilerin en fazla nüfusunu barındıran kentidir Sivas. Kanlı Yavuz’dan beri katliamlara tabi tutulan Alevi yurdudur .  Ama direnen Alevi geleneğinin ozanlar diyarıdır aynı zamanda.

Yol evladı Türkmen’in,  Kürdistanlı inançdaşıyla buluşup yaşadığı yer, etnik aidiyetin çeşitli renklerle var olduğu mahal. Coğrafik olarak kuzeyden karadenizli Pontustan ortadaki Rum’a, güneydeki Akdenizli Ermeniye, Batısında Orta Anadolululu Türkmen’den Doğusunda yaşayan Kürdüne kadar genis bir kavşaktır.

Cumhuriyetin kurulusundan itibaren, henüz siyasi cenin aşamasında iken bile siyasal olarak genetik bozuklukla mayalandığı,    geleceğini heba verircesine işlediği ilk cinayetin yaşandığı yerdir. İlk soykırımını Koçgiride Kürt Alevilere karşı işlemiştir Cumhuriyetin genç T.C. kadroları. Sivas kongresini yapıp kuruluş aşamasında mihenk taşlarını döşerken ulus devlet denen illetin binasını. Atılan temelde Ermeni ve bilimum Hristiyan halklardan sonra Alevi ve Kürd kanı üzerine bina etmişlerdir.

Tekçi zihniyetin tezahürü bütün halklar gibi ve Aleviler açısından da katliam dolu karanlık günlerin habercisidir Koçgiri soykırımı. Dersim’e oradan 6-7 Eylül ile istanbul’a, Gemerekte yakalanan Denizler ile Mamak’a oradan;  Maraş, Malatya, Çorum ve yeniden Sivas’a uzanan bir katliamlar silsilesidir aslında T.C. tarihi.

12 eylül ile Türk/İslam sentezi taçlandırılıp geleceğe dair hayellerin tektipleşmeye evrildiği bir şiddet ikliminde Aleviler hala resmen yok sayılıyor (halada öyle) ve inaçları devlet tezgahlarında kurulan planlarla toplumsal mühendislik tornalarından geçirilip sisteme entegre edilmeye çalışılıyordu.

Bir yanda inkar bir yanda imha sürerken, tek tipçi devlet her köye bir cami projesi ile Alevileri imam hatiplere götürdüğü  çocukları ile kültürel soykırıma tabi tutmaya devam ediyodu. CEM Vakfı ile somutlaşan projelerin temelleri atılıyor ve Aleviler Muaviye tohumu Yezid’in sofrasında bağdas kurmaya davet ediliyorlardı.

Fakat iktidar dışı olmaya alışık Alevilerin direnişçi damarı gelişen Kürd Özgürlük Hareketi ve toplumsal muhalefete kayıtsız kalmayıp yüzünü katliamcı devletten hesap soran cepheye dönünce hızla asimilasyon planları revize edilmiş ve Ağar – Güreş – Çiller üçlüsü ile zirve yapan topyekün imha planları hayata geçirilmiş ve bu bağlamda Alevilerin sistem dışı bir muhalefet geliştirilmesinin önü kesilmişti.

Bunun için Aleviler bir kez daha devletin özel Harp dairesinde tertipledigi Madımak ile canlı yayınlarda saatlerce süren bir vahşetle katledilmiş ve bu katliam « Laikliğe » karşı saldırıya geçen bir güruhun eseriymiş gibi lanse ediliyordu. Oysa daha sonraki yıllarda faillerin korunması, katilleri savunan avukatların bir çoğunun AKP ve diğer partilerde iktidar ortağı olması, devlet yetkikilerinin başta Çiller ve daha sonra RTE ile olaylara yönelik devletin « şefkatli » tavrı ile bir kez daha gösterdi ki Aleviler devletin laik ordusu gözetiminde kontra ve daha sonra daişe fikir babalığı hatta direkt üyesi olarak Şengalde ve Mabetada katliamları yapacak olan yeşil faşist çeteler tarafından katledilmislerdi.

Bu güruh ve zihniyet insanlığa karşı işlenen bu suçlardan dolayı hesap vermedikçe, alevilerin vijdanlarında kanamaya devam edecektir bu yara. Sorumlular hesabını vermedikçe, Alevilere rahat yok ve olmamalıdır. Ve bu hesap asla ulu divana kalmamalıdır. Çünkü en fazla Alevi nüfusun yaşadığı Sivas ve Maraş’ta artık sayısal azınlık durumuna indirgenmiştir Aleviler. Tıpkı Maraş katliamında olduğu gibi Sivas zorla tek tipçiliğin, Türk / İslam sentezinin zirve yaptığı bir coğrafya haline getirilmiş ve şimdilerde dünyanın dört bir yanından getirilen Daeşli çetelere mesken edilmek istenmektedir.

O nedenle Madımak hala her an kanayan bir yaramızdır. Öyle  ki bu insanlık suçunu işleyenler halklarımıza hesap vermeyip milletvekili-bakan olmaya devam ediyor ..

Ve yine o nedenle Madımak’ın utanç müzesi olması yetmez ! Olayın belli faili bellidir ; Devlet ! Bir kez daha faillerin hesap vermesini, Alevi Toplumunun dile getirdiģi talepler ” Eşit Vatandaşlık çerçevesinde güvenceye alınmalı, Toplumuza ait gasp edilen mülkler tanzim edilmeli, katledilen canlarımıza karşı failler Uluslararası İnsan Hakları Hukuku çerçevesinde yargılanarak hesap vermelidir.

Aksi taktirde 2 Temmuz 93 Türkiye ve insanlık tarihinde  kara bir leke olarak anılmaktan öteye hiç bir şey ifade etmeyecektir ! Hal böyle olunca Alevilere reva görülen katliamların kilometre taşlarından biri olmaya ve yeni katliamların habercisi olarak kalmaya devam edecektir. Tıpkı daha sonra yaşanan Gazi, Gezi, Suruç,  Roboski, Şengal, Afrin, Mabeta gibi.

Bu mâna ile biz Demokratik Alevi Federasyonu olarak 2 Temmuz günü Madımakta katledilen canları bir kez daha anıyor anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

 

FEDA ( Demokratik Alevi Federasyonu)

- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLEN YAZILAR