Hamburg’da G20 kaosu

Post date:

Author:

Category:

Almanyanın Hamburg Eyalet-Şehri, 7-9.Temmuz 2017 günleri arası ,3 gün boyunca tüm dünyanın haberlerinin odak merkezi idi.Sebebi malum G20 toplantısı. Neydi ve kimdi bu G20 liler.
G-20 ülkelerinin listesi;
G-20 Zirvesi dünyanın dolar bazında en büyük ekonomisine sahip 19 ülkesi ve Avrupa Birliği’nden oluşuyor…
İşte Almanya’nın Hamburg kentinde bir araya gelen G-20 ülkeleri ve ekonomik göstergeleri…
Amerika Birleşik Devletleri GSYH (Dolar): 56,084, Almanya GSYH (Dolar): 46,974,ArjantinGSYH (Dolar): 20,499,AvustralyaGSYH (Dolar): 47,644 ,Birleşik KrallıkGSYH (Dolar): 41,499, BrezilyaGSYH (Dolar): 15,646 ,Çin Halk CumhuriyetiGSYH (Dolar): 14,340,EndonezyaGSYH (Dolar): 11,149,Fransa GSYH (Dolar): 41,476,Güney AfrikaGSYH (Dolar): 13,209 ,Güney KoreGSYH (Dolar): 36,612 ,HindistanGSYH (Dolar): 6,187,İtalyaGSYH (Dolar): 35,781 ,JaponyaGSYH (Dolar): 38,142 ,KanadaGSYH (Dolar): 45,602 ,MeksikaGSYH (Dolar): 18,430 ,Suudi ArabistanGSYH (Dolar): 53,802 ,RusyaGSYH (Dolar): 25,965 ,TürkiyeGSYH (Dolar): 20,420 .(kaynak NTV)
Dünyanın en zengin 20 devletinden oluşan bu liste, dünyanın Gayri Safi Yurtiçi Hasılası (GSYH)nı halkına eşit dağıtan ülke olsa ,hadi eşiti bırakalım makul dağıtan ülke olsa ,devlet başkanları güllerle karşılanırlar ve geriye kalan diğer ülke halklarıda bu zenginliğe gıbte ile bakardı herhalde.
Ama bu zenginlik, bir avuç zümrenin dünyamızdaki 8 milyar insanın doğadan gelen miras hakkının gaspından elde edildiği için,bu 20 devlet de dünyamızın en büyük korsanı-mafyası,zorbası niteliğindedir.Ama bunu onların yazdığı kurallar ile oynanan oyun içindeki hukuk ile ne ispatlama ,ne de yargılamak mümkündür.
Nerden anlıyoruz.Ordularından, silahlarından,istibaratlarından, Polisinden, Tomalardan, hukuklarından,kanunlarından,vergilerinden,bankalarından,yönetenlerinden , velhasıl kurdukları düzenlerin kurallarından dolayı iktidar olma hakkının nasıl kullanılacağı da belirlenmiştir.
Siz her şeyin seçim ile olacağını sanmayın.Adı güzel ,kendi güzel ama uygulaması bir türlü tam olarak gerçekleşmeyen demokrasinin, son bir seçim uygulamasını Türkiyenin 7 hazian seçimlerinde yaşadık. Olmaz olmaz dedikleri HDP nin %10 barajını aşarak ,onların koyduğu kuralları delip 80 vekil kazanması ardından ,bu sonucu hükümsüz kılacak 30 kasım 2015 seçimlerini herkes hatırlayacaktır.
Yani bu kurallar sadece devletin kuruluş felsefesi ve kurucu sınıfın bakiliği üzerine kurulmuştur.Bunu değiştirmeyi bırak, paylaşmaya dahi rıza gösterilmeyeceği ,olup bitenler ile izlenmektedir.
Siz hiç bu kurumların patronlar toplantısının herhangibi bir eylemini veya programını yasakladığını, tomalar ile basıp gaz’ladığını ,gördünüz mü ?
Eğer görmüşseniz biliniz ki, bir birine yapılan bir darbedir.Yani halkın ve hakkın menfaatı veya lehine bir hesaplaşma değildir.Bunlardan değişik zamanlarda ,Türkiye ve dünyadan örnekler görmüşsünüzdür. Türkiyede en son 15 temmuz ile 20 temmuz arasındaki darbeleşmeler gibi.
Yani 20 devletin halkları bir araya gelip ,şu dünyayı nasıl daha iyi yaşanılır bir hale getirebiliriz diye toplanmıyor.Toplananlar kendi halklarının ceplerini boşaltıktan sonra , dünyanın geri kalanlarınında defterini dürüp ,açlık susuzluk içinde ve çaresiz bıraktıktan sonra,onlardan topladığı ganiment ile ,önce kendilerine biat edecek bir ümmetsel topluluk yaratıyor, sonra da kömür, şeker,yeşilkart,sosyalamt,gibi hayır işleri ile ,halktan topladığı ganimet’den ,ölme bana lazımsın manasında, adeta bir babalık edasıyla ne kadar insani ve vicdani davrandığını göstererek, halkın dua ve secdesini bekliyorlar.
Tabi biraz uyanmış ve biraz da cesaret ederek ,yahu bu zaten bizim doğadan gelen hakkımız- payımızın binde biri bile değil,biz yaşayabilmek için daha fazlasını istiyoruz deyince ,hiddet ve şiddet ile besledikleri zebanileri hak arayanların üzerine salarak dünyayı cehenneme çevirmektedirler.
Böyle bir sistemden beslenen ve günümüz dünyasındaki adıyla adına Kapitalizm dediğimiz bu dengesiz, adaletsiz sistemin en büyük temsilcilerinden oluşan bu 20 devletden oluşan zenginler kulübüne 1999 yılından bu yana G20 kulübü deniyor.
Bu G20 nin 2015 toplantısı hatırlanacağı gibi Türkiyede-Antalyada övüne övüne yapılmıştı.Antalya halkı para kazanacağız diye ,davul zurna ile halaylar ile karşılamıştı.
Bu yıl ki yani 7-9 temmuz 2017 tarihleri arasındaki 3 günlük toplantısı ise Almanyanın Hamburg Eyalet şehrinde yapıldı.Tabi yapıldı denilebilinir ise.
Adeta katılan devlet başkanları çembere alınarak rehin tutuldular.Korkudan otellerinden dışarı çıkamadılar. Geceleri endişeden yatamadılar.On binlerce polis korumaya yetmedi.Almanyanın en gelişmiş ve güzel şehri olan Hamburg’un tadını çıkarmak kursaklarda kaldı.
Hamburg da, böylesine sert ve büyük bir muhalefet ile, yüzbinlere varan sokak eylemleri,yürüyüşlere karşı polisin zaman zaman sert davranması sonucu, hamburg aktivistlerine tüm almanya ve hatta avrupadan destek yağdı.Her halktan,her inançdan ve renkten ezilenler bir vücut oldu.
Sokaklar ,caddeler ,mahalleler ,semtler adeta teslim alındı.Bu büyük meydan okumaya dönüşen protestoların yaşandığı Hamburg şehrinin muhaliflik kimliğinin nereden kaynaklandığını güzel özetleyen, Gazeteci- Yazar,Tan Morgül’ün 8 Temmuz 2017 tarihli ‘’ G20 Zirvesi’nin ‘korsan’ ev sahibi Hamburg’’başlıklı informatik analiz yazısı, G20 karşıtı Hamburg direnişinin tarihsel arka planına ışık tutuyor.
‘’G20 Zirvesi’nin ‘korsan’ ev sahibi Hamburg
Sadece Almanya’da değil, Avrupa’nın herhangi bir noktasında, katılımcı yapısı bu denli “antipatik” olan bir toplantı (dünyanın en büyük ekonomilerine sahip ülkelerin liderlerini bir araya getiren G20 Zirvesi) yapmak için bir şehir seçin diye sorulsa, belki de akla gelecek son kent, Hamburg olurdu.
Özellikle de şehrin aktivist kimliğinin sembollerinden Rote Flora Kültür Merkezi’ne birkaç yüz metre mesafede…
Geçen yıllarda boşaltılmaya çalışılan ve büyük gösterilerle savuşturulan Rote Flora “işgal-kültür alanı” mücadelesi, bölgenin geçmişiyle bugünü arasındaki sürekliliği gösteren temsili bir hareket.
Yani G20, Almanya’da ve hatta Avrupa’da, muhtemelen en “yanlış” yerde toplandı.
Avrupa işçi sınıfı ve sosyal hareket tarihi ortada. Bir kere liman kentlerinden uzak duracaksınız. Daha da önemlisi, liman kentleri arasında bu kadar çok “korsan”ı (St. Pauli FC taraftarlarının da sembolü olan Totenkopf – kuru kafalı korsan bayrağı) barındıran tek şehir Hamburg.
G20 Zirvesi hakkında bilinmesi gerekenler
St.Pauli’nin hikayesi
Hamburg’tan ziyade, Hamburg soluna, dolayısıyla eylemlere, eylemlerin fiziki ve sosyolojik karakterine ev sahipliği yapan kentin dışlanmış çocuğu “St. Pauli bölgesinin” hikayesine bakarak ilerleyelim.
St. Pauli daha 17. yüzyılda, kentte yaşamı pahalı bulan küçük esnaf, seyyar satıcı ve gündelik işçilere ev sahipliği yapmaya başlıyor. Peşi sıra 19. yüzyılda endüstri devrimi sonrası değişen ticaret ve üretim faslında, işçi sınıfı bu muhiti mesken belliyor. Özellikle bölge Elbe Nehri’ne yakınlığı nedeniyle birçok yerden liman işçisini kendine çekiyor.
Bu kadar liman işçisi bir arada olunca, bölgedeki genelevlerin sayısı da ciddi bir biçimde artıyor. 19. yüzyıl sonlarına gelindiğinde, Reeperbahn Caddesi, Avrupa’nın fuhuş merkezlerinden biri olarak görülüyor.
Sonrası ise tanıdık: Avrupa’da “dolanan hayalet” Hamburg’ta ortaya çıkıyor. 1. Dünya Savaşı sonrasının yarattığı kriz ve açlık büyük ayaklanmaların yaşanmasına neden olurken, 1918 Alman devrimlerinin kıvılcımını yakan olayların önemli bir kısmı da burada vuku buluyor.
6 Ekim 1918’de 40 binden fazla işçi, asker ve denizci, St. Pauli’nin Heiligengeistfeld bölgesinde Cumhuriyet ilan etmek için toplanıyor. Tabii ki sosyalist Cumhuriyet’ten bahsediyoruz. Sonrası ise malum, yenilen devrimler ve Nazi devletine ilerleyiş…
Hamburg, 2. Dünya Savaşı sırasında da Temmuz 1943’te Gomorrah Operasyonu adı altında müttefiklerce 6 gün süreyle bombalanıyor. 42 bin kişi ölüyor, 37 bin kişi yaralanıyor, 900 binden fazla kişi evsiz kalıyor.
Kent savaş sonrası, 1950 ve 60’lı yılların ekonomik büyümesinden faydalanan merkez olurken, St. Pauli bölgesi de bu tarihlerde, ciddi bir kültürel canlanmaya ve rock ve müzik gruplarına/mekanlarına ev sahipliği yapıyor.
1980’lerin siyaseten karanlık dönemi, Hamburg’u ve özellikle St. Pauli’yi de vuruyor.
Liman ticaretindeki otomasyon, artan AIDS vakalarının sonucu; büyüyen işsizlik ve seks ticaretinin düşüşü sonucu bölge boşalmaya başlıyor. Ama boşalırken de bugün sonuçlarını gördüğümüz başka olaylara/imkanlara yer açıyor.
Hamburg’daki işgal(squad) evleri
Ekonomik düşüş nedeniyle iş bulamayan, işi olmadığı için evi de olamayan birçok genç, buradaki boş, atıl, kötü ve metruk belediye ve özel binalara taşınıyor, daha doğrusu squad (yani işgal) ediyor.
İşgal evi hareketinin sınıfsal/sosyal tabanı ise sonraki politik kimliğin yapısını belirliyor: punk, anarşist, otonom ve çeşitli sol politik görüşe sahip bir genç nüfüs. Özellikle Hafenstrasse bölgesi bu harekete ev sahipliği yapıyor.
Sonrasında, işgal edilen bu evlerde sadece yaşamakla kalınmıyor ve herkese açık yemekler, otonom atölye, tartışma, etkinlik ve gösteriler düzenleniyor. Ve artık şüpheyle karşılanan bu yeni genç sakinler artık mahallenin geri kalanı (yoksul ve yoksun işçi sınıfı ve göçmenler) ile de temasa geçmiş oluyor.
Öte yandan kiralar da düştüğü için sanatçılar ve öğrenciler de bölgeye akın edince, ciddi bir alternatif/ politik gençlik kültürünün temelleri oluşmaya başlıyor.
Ama hareket en “seksi” pozunu, o zamana kadar “solla ilgisi olmayan” Hamburg’un küçük kulübü St. Pauli’nin maçlarına gitmeye başlayarak veriyor. Dertleri de beraberce bir şey yapabilmek ve ortak bir kimlik altında eğlenmek, mahallenin yerel temsilcilerini desteklemek ve dayanışmak.
Haliyle, mahalle dönemi itibariyle Almanya’da yükselişe geçen Neo-Nazi hareketinin var olamadığı, göçmenlerle muhabbetin en yoğun olduğu bir muhite dönüşüyor.
Bölgede oluşan otonom/alt kültürü bugüne getiren ve önemli kılan diğer karakteri ise, son yıllarda yoksullar, göçmenler ve her türlü mahrum ahaliyle temas edip, dayanışma geliştirmeleri.
‘Ortada yanlış bir matematik olduğu aşikar’
Bölgeyi bu kadar popüler kılan St. Pauli futbol kulübünün taraftarlarının, bugün gerçekleşen G20 protestolarında da büyük bir görünürlüğü var.
Futbol taraftarı diye geçilmesin, zira Gezi ve Tahrir protestolarından biliyoruz, politik taraftar dilinin sokak gösterilerine kattığı geniş ve etkili bir repertuvar var.
Haliyle, bugün G20’de gördüğümüz yaratıcılık ve direngenliğe, St. Pauli taraftarının ve stadını eylemcilere açan St. Pauli kulübünün katkısı sarihtir.
Zira Hamburg son derece sistematik bir otonom kültürünün yıllardır kök saldığı bir şehirdir.
Yani G20 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak kentin seçimiyle ilgili olarak ortada yanlış bir matematik olduğu da aşikar.’’
Evet bizim de 1500 lü yıllarda şimdiki Antalya bölgesinde Tekke diye bilinen coğrafyada zalime zalim diyebilecek bir topluluk vardı. Eger Osmanlının Yavuzları katliyamlardan geçirmemiş olsalardı ,hala Alevi Kızılbaş kimliklerine sahip bir felsefe ile yaşayabilselerdi ,belki şimdiki Antalyada da ,Hamburg benzeri bir muhalefet yükselecekti .
Ama artık yok.Çünkü o devrin G’si olan Osmanlı onları bitirdi.
Ama Hamburg’dan G20 geçemedi.

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR