‘Hüseyin Deniz’in mirasıyla ayaktayız’

0
538

25 yıl önce öldürülen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Hüseyin Deniz’i anlatan çalışma arkadaşı Bayram Balcı, Deniz’in bıraktığı mirasın Anka kuşu misali kendini küllerinden yeniden yarattığını ve bu günlere taşıdığını söyledi.

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 9 Ağustos 1992 tarihinde karanlık güçler tarafından katledilen uluslararası PEN üyesi ve Özgür Gündem Gazetesi Temsilcisi Hüseyin Deniz cinayeti 25 yıldır aydınlatılamadı.

İki yıl faili meçhul kaldıktan sonra 1994’te cinayette kullanılan silahın Hizbullah mensubu Mehmet Şah Bakır’ın üzerinde bulunduğu iddia edildi. Bakır o silahla işlenen 12 cinayetten sorumlu tutuldu. Diyarbakır 4 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 2001’de Bakır’a müebbet hapis cezası verdi. Karar 2 Temmuz 2002’de Yargıtay tarafından bozuldu. Yeniden Diyarbakır’da görülen davada 2 Kasım 2004’te mahkeme, Bakır’ın tutuksuz yargılanmasına karar verdi.

HÜSEYİN’DEN GERİYE KALAN

Hüseyin Deniz, 9 Ağustos günü sabah kardeşinin marketine giderken vuruldu. Deniz saldırıya uğradığı zaman olay yerine düşen gözlüğü, boş bir kovan, terliği, gazetede yayımlanması için hazırladığı yazısı ve Özgür Gündem kimliği vardı. Olay yerine gelen polis, olayı gören kişilere rağmen görgü tanıklarının ifadesine başvurmayıp, tutanak tutmakla yetindi.

Deniz, Urfa Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, ancak burada Diyarbakır veya Antep’e götürülmesi gerektiği söylendi. Dönemin valisi, 22 ve 23’üncü dönem AKP Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut’tan yaralı Deniz için helikopter istendi. Ancak helikopter verilmedi. Deniz, ertesi gün 10 Ağustos’ta ambulansla Diyarbakır Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak yolda hayatını kaybetti. Deniz, bir sonraki gün Diyarbakır’da devralacağı arkadaşların katledilmesine yönelik tutulan nöbeti devralamadı.

‘TEK AMAÇ ÖZGÜR GÜNDEMİ YOK ETMEKTİ’

O dönem Deniz’in çalışma arkadaşlarından ve Deniz’i son görenlerden biri olan gazeteci Bayram Balcı, gazetecilere yönelik saldırılarda devletin tek amacının Özgür Gündem’i yok etmek olduğunu, saldırılara rağmen gazetecilik yapmaya devam ettiklerini söyledi. Balcı, Diyarbakır’da gazeteci Hafız Akdemir’in katledilmesinin ardından diğer gazetecilere yönelik de suikastların peş peşe gelmeye başladığını ve gazete dağıtımcılarının da katledildiğini söyledi.

Hüseyin Deniz’in Ceylanpınar muhabiri ve gazetenin yazarı olduğunu söyleyen Balcı, “Ayrıca Kürt kültürü ve Kürtçe üzerine çalışmalar, araştırmalar yapan bir arkadaşımızdı. Bir eğitimciydi. Kürtçe masallar, Kürtçe deyimler üzerine kitap çalışmaları vardı” dedi. Deniz’in vurulma haberini aldığı anın şaşkınlığını yaşamaya devam ettiğini dile getiren Balcı, şöyle konuştu: “Sabah Urfa bürosundayken, Hüseyin’in vurulduğu haberini alır almaz, bindiğimiz bir taksi ile Ceylanpınar’a hareket ettik. Ceylanpınar’a yaklaştığımızda karşı yönden gelen bir ambulans Urfa yönüne hızla gidiyordu. Biz de geri dönüp ambulansı takip ettik. Hüseyin Urfa Devlet Hastanesi’ne getirildiğinde hayattaydı. Fakat durumu çok kötüydü. Hüseyin’i yoğun bakıma almışlardı. Bir arkadaşımız ölümün elindeydi ama bizlerde aynı zamanda gazeteciydik ve gazetemize arkadaşımızın uğradığı saldırının haberini de yapmak zorundaydık. Ben o zaman yoğun bakıma girip gazetede yarım sayfa yayınlanan o fotoğrafı çekmiştim. Özgür basın geleneği işte böyle bir gelenektir. Arkadaşınız ölümle pençeleşirken bile halka gerçekleri ulaştırmaktır.”

KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR GAZETECİLİK GELENEĞİ

Balcı, “Hep söylenir ya, 90’lı yıllarda bizler ensemizde namlunun soğukluğuyla gazetecilik yaptık. Bugün ise devlet, yani AKP-MHP iktidarı basını tamamen teslim almış durumda. Bugün özgür basın geleneğini devam ettiren bir iki gazetenin dışında, diğer bütün gazeteler iktidara teslim olmuş durumdalar. Her türlü baskıya, tehdide rağmen özgür basın geleneğini sürdüren gazeteci arkadaşlarımız ise birer ikişer tutuklanıyorlar. 160’tan fazla gazeteci bugün cezaevinde” şeklinde konuştu.

Balcı, özgür basın geleneğinin kendini küllerinden yarattığını ve bu geleneğin yok olmayacağını belirterek, “Bugün gazeteciler enselerinde namlunun soğukluğuyla haber yapmıyorlar ama kelepçelerin soğukluğu, zindanların karanlığı altında görev yapıyorlar. 1990’lı yılların özgür basını bir Anka kuşu gibi kendi küllerinden her zaman yeniden doğan bir gazetecilik geleneği yarattı” dedi.

GAZETECİ HÜSEYİN DENİZ KİMDİR?

Hüseyin Deniz, uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitirdiğinde 36 yaşındaydı. Bolu Öğretmen Okulu mezunu Deniz, 1975’ten itibaren Siverek ve Nusaybin’de öğretmenlik yaptı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde tutuklandı, 3 yıl Diyarbakır Cezaevi’nde kaldıktan sonra serbest bırakılınca görevden alınmıştı.

Evli ve dört çocuk babası olan Deniz, 1991’de “Gotinên Pêşiyên Kurdan” adlı kitapta Kürt atasözlerini derledi. Yeni Ülke, Cumhuriyet, Tercüman, 2000’e Doğru ve Welat’ta yazıları yayımlandı. Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) üyesiydi. Öldürüldüğü sırada Özgür Gündem’de yazıyordu ve Ceylanpınar muhabiriydi.

Deniz, Diyarbakır’da katledilen Kürt bilgesi gazeteci-yazar Musa Anter’in de yeğeniydi. Anter, Deniz katledildiğinde “Neden gençleri öldürüyorsunuz. Ben yoksa ecelimle mi öleceğim” demişti. Hemen ardından Anter de Diyarbakır sokaklarında yeğeninin akıbetine uğramıştı.

Arjin Dilek Öncel – dihaber

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here