Laikliği savunmak

Post date:

Author:

Category:

ALİ KENANOĞLU

1 Ocak 2017 tarihinde Reina gece kulübünde yılbaşı eğlencesi, yeni yıl kutlaması yapan kalabalığa yönelik katliamın arkasından Halkevleri üyeleri Okmeydanı’da bir yada birkaç kahvehanede bir bildiri okudular.

Bu bildiride;“Artık buraya kadar. Bundan sonra mahallelerimizde ne bir IŞİD’çiye, ne de bir gerici cihatçıya izin vermeyeceğiz. Gericiliğe karşı yükseltilmesi gereken bir bayrak vardır. O da laiklik bayrağıdır. Bizler herkesi bu mücadelenin birer neferi olmaya çağırıyoruz. Gericilerden, faşistlerden, başkanlık sevdalılarından hesap sormaya çağırıyoruz” diye yazıyordu. (Paylaşılan videodaki sözlerden)

Bu bildiriyi okuyanlar, “halkı kin ve düşmanlığa sevketme” suçundan tutuklandılar. Kamuoyunda bu olay laikliği savunanların tutuklanması olarak tanımlanıp tepkilere yol açtı ve açmaya da devam ediyor.

Okmeydanı her daim faşist, gerici güruhların hedefinde olmuş bir mahalledir. Mahalle ağırlıklı Türkmen ve Kürt Alevilerden ve son yıllardaki göçlerle de Sünni Kürtlerden oluşuyor. Berkin Elvan polis tarafından bu mahallede katledildi. Uğur Kurt bu mahalledeki Cemevi bahçesinde polis tarafından katledildi. Bu son zamanlarda kamuoyunun bildiği katliamlar olup, bunun öncesi yıllarda da mahallede katledilen,  Alevi – Solcu, sosyalist kişiler bulunmaktadır.

Mahalle birkaç defa da gerici faşist güruhlar tarafından tehditlere maruz kaldı. Berkin Elvan’ın cenazesinin defnedildiği gün katledilen Burakcan’ın da katline sebep olan olaylar mahalleye yönelik saldırılarla ilgilidir.

Bu mahallede yaşayan gençlerin gözü önünde Berkin Elvan, Uğur Kurt katledildi ve katilleri de ellerini kollarını sallayarak görev yapmaya devam ediyor. Siz Devlet olarak Hükümet olarak, katliamın sanıklarını yani katilleri koruyup kolluyorsunuz. Tiyatro gibi duruşmalar yapıldığını katıldığım Uğur Kurt davalarından da biliyorum.

Bu durum karşısında mahallede faaliyette bulunan Halkevleri üyeleri,  Anayasa gereğince korunması, savunulması gereken Laikliği savunmak ve mahallelerine yönelik gerici faşist saldırılara, tecavüzcü, katil IŞİD canilerine karşı bir bildiri okuyup halkı bu tür saldırılara karşı mücadeleye davet ediyorlar.

Yargılanan bildiri TBMM kürsüsünden de birçok milletvekili tarafından okundu ve savunuldu. Bu bildiriyi okuyan gençler, halkı “kin ve düşmanlığa tahrik ederken” televizyonda Alevileri açıkça ölümle tehdit edenler elini kolunu sallayarak dolaşıyor. Sadece bu değil.  Bunun gibi her dönemin iktidar yalakalığını yapan birçok kişi televizyonlarda her gün insanları, kurumları tehdit ederken halkı kin ve nefrete tahrik etmiş olmuyorlar.

Üstelikte bu tahrik olan salyalılar sağda solda insanlara saldırıp, parti binalarını yakıp yıkarken hiçbirisine hiçbir cezai yaptırım uygulanmıyor. Mesele halkın kime karşı tahrik olduğudur. Eğer bu halk Türkiye’nin parlamento da grubu bulunan en büyük üçüncü partisine karşı tahrik ediliyorsa sorun yok. Onlara karşı tahrik olan salyalıların saldırıları mübah ama Laikliği korumak ve salyalı faşistlere karşı, gerici yobazlara karşı, tecavüzcü IŞİD katillerine karşı halkı kışkırtmak suç.

Şortlu kadına, hamile kadına saldıranlar, cüppeli sarıklı bildiri dağıtıp topuklu ayakkabı giymenin günah olduğuna dair güya bildiri dağıtır gibi yapıp aslında halkı tehdit edenler, sokak ortalarında Noel Baba asanlar, bıçaklayanlar, yumruklayanlar, yılbaşı kutlamalarını tehdit edenler, televizyonlarda Alevileri ölümle tehdit edenler, masum insanı sırf katile benziyor diye linç edenler, halka karşı kin ve nefret içinde değiller de laikliği savunanlar ve laikliği savunmak için bildiri dağıtanlar suçlu oluyor.

Laiklik farklı yaşam tarzının, inanç özgürlüğünün güvencesidir. Sizin çocuklarınız bu ülkede baş örtüsünden dolayı okula gidemezken siz onları laikliğin uygulandığı ülkelere gönderiyordunuz. Siz o güvenceye saldırıyorsunuz, saldırtıyorsunuz, saldıranlara göz yumuyorsunuz.

Sonra da kalkıp diyorsunuz ki; biz kimsenin yaşam tarzına müdahale etmiyoruz!

evrensel gazetesi

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR