Metin Aktaş: 38 katliamının ardından yaşananlar tehcirdir

Post date:

Author:

Category:

Cefr, Dicle, Nişancı, Harputtaki Hayalet, Son Derviş, Cennetin Ölümü, Avesta gibi birçok romanın yazarı Metin Aktaş’la yeniden yayınlanan Sürgün romanı üzerine konuştuk. Aktaş yenilenen ve içeriği daha da zenginleştirilen romanını PİRHA’ya anlatırken, 38 öncesi Dersim’e dair, ‘kendi inaçları, hukuku ve yaşam tarzı ile mutlu olan insanların yeri’ olduğuna vurgu yaptı.

“SÜRGÜN DE KATLİAM GİBİ BETER BİR ACIDIR”

“Katliam, yaşanan acının bir bölümüydü” diyen Aktaş, katliamdan kurtulanların ise sürgüne gönderilerek bir başka derin acıyla karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Hemşerisi Hüseyin’in yaşadıklarından yola çıkan Aktaş, romanda yazılanların tamamının gerçek olduğuna işaret ederek, “bu roman, acıları gündeme getirmek için yazılmadı, yaşananlardan ders çıkarmak ve her toplumun inancına yaşam şekline ve diline saygılı bir geleceğin yaratılmasına katkı sunmayı amaçlayarak yazıldığını ifade etti.

“SÜRGÜNDEKİLER KEYFİ ŞİDDET GÖRDÜLER”

Aktaş, “Dersimlilerin tehciri” dediği sürgünü anlatırken, “Bu insanlar, hiç bilmedikleri bir coğrafya, hiç bilmedikleri bir dil, hiç alışık olmadıkları bir toplum yapısı ile karşı karşıya kaldılar ve keyfi şiddet gördüler” dedi.

Sürgün’ün o yürek burkan, acıları usul usul kanatan öykülerinden örnekler de veren Aktaş:

“Sürgün romanı, memleketinde saygın biri olan 80 yaşındaki Hüseyin amcanın gittiği o batı köyünde nasıl çoban yapıldığını, kendisiyle birlikte ailesinin yaşadıkları derin yalnızlığı ve kendini bilmez bazı kesimlerin bu aileye çektirdikleri acıların bir kısmına tanıklık yapıyor” diyen Aktaş, o yürek burkan, acıları usul usul kanatan Sürgün’ü anlatırken “bu insanlar çok zorluklar yaşadılar büyük kısmı orada yaşamını yitirdi kalan ve geri dönmeyenler ise geçmişiyle bağı koptu, asimile oldular” dedi.

“İNANÇLARIYLA DALGA GEÇİLDİ”

Romanda bu insanların inançlarıyla nasıl alay edildiğine örnek veren Aktaş, Hüseyin amcaya, günün büyük bölümünde o yaşına rağmen çobanlık yaptırmayla yetinmediklerini, Ramazan ayında da, gece kaldırarak davulu da ona çaldırdıklarını, bunu da kendisinden dinlediğini ifade etti.

“ZULÜM 90’LARDA DA DEVAM ETTİ”

Kapitalizmin ‘dini de kullanarak’ sömürü politikasının acımasızlığı 38’le sınırlı olmadığına de değinen Aktaş, “bu insanlardan geri dönenlerin ileri ki süreçlerde de aynı tavırla karşılaştıklarını 90’lı yıllarda yine ölüm ve sürgünlere hedef olduklarını belirtti.

ÇÖZÜM HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

Dersim’in tehcirini anlatan Sürgün, daha birçok acılı olayları bizlere anlatırken, devletin halkları nasıl birbirine düşman ettiğini ve bu kanlı oyunu bozmanın yollarının halkların kardeşliğinden geçtiğini bilince çıkarmamıza da yardımcı olacaktır.

Ahmet BAKIR/PİRHA

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR