‘Nekro-politika hafızasızlaştırmaya yöneliktir’

EDİTÖRÜN ÖNERDİKLERİ

 Devletin nekro-politikasını değerlendiren Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) Eşsözcüsü Avukat Fatma Özdemir, özellikle kadın bedenini hedef alan bu yönlü saldırılarda “hafızasızlaştırma” amacının güdüldüğünü ifade etti.

Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Yukarı Ölek (Oleka Jor) köyünde bulunan Garzan Mezarlığı’ndan çıkarılıp, İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirilen 267 cenazeden bugüne kadar sadece ikisi ailelerine teslim edildi. 77 gündür süren incelemelere rağmen diğer kimliklerinin tespit edilmesine ilişkin ise herhangi bir gelişme yaşanmadı.
Kendilerine başvuran aileler adına konuyla ilgilenen Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) yöneticisi kadın avukatlar, cenazelere dönük bu yönelim hem savaş hem de insanlık suçu. Buna rağmen bu politikanın sürdürüldüğünü belirten kadın avukatlara göre, cenazelere dönük bu yönlü saldırıların başında yine kadınlar geliyor.
ÖLÜLER ÜZERİNDEN EGEMENLİK TESİSİ!
Devletin sokağa çıkma yasakları döneminde Kürdistan kentlerinde uyguladığı abluka ve kuşatmalarla kurduğu egemenlik biçiminin giderek süreklileştiği üzerinde duran ÖHP Eşsözcüsü Avukat Fatma Özdemir, süreklileşen bu kuşatma halinin beraberinde getirdiği ölümlerin ise, artık egemenliğin bizatihi kendisi haline geldiğini kaydetti. Özdemir, insanları yaşatmak yerine öldürmenin hedeflenerek, “Egemenliğin tesisi ve öznelerin denetimi için ölüler üzerinden keyfi bir tasarrufa girildiğini” ifade etti. Ancak ölümler üzerinden kurulan bu egemenlikle de yetinilmeyerek, ölüye işkence edildiğine dikkat çeken Özdemir, bunun da özellikle kadın bedeni üzerinden yapıldığını vurguladı.
DEVLETİN NEKRO-POLİTİKASI 
Ölüye yaklaşımın, etik ve ahlaki bir mesele olduğunu vurgulayan Özdemir, şunları söyledi: “Aynı zamanda her ölü, geride bıraktıklarının hafızasında bir yer edindiği içindir ki ölü ve ölüm, bir hafıza demektir. Bu nedenle Türk devletinin nekro-politikası, yani yaşamı ölümün iktidarına tabi kılan politikası düşünüldüğünde ölülere yaptıkları, Kürtlerin haysiyetini ayaklar altına alarak bir hafızasızlaştırma politikası manasına gelmektedir. Çünkü Kürtler, en zorlu dönemlerde bile ölülerini sahiplenmekten çekinmedi. Silahların karşısına canlı bedenlerini siper ederek ölülerini uğurlamayı bildi. Çünkü bu, direnişi ve geçmiş hafızasını da diri tutacak yegane şeydi. Bugün bu saldırıların daha da yoğunlaşması, ölüleri mezardan çıkaracak denli vahşileşmesinin nedeni yasın getirdiği direniş dinamiğini kırmak ve hafızaya reset atmaya çalışmaktır.”
‘ÖZELLİKLE KADIN BEDENİNE YÖNELİK SALDIRI VAR’
Özdemir, bu noktada özellikle kadın bedenine yönelik saldırıların temel nedenlerinden birinin kadınların yaşamlarına dair kararlar alarak, direnişi örgütlemeleri olduğunun da altını çizdi. Kürdistan’da kırımlara karşı verilen mücadelede kadınları belirleyici rolüne işaret eden Özdemir, “Bütün serhildanlarda kadınların kahramanlığı esastır. Toplumsal özgürlüğü gerçekleştirmenin temelde kadın özgürlüğünü gerçekleştirmekten geçmektedir. Hakikatin bir parçası olmuş kadınlar, en yakın tarihte Rojava’da DAİŞ’e karşı güçlü bir mücadele vermişlerdir.  Kadınların bugün bu direniş hattını oluşturması ve kazanımları eril sistem için her zaman bir tehdit ve saldırı sebebi olmuştur. Bugün mezarlıklara, cenazelere ve kadınlara saldırılmasının nedenini bu mücadelede görmek doğru olur” dedi.
ALCAN: KADIN BEDENİ MESAJ OLARAK KULLANILIYOR
ÖHP İstanbul Eşsözcüsü Avukat İlknur Alcan da erkek egemen zihniyetin baskı kurmak ve karşı tarafı geri çekmek için her zaman kadın bedenini kullandığını ifade etti. Bu yöntemin aslında dünyanın her yerinde uygulandığına dikkat çeken Alcan, “Erkek egemen iktidar, çatıştığı diğer ulusa bir mesaj veriyor. Egemen zihniyet, kadın bedenini onur, namus ve vatan olarak değerlendirdiği için, öteki olanı aşağılayarak onurunu kırmaya çalışıyor” ifadelerini kullandı.
‘BU TÜR UYGULAMALAR SUÇ!’
Alcan’ın bu duruma dair verdiği örneklerden biri ise, Muş’un Varto ilçesinde 2015 yılında uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında yaşamını yitiren Kevser Eltürk’ün (Ekin Wan) bedeninin teşhir edilmesi. Bunun yanı sıra mezarlıklardan çıkarılan cenazelerin teşhir edilmesi, vurulan kadınların cenazelerinin sokak ortasında bırakılması, İstanbul’da öldürülen iki kadının vajinalarının kurşunlanması örneklerini veren Alcan, “Bunların hepsi erkeğin kadın üzerindeki iktidarını meşrulaştırmaya çalışması ve karşı tarafı bunun üzerinden yıkmaya çalışmasının bir göstergesidir. Bunlar savaş dönemlerinde de çatışma dönemlerinde de suçtur” diye konuştu.
- Advertisement -spot_img

YAZARIN DİĞER YAZILARI

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN SON EKLEN YAZILAR