O koca yürek sustu, Pİr Ali Haydar Cilasun hakka uğurlandı…

Post date:

Author:

Category:

Alevi hareketinin önemli isimlerinden ve emektarlarından, Demokratik Alevi Hareketi Onursal başkanı Pir Ali Haydar Cilasun’un 27 Aralık 2016’de hakka yürüdüğü ve Berlin’de sırlandığı açıklandı.

Ailesi Rüçhan Tolgay, Emrah Cilasun imzasıyla yapılan açıklamada 24 Mayıs 1930 doğumlu Pir Cilasun’un, 27 Aralık 2016 saat 08:10’da hakka yürüdüğü ve kendisinin isteği üzerine mütevazı bir sırlama töreni yapıldığı belirtildi.

Bir dönem taş ve kömür ocaklarında çalışan Cilasun, Türkiye’de ‘modern’ tiyatronun kurucusu sayılan Muhsin Ertuğrul’un yanında tiyatroyu öğrenmek için çalıştı.

Cilasun, bu arada hem konservatarı hemde Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’ni dışardan bitirdi. 20 Alman filiminde, 3 Alman tiyatrosunda rol aldı.

14 yaşında okuduğu Nazım Hikmet şiiri nedeniyle tutuklanan Pir Ali Haydar Cilasun, TKP, Maoist Parti ve Kürd hareketi içinde uzun yıllar siyasi faaliyetlerde bulundu. Kürdistan Aleviler Birliğinin kurulmasında rol aldı.

İşte ailenin yaptığı ilk açıklama;

Ali Haydar Cilasun anısına

Küçük bir çocuktu. Kan ve gözyaşı deryasında koca bir katliama tanıklık etti. Binlercesi gibi Dersim’den Kayseri’ye uzanan o zahmetli yolu ailesiyle birlikte geride bıraktı.

Irkçı, şoven, faşist itham ve aşağılamalara maruz kalarak büyüdü. Lise ’de tanıştığı Nazım Hikmet Ran’ın eserleri sadece edebiyata ve şiire ilgisini teşvik etmekle kalmadı, aynı zamanda kabına sığmayan öfkesine de rehber oldu.

Yazdığı onca öykü ve şiire rağmen sanatçı yaşamında istikametini yine de tiyatro belirledi. Brecht ve Stanislawski ekolünün Türkiye’deki temsilcilerinden biriydi.

1968’in fırtına yıllarında barikatın bu tarafında yerini aldı. Aşık İhsani’den Can Yücel’e uzanan zengin arkadaş yelpazesinde, edebiyatın ve şiirin konuşulduğu, türkülerin dillendirildiği dost sohbetlerinin ortağı oldu. Sinan Cemgil’den İbrahim Kaypakkaya’ya nice devrimci ve komünistle siyaset ve sanat üzerine tartıştı.

Türkiye ve Kürdistan’ın sayısız şehir ve kasabalarına hatta köylerine kadar tutkuyla devrimci sanatı götürdü. Jandarma dipçiğine, polis copuna, faşist ve İslamcı saldırılara korkusuzca göğüs gerdi. 12 Mart’ın karanlık günlerinde aranan devrimcilere kapısını açtı. Kıl payı kurutulduğu 1 Mayıs 77 katliamından ir sene sonra Türkiye’yi terk etti.

İltica ettiği Almanya’da devrimci sanatı ısrarla sürdürdü. Kıta Avrupası’nda ve hatta Avusturalya’da sayısız tiyatro oyunu sahneledi. 80’ler ve 90’larda onlarca sinema filminde, televizyon dizisinde rol aldı. Aynı zamanda ezilenlerin tüm dünyadaki mücadelesine her zaman destek oldu. 12 Eylül’de yurtdışına çıkmak zorunda kalanların yanı sıra, İranlı, Perulu, ABD’li, Eritreli nice devrimciyi evinde ağırladı.

Kendisine has üslubuyla belleklerde yer etti ve zorlu bir hastalığın ardından 27 Aralık 2016, saat 08:10’da sessizce aramızdan ayrıldı.

Baskı ve sömürünün kol gezdiği bu köhne dünyanın sınıflı toplumunda insan doğar, doğruları ve yanlışlarıyla büyür ve ölür. Ondan geriye daima hatırlayacağımız ve güzellikler kaldı.

Can dostu Can Yücel’in sözlerini tekrar edecek olursak;

Başımız sağ değil, sol olsun!

Rüçhan Tolgay

Emrah Cilasun

18 Ocak 2017, Berlin

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR