Öldürülen Afganistanlı göçmen dosyasında arpa boyu yol alınamadı

Post date:

Author:

Category:

Geri Gönderme Merkezi’nde polis tarafından dövülerek öldürüldüğü iddia edilen Afganistan uyruklu Lütfullah Tacik’in dosyasında 4 yıldır arpa boyu yol alınmadı. Hazırlanan raporların çelişkili olduğuna dikkat çeken Avukat Mahmut Kaçan, “Bu davada cezasızlık politikası uygulanacak” dedi.

Iğdır’dan Türkiye’ye giriş yaparken 16 Mayıs 2014 tarihinde yakalanarak Iğdır Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğü’ne götürüldükten sonra Van Geri Gönderme Merkezi’ne gönderilen 20 Afgan mülteciden 17 yaşındaki Lütfullah Tacik’in, 27 Mayıs 2014’te Van’da görevli polis S.O. tarafından dövülerek öldürülmesine ilişkin açılan davada hala bir karar çıkmadı. Şuana kadar 12 celsenin görüldüğü dava ile ilgili birçok ihmal ve skandallar da yaşandı.  Tacik’in ölümünün hemen ardından ifadeleri alınan tanıklar, polis S. O.’nun Tacik’e tokat attığını anlatırken, polis memurları ise üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmemişti.
İddianamede, polis S.O. hakkında “Ölüme sebebiyet verecek şekilde kasten yaralama” suçundan 16 yıl, polis H.Ö.Ö’ye ise, “Görevi kötüye kullanmak” suçundan üç yıla kadar hapis cezası verilmesi istenmişti.Tacik’i tokatlayarak ölümüne yol açan ve 16 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan ve açığa alınan polis memuru S.O ile  H.Ö.Ö. 12 duruşmanın sadece birine SEGBİS’le katılırken, polisler hakkında verilen yargı kararları ise tiyatroyu aratmadı.
MAHKEME KARARINA RAĞMEN GÖREVE İADE EDİLDİ
Polislerden S.O.’nun Van Valiliği hakkında; “Açığa alınma kararının kaldırılması ve iptali” için Van 1. İdare Mahkemesi’nde açtığı davada ise mahkeme, polis S.O.’nun başvurusunu reddetti. Mahkeme gerekçesinde; “Davacı hakkında yabancı şahsın ölümü ile sonuçlanan olayda, şahsa tokat atması ve şahsın en yakın sağlık kuruluşuna sevki gerekirken burada da ihmali davranışlar sergilemesi sonucunda şahsın öldüğü, olayda ihmali ve sorumlu bulunan davacı hakkında adli ve idari soruşturmanın açıldığı, bu durumda davacının işlemiş olduğu fiil açısından değerlendirme yapmak gerektiği ve işlenen fiilin niteliği gereği görevi başında kalmasında sakınca bulunduğu açık olduğundan görevden uzaklaştırılmasına ilişkin tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir” ifadelerine yer verdi. Bunun üzerine polis S.O bu kez karara itiraz ederek davayı Van Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Bölge İdare Mahkemesi de aynı gerekçe ile başvuruyu reddetti. Ancak bu karara rağmen İçişleri Bakanlığı S.O.’yu görevine iade ederek, Dersim’de görevlendirdi.
KAMERAYLA DONATILMIŞ MERKEZDE GÖRÜNTÜYE ULAŞILAMADI
Davada son olarak Van 2. Ağır Ceza Mahkemesi TÜBİTAK, Jandarma Kriminal İnceleme Laboratuarı ve Geri Gönderme Merkezi’nin kameralarının teknik altyapısını kontrol eden şirketten kamera kayıtları ile ilgili rapor talep etti. Yaklaşık bir yıl sonra istenen belgeler mahkemeye sunuldu. TÜBİTAK, Jandarma ve Kamera Şirketi’nin gönderdiği üç raporda da çelişkili ifadeler yer aldı. Kamera Şirketi, Geri Gönderme Merkezi’nde sadece bir kameranın kayıt yapmadığını söylerken, Jandarma raporunda ise olay günü hiçbir kameranın kayıt yapmadığı ifade edildi. Son olarak rapor gönderen TUBİTAK ise, “Hard disklerde o güne ait kayıtların kurtarılması için çalışma yapılmış ancak sabit disklerde DVR cihazına ait kullanıcı hareketlerini gösterir LOG (Meydana gelen hata, olay ya da geçmişin bir seyir defterine kaydedilmesi olayı) kayıtları bulunmamaktadır. LOG kayıtlarının DVR kayıt cihazı lokal hafızasında bulunabileceği değerlendirilmiştir. LOG kayıtlarına ulaşılamadığından dolayı kullanıcı müdahalesi olup olmadığı konusunda bir tespit veya değerlendirme yapılmamıştır” dedi. Böylelikle onlarca kameranın bulunduğu merkezde hiçbir görüntüye erişilememiş oldu. Şuana kadar 12 celsenin yapıldığı duruşmanın 13. celsesi 3 Haziran 2018 tarihinde görülecek.
‘VEKALETNAME BAHANE EDİLEREK DAVAYA KATILIMIMIZ ENGELLENİYOR’
Davanın tüm aşamalarında yer alan Avukat Mahmut Kaçan, yaşadıkları en büyük sıkıntının ölen çocuğun ailesinin soruşturmaya ve davaya katılımının vekaletname olmadığı iddiasıyla engellenmesi olduğunu söyledi.
Soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin birçok çelişkiyi barındırdığını ifade eden Kaçan, soruşturmayı başından beri takip ettiğini ve il süreçte vekaletname istenmediğini belirterek, “Aslında vekaletname sunma zorunluluğu da yok. Nitekim dava soruşturma sonucunda hazırlanan iddianame bizim tarafımıza tebliğ edildi. Ama yargılama aşamasında ise davaya katılma taleplerimiz ısrarla vekaletname olmadığı için her defasında reddedildi. Bu durumda mahkemenin yapacağı şey soruşturma ve kovuşturma aşamasına sahip tüm evrakları müştekinin diline çevrilerek ilgili kişinin ailesine tebligat yapılması gerektiğini ve bu tebligat sonucu ailenin davaya katılıp katılmayacağını bildirmesi gerekiyordu. Ancak bu işlem ve talebimiz yıllarca yerine getirilmedi” dedi.
‘TEBLİGAT AFGANİSTAN YERİNE İRAN’A GÖNDERİLDİ’
Son iki duruşmada Tacik’in ailesinin bulunduğu Afganistan’a Adalet Bakanlığı’nın Dışişleri Daire Başkanlığı aracılığı ile tebligat yapılmasına karar verildiğini hatırlatan Kaçan yaşananları şöyle aktardı: “Ancak sonradan yaptığımız araştırmaya göre Afganistan yerine İran’a talimatın yazılmışı olduğunu gördük. Bir önceki duruşmada bu talebimizi yine dile getirdik. Bu sefer mahkeme Afganistan’a yazı yazılmasına karar verdi. Afganistan’ın düzenli bir hukuk sisteminin bulunmadığını, insanların istediği zaman, istediği yerde bu tür vekaletnameleri verecek imkan ve kapasitenin olmadığını biliyoruz. Kaldı ki müşteki ailesinin Afganistan’ın Faryab kentine bağlı bir dağ köyünde yaşadığını ve bu dağ köyünün de Taliban’ın kontrolü altında olduğunu öğrendik. Müştekinin ailesi yoksul ve tek başlarına Türkiye Konsolosluğu’na gidip bu masrafları karşılayacak durumları bile yok. Mahkemeye bunu defalarca iletmemize rağmen ısrarla bu taleplerimiz reddedildi.”
‘FAİL ASKER VE POLİS İSE USÜL UYGULANMIYOR’
Davanın geldiği aşama itibariyle de özellikle bu tür hak ihlallerinde fail polis veya asker ise maalesef mevcut usül kurallarının hiçbiri uygulanmadığına tanıklık ettiklerini belirten Kaçan, büyük bir suçla suçlanan polisin tek bir gün bile gözaltında kalmadığını ifadesinin dahi aylar sonra davet üzerine alındığını söyledi.
İşkence ve kötü muamelenin faili olarak değerlendirilen polis memurunun ancak olayın kamuoyuna yansımasından sonra İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındığını söyleyen Kaçan, olaya ilişkin dava açan polisin mahkemenin ret kadarına rağmen göreve iade edildiğini, polisin duruşmalara katılmadığı gibi avukatının da duruşmalara mazeret bildirerek katılmadığını söyledi.
Etkili, tarafsız, adil bir soruşturmanın yapılmadığına dikkat çeken Kaçan, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bu davayı yakından takip ettiğini söyledi. “Hem ulusal hem de uluslararasında kamuoyunun tüm ilgi ve alakaları bu davanın üzerinde olmasına rağmen, bu dava bir şekilde kamuoyunun dikkatinden kaçırılıyor” diyen Kaçan, davanın sonucunda polisler hakkında cezasızlık politikasının uygulanacağını gelinen süreç itibariyle tahmin ettiklerini söyledi.
RAPORLAR BİRBİRİYLE ÇELİŞİYOR
Geri Gönderme Merkezi’nde yaşanan olay ile ilgili kamera görüntülerinin tespit edilememesi ile ilgili de konuşan Kaçan, “Avrupa Birliği’nin parasıyla inşa edilen geri gönderme merkezinde, refakatsiz bir çocuk polis şiddetiyle hayatını kaybetti. Soruşturma safhasında Geri Gönderme Merkezi’nde bulunan kameraların yerleştirilmesi, o kameraların işleyişi ve bakım hizmetlilerinden sorumlu şirketin teknisyeni olayın ertesinde talebimiz üzerine savcının talimat ile olay yerinde bulunan kameraları incelemeye gönderildi. Ancak olay yerine gösteren kameranın çalışmadığı ve kayıt yapmadığını ama geri gönderme merkezinin geri kalan kameralarının tamamının çalıştığını ve normal kayıt aldığını tespit etmişti. Daha sonra talebimiz üzerine bu kamera kayıtlarının kaydedildiği 3 tane hard diske savcılık tarafından el konularak Jandarma Kriminal İnceleme Laboratuarı’na gönderildi. Orada yapılan incelemede olay gününe ait hiçbir görüntünün tespit edilemediğine ilişkin bir rapor sunuldu. Yani bu durumda ilk tespiti yapan teknisyenin tespiti ile Jandarmanın yaptığı tespit çelişkili hale geldi. Çünkü teknisyen sadece bir kameranın kayıt yapmadığını söylerken, jandarmanın raporunda ise olay günü bütün kameraların böyle bir kayıt yapmadığı yönünde bir tespit yaptı. Sonraki aşamalarda yine talebimiz üzerine hard diskler TUBİTAK’a gönderildi. Gelen raporda da hard disklerde sözde bir geri kurtarma işleminin yapıldığını ama bu geri kurtarmada diskler üzerinde bir oynama yapılıp yapılmadığına ilişkin LOG kayıtlarının tutulmadığı belirtildi. Bu rapor eksik ve taleplerimizi karşılamayacak bir rapordur” dedi.
BERAAT ÇIKABİLİR
Kaçan son olarak, “Davanın sonunda polislere ya görevi ihmalden bir ceza verilir ya da direk olarak beraat kararı verilebilir. Bu yargılamanın gidişatında etkin, hızlı, tarafsız bir karar çıkacağını düşünmüyorum” dedi.
MA / Mahmut Ruvanas
- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR