Sokağın ritmini tutanlar

Post date:

Author:

Category:

Hayatın her anını, rengini notalarla buluşturan sokak müzisyenleri, İstanbul’da semt semt farklı melodileri seslendiriyorlar. Kadıköy’de gitar tınıları, kemençe, Maltepe’de darbuka, İstiklal’de keman, kaval sesleri yankılanıyor. Sokak müziği yapanlar, ‘herkese ulaşabilmek’ için sokakta olduklarını söylüyorlar. Her şeyden önce özgürler. Müziği paylaşmak için bir mekâna ya da kişiye bağımlı değiller. Dinleyiciyi beklemek yerine, dinleyiciye gidiyorlar. Başka türlü karşılaşma ihtimali olmayan insanlar, sokak müziği sayesinde birbirlerine ulaşıyorlar. Sanatçı, arada ışıklar ve sahne yükseltisi olmadan hiçbir ücret talep etmeden sanatını icra ediyor. Konser sonunda müzisyene küçük de olsa destek vermek isteyenler, bozuk para atarak ‘yoluna devam et’ diyor.

 

İstiklal’de tank drum

Evrensel Ürüm, İstiklal Caddesi’nde tank drum çalıyor. Ürüm, sokakta müzik yapma nedenini anlatırken sokakta herkesin bir araya gelebiliyor olmasına vurgu yapıyor: “Bilet, sıra numarası, giriş kontrolü yok. Misal şu an bir kedi beni dinliyor. Bu güzelliği hiçbir salonda yaşayamazsınız. Bu yüzden sokak. Enstrümanım ekolojik bir enstrüman. Bir mutfak tüpünün yüzeyi değiştirilerek altı kesilerek yapılıyor. Hem vurmalı hem melodik bir enstrüman. Atası İsviçre’de bulundu. Melodiyi ve ritmi birleştiren yeni bir enstrüman tipi. Bunu seçtim çünkü 6 yıldan fazladır vurmalı çalgılarla ilgileniyorum. Uruguay’dan aldım ve dünyayı geziyorum.” Sokakta çalarken pek bir sorunla karşılaşmadığını söyleyen Ürüm, “Araba ve gürültüler olumsuz etkiliyor. En büyük sorun ses. Enstrümanım klarnet gibi çok bağıran bir enstrüman değil. İnsanların sesi algılaması için dingin bir ortam olmalı. Bazen laf atan oluyor ama genelde insanları mutlu ediyorum. İnsanların pozitif yaklaşımı da beni mutlu ediyor” diyor.

 

Sahne ve mesafe yok

Twobowz grubu da İstiklal Caddesi’nin müdavimi. Mimarlığı bırakıp sokak müziğini tercih eden Yavuz Selim Bektaş çello, Beril Varol ise keman çalıyor. Bektaş, şunları anlatıyor: “Patron yok, kimsenin nazını çekmek zorunda kalmıyoruz. İstediğimiz zaman kahve molası veriyoruz. Zevkli bir iş. Arada bir uzun saçımı görüp laf atan oluyor ama pek bir sorunumuz yok diyebiliriz.” Beril Varol ise “İnsanlarla aranızda sahne veya mesafe koyacak bir şey yok. Müziğiniz karşı tarafa direkt ulaşabiliyor. Ayrıca eğlenceli bir şey, karşı tarafa bir sorumluluğunuz olmadığı için gerilmiyorsunuz. Yani alan mutlu veren mutlu, işte bu güzel bir şey (gülüyor). Hava durumu, olumsuz açıdan birinci etken. Soğuk, yağmurlu havalarda çalmak zor oluyor. Bahar ve yaz mevsimlerinde daha çok çalıyoruz. Bir de sanattan anlamayan bir kesim bazen problem çıkarabiliyor. Her işte olduğu gibi burada da olumsuz durumlar var ama gelip güzel yorumlar yapan iyi insanlar da çok var” diyor.

 

Kürtçe müzikte değişir işler

İstiklal’de müzik yapan Murat Çelik ve Recep Göker’e, ‘Neden sokak müziği’ diye soruyoruz. Göker, “Doğudan buraya çalışmaya gelen insanlarımızla buluştuğumuz yer sokak. Onlar hasret gidersinler diye sokakta çalıyoruz. Sokağı seviyoruz, sokakta müzik yaptığımızda özgür olduğumuzu hissediyoruz. Polis ve zabıta müdahalesine rağmen biz de inatla söylüyoruz” yanıtını veriyor. Çelik ise “Sahneye de çıkıyorum ama sokaktaki insanların sıcaklığı bambaşka. Sokağı daha çok sevdim ve artık sokakta söylüyorum. Polisler özellikle Kürtçe söylediğimiz için çok müdahalede bulunuyor. Bizi karakola alıp gitarlarımızı kırdıkları oldu. Hatta bir keresinde bir polis, ‘Bu para teröristlerden geliyor’ deyip 350 TL’mi yaktı. O parayı dinleyicimiz bize veriyor. İnşallah Türkiye düzelir de biz de müziğimizi özgürce söyleyebiliriz” diyor.

 

Kadıköylü değerini bilir

Mutlu Gezegen Grubu, Kadıköy’de müzik yapıyor. Grubun kemençecisi Mert Armağan, “Asıl sanat sokakta” diyor ve devam ediyor: “Konseri parasıyla dinlersin. Ama sokakta öyle değil. Hem insanları eğlendirmek güzel hem de öğrenci olduğumuz için harçlığımızı çıkarıyoruz. Sokakta insanlarla göz göze gelmek, bire bir ilişki kurmak bizi mutlu ediyor. İnsanların robotlaştırıldığı böylesi bir dönemde sokakta yaptığımız sanatla onlara dokunabiliyor olmak mutluluk verici. Kadıköy’de insanlar gerçekten sokak müziğine değer veriyor. İş çıkışı yorgun argın eve giderken, bizi görünce gözlerinin içi gülen çok insan oluyor. Ama her zaman övgü almıyoruz tabii. Bize modern dilenci diyen de oldu.”

Ay başı kâğıt para

Armağan, “Ayın ilk haftasında kağıt para veriliyor. Sonra halkta para kalmıyor. Zabıta abileri seviyoruz ama bizi görmezden gelseler iyi olur. İşlek yerlerde bize özel stand yapılmalı ve belediye maaş vermeli. Halk için möüzik yapıyoruz ”  diyor.

Jelibon ya da bir paket çay

Üniversite öğrencisi Tolga Burak, Maltepe’de sokak müziği yaparak hayatını kazanıyor. Sokak müziğini, kendini özgür hissettiği için severek yapıyor. Burak, “Mesela, barda müşterinin ilgisini takip edersin. Ama sokakta içinden nasıl yorum yapmak geliyorsa yaparsın. Sokak müziği çok farklı bir dünya” diyor. Burak, dinleyicilerin tepkisiyle ilgili şunları söylüyor: “Gülümsediklerini hissediyorum. ‘Bizi ağlattın’ diyen oluyor. Kimi para yerine jelibon veriyor, kimi çiçek veriyor. Para kutusuna bir paket çay bırakıp giden de oldu.” Burak, sokakta yaşadığı sorunları ise şöyle anlatıyor: “İnsanların bazen üslupsuz bir şekilde, ‘şunu çal, bunu çal’ diye beklentiye girmesi hiç hoş olmuyor. En azından isteğine karşılık 1 lira ya da gönlünden ne kopuyorsa müzik kutusuna atabilir ama onu da yapmayan oluyor…”

cumhuriyet

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR