‘Tahliye edecek hakim yok’

0
196

28 Eylül’de duruşmaları görülen ve tutukluluk hallerinin devamına karar verilen Gülmen ve Özakça’nın açlık grevi 206’ncı gününe girdi. Süreci değerlendiren emekçilerin avukatlarından Duygu Demirel, baskı olduğuna vurgu yaparak ‘Onları tahliye edecek bir hakim yok’ dedi

Açlık grevleri 206’ncı gününe giren Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya yönelik hukuksuzluk sürüyor. Önceki duruşmalarına getirilemeyen 28 Eylül’de ise sadece Özakça’nın getirildiği duruşmada yine adalet çıkmadı. Mahkeme “delillerin toplanmamış olması” ve “kuvvetli suç şüphesinin varlığı” iddiası ile eğitim emekçilerinin tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 20 Ekim’e ertelenirken, emekçilerin sağlık durumu ise artık çoktan kritik aşamayı geçmiş durumda. Verilen kararı değerlendiren avukatlardan Duygu Demirel, “Açlık grevinde oldukları için tutuklandılar, örgüt üyeliği bir kılıftır. Onlar da haklılıklarını biliyorlar” dedi.

‘Kitap bastılar onlar için’

Davanın, açlık grevinin 200’ü günü aşmasına rağmen bir ay sonraya ertelenmesini korkunç olarak ifade eden Demirel, “Bu mahkemenin Nuriye’yi duruşmaya getirme kudreti zaten yok. Tahliye olamayacaklarını zaten öngörüyorduk, ne yazık ki. İçişleri Bakanlığı tarafından Türkiye tarihinde yaşanmamış bir şekilde, ‘Nuriye ve Semih nasıl terörist’ diye kitap basıldı. Böyle durumda bugün bir hakim var mı Nuriye ve Semih’i tahliye edecek? Bu heyet ya da herhangi bir heyet, Nuriye’yi duruşmada hazır da edemez” diye konuştu.

Gülmen’in koşulları çok kötü

“Eğer sağlık koşulları el veriyor olsa bile yine getiremeyecekler” diyen Demirel, iki eğitimcinin de, tutukluluğu ve cezaevi koşullarını kaldırabilecek durumda olmadığının altını çizdi. Gülmen’in zorla hastaneye kaldırılmasının ardından sadece 5 dakika görüşebildiğini belirten Demirel, “Nuriye’nin morali ve motivasyonu gayet iyiydi. Ancak tutulduğu koşullar çok korkunç koşullar. Küçücük bir oda, odanın ortasında bir yatak, yürüme şansı yok, kapı yok, perde var perdenin arkasında üç-dört jandarma var. Tuvalet diye dayattıkları bir sandalye ve o da odanın ortasında, oraya jandarma, hemşire, polis girebilir. Gerçekten kalınacak bir yer değil, üstelik Nuriye yoğun bakımlık bir hasta değil” dedi.

Orada kalmak istemiyor

Gülmen’in  tehdide maruz kaldığını da aktaran Demirel, “Jandarma gelip ‘Seni yatağa kelepçeleyeceğiz’ diyor, hastane yönetimi gelip ‘İstediğimiz tetkikleri yaptırmazsan buradan asla çıkamazsın, sonsuza kadar burada kalırsın’ diye tehdit ediyor. Korkunç bir cendere içinde kalıyor” diye konuştu. Demirel, Gülmen’in iyi olduğunu ve herkese selamını söylediğini aktararak, “Burada kalmak istemiyorum, hasta değilim, bir an evvel geri dönmek istiyorum. İradem dışında getirildim ve dönmek istiyorum’ dedi” sözlerini de paylaştı.

Halk onları sahiplendi

Mahkeme salonunda dava dosyasına dair suç adının “açlık grevi” olarak yazılmasına da değinen Demirel, “Suçun adı açlık grevi yazıyordu, mahkemede de dile getirdik. İçişleri bakanının kitapçığına ve hedef gösteren açıklamalarına rağmen ‘örgüt üyeliği’ iddiasına halk inanmadı ve Nuriye ile Semih sahiplenildi. Bunu kendileri de bildiği için açlık grevi diye not düşmüşler dosya adına” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here