Süryani Rıfka’dan Cemile’ye…

Post date:

Author:

Category:

Süryanilere yönelik Seyfo Katliamı’nda ailesini yitiren Rıfka’nın Cemile’ye dönüştürüldüğü hikaye bir mağarada başlayıp Dêrik’te son buluyor. Çocukları, Rıfka’yı ‘Annem önce Kürt oldu. Sonra da devlet ‘Türk olun’ dedi’ sözleri ile anlatıyor

Osmanlı döneminde 1914-1920 yılları arasında Midyat, Colemêrg (Hakkari), Wan, Sêrt ve İran Kürdistanı’nın Urmiye bölgesinde Süryanilere yönelik katliam politikasında 300 bine yakın insan katledildi. Süryanilerin ‘Seyfo Katliamı’ denilen katliam, Rum ve Ermenilere yönelik katliam ile aynı dönemde gerçekleşti.

Katliamda ailesini kaybeden Cemile Çetinkaya asıl adı ile Rıfka’nın hikayesi ise, bir mağarada başlayıp Dêrik’te sonlanıyor. Rıfka’nın ailesi, Mêrdîn’in (Mardin) Midyat ilçesinde gözlerinin önünde katledilir ve Rıfka Ömerli ilçesine bağlı Mirce köyüne getirilir. Burada evlendirilen Rıfka’nın 8 çocuğu olur. Yıllarca yaşadıklarını unutamayan Rıfka, acılarıyla birlikte yaşamını yitirir.

‘Bir daha annemi görmedim’

Rıfka’yı tanıyan herkes onun hikayesini de çok iyi biliyor. Çünkü o başına gelenleri -bellki de hafızalardan silinmesin diye- her fırsatta anlatırmış. Yaşadığı katliamı da şu sözlerle anlatırmış Rıfka: “Katliam günü herkesi Midyat’ta bir mağaraya topladılar. Ben ve ailem de bu mağaraya gidenler arasındaydık. Ben annemin kucağında sımsıkı sarılmıştım. Etrafta kargaşa, bağırış, ağlamalar vardı. Mağaranın içi insan doluydu. İçerideki herkesi tanıyordum. Mağaranın önünde başı sarıklı eli hançerli insanlar vardı. Başı sarıklı bir adam gelip beni annemin kucağından alarak dışarı çıkardı. Anneme ve mağaranın içine son bir kez baktım. Annem bana bakarak gözyaşlarını sildi. Bir daha annemi görmedim.”

‘Bu Hristiyan kızı dediler’

Mağaradan çıktıktan sonra Rıfka’yı bir kadına teslim ediyorlar. Aynı gün şehir merkezinde yürürken bir kadın cesedi ona tanıdık geliyor ve Rıfka o günü şöyle aktarmış çevresindekilere: “O kadını kucaklamak istedim. Çünkü o benim dadımdı. Dadım orada yerde yatıyordu. Onu da katledip ortaya atmışlardı.”

Sürgüne çıkarılarak birçok aileye verilen Rıfka, son olarak 5 koyun karşılığında bir aileye satılıyor. Rıfka o günden sonra başlayan yaşamını da şöyle aktarmış: “Gittiğim köyde bana sürekli hakaret ediyorlardı. Bana yapılan eziyetten evin babası haberdar oldu ve beni başka bir köye Mirce’ye bırakarak, kendime burada bir aile bulabileceğimi ve çok mutlu olacağımı söyledi. Orada çocuklar tepeden bana taş attılar ve ‘bu Hristiyan kızıdır’ dediler. Bir anda bir küçük kız gelip, bana baktı. Yengesini çağırdı. Halime adında bir kadın geldi. Beni kucakladı ve oradan aldı. Halime o günden sonra annem oldu ve bana çok iyi baktı.”

‘Sen annem gibi yürüyorsun’

Geçen zaman içinde köye inşaat işi için bir işçi gelir. İşçi “Bizim 2 kardeşimiz fermanda kayboldu. Burada da fermanda kurtulan kızlar varmış” der. Köylüler orada da katliamdan kurtulan bir kadın olduğunu söyler ve işçi ile Rıfka’yı karşılaştırırlar. İşçi, Rıfka’ya bakıp “Sen aynı annem gibi yürüyorsun. Sen benim kardeşimsin” der. Rıfka’nın babası fermanın olacağını duymuştur ve erkek çocuklarını başka yere göndermiştir. Rıfka’nın iki ağabeyi de bu şekilde kurtulur.

‘Cemoya kafir…’

Kendisi gibi yetim büyüyen İzzet ile evlendirilen Rıfka, köyde “Cemoya kafir” diye tanılır. Çocukları annelerine dair şunları söylüyor: “Annem önce Kürt oldu. Sonra da devlet ‘Türk olun’ dedi. Babam asker firarisiydi. Devlet gelip anneme eziyet ediyordu. Annemin şu sözlerini hiç unutmuyorum: ‘Kuzuluğum da sütümü emmedim, büyüklüğümde muradıma ermedim.’ Çok vicdanlıydı. Komşulardan bir bebek sesi geldiğinde hemen kalkar, gider süt verirdi. Köyün yarısına o süt verdi.”

ŞÛJIN

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR