Rum kültürünü müzikle yaşatıyorlar

Post date:

Author:

Category:

Yunanistan’dan İstanbul’a yerleşen üç Rum müzisyen kadın, geleneksel Rum ezgilerini iki dilli, Türkçe ve Rumca sözlerle harmanlayarak dinleyicilerle buluşturuyor. Grubun solisti Vassiliki Papageorgiou, ‘Üç kadının sahnede olması güzel bir fikir. Birlikte başka bir ifade ortaya çıkıyor. Bunu hissediyoruz ve özellikle İstanbul’da beraber çalmayı seviyoruz’ dedi

İstanbul ve İzmir Rum Ezgileri, İstanbul’a çeşitli nedenlerle göç etmiş olan üç Rum kadının bir araya gelerek kurmuş olduğu bir müzik grubu. Vokalist Vassiliki Papageorgiou ile birlikte ud çalan Marina Liontou-Mohamed ve kanun çalarak eşlik eden Fotini Kokkala. Bu üç Rum kadının müzik dışındaki ortak noktası ise Yunanistan’dan İstanbul’a yerleşmiş olmaları. Uzun yıllardır İstanbul’da sürdürdüğü müzik faaliyetine Türk ve Yunan müzisyenlerle devam eden Papageorgiou, takım arkadaşlarıyla beraber geleneksel Rum ezgilerini iki dilli, Türkçe ve Rumca ifadelerle harmanlayarak dinleyicilerle buluşturuyor. İstanbul’un çeşitli semtlerinde sahneye çıkan ve konserler veren grubun üç kadın üyesi çalışmalarını anlattı.

Üç kadın sahnede

Aile kökenleri İzmir ve Midilli Adası’na uzanan, mübadele nedeniyle Atina’dan Türkiye’ye göç etmiş bir ailenin ferdi olan grubun vokalisti Vassiliki Papageorgiou, 23 yıl önce tamamen İstanbul’a yerleşmiş. Uzun süre Heybeliada’da kaldıktan sonra Beyoğlu’na yerleşen Papageorgiou, müzisyen kimliğinin yanında aynı zamanda bir şair.

“Biz Rumlar, İstanbul’da eski bir gelenek olan müzik yapmayı çok ciddi ve derin bir gelenek olarak canlandırmaya çalışıyoruz” diyen Papageorgiou, müziğin kaybedilmemesi gereken bir kültür olduğunu söyledi. Kendisi ile birlikte sahneye çıkan Marina Liontou-Mohamed ve Fotini Kokkala ile çok sonradan tanışarak grup kurduğunu belirten Papageorgiou, “Üç kadının sahnede olması güzel bir fikir. Birlikte başka bir ifade ortaya çıkıyor. Bunu hissediyoruz ve özellikle İstanbul’da beraber çalmayı seviyoruz” dedi.

11_rum_kadın

Müzik birleştiriyor

Eski İstanbul ve İzmir parçalarını hem Rumca hem de Türkçe sözleriyle seslendirdiklerini ifade eden Papageorgiou, söyledikleri bu parçaların ‘Türklerin mi Yunanlıların mı’ tartışmasının gereksiz olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Bu parçaları hepimiz paylaştık. Hem biz müzisyenler hem de bizi dinlemeye gelenler paylaştı. En güzel şey paylaşım. En çok paylaşımı yansıtmaya çalışıyoruz. Sözler de önemli. İnsanlar sözlerin anlamını anlasın istiyorum. Sadece bizim için söylemiyoruz, hep beraber olmak için söylüyoruz. Müzik birleştiren bir sanat çünkü.”

Daha çok müzik yapalım

Papageorgiou, yok edilmek istenen kültürü bir nevi müzik ile yansıtmaya çalıştıklarını söyleyerek, halklar arasına konulmak istenen sınır duvarlarının anlamsızlığını, “Paylaşmak en güzel şey, insanlar böyle büyüsün. Düşmanlık, ‘ben ayrıyım sen ayrısın’ kavramları insanları soğutuyor. Daha çok müzik yapalım, daha çok beraber olalım, azınlık ne demek? Ben Yunanistan’dan geldim, ama köküm İzmir’den. Aslında insanlar seviyor birbirlerini” sözleriyle eleştirdi. Papageorgiou, insanların kendilerini dinlerken mutlu olduklarını söyledi.

11_rum_kadın_2

Üç senedir İstanbul’dalar

Üç senedir İstanbul’da yaşadığını söyleyen ve ud çalarak gruba dahil olan Marina Liontou-Mohamed de grubun bir diğer ismi. Yeni yeni öğrendiği Türkçe ile kendisini çok fazla ifade edemeyen Mohamed, bunun yerine kendini udunun tellerine vurarak müziğin ahengine bıraktı. Bu ahenk aynı zamanda üç yıllık birikimi ve paylaşımı da yansıttı. Yunanistan’da müzik eğitimi alarak İstanbul’da staj yapan ve gruba kanun çalarak eşlik eden Fotini Kokkala ise, farklı gruplarla çalıştığını ve aynı zamanda müzik dersleri verdiğini söyledi.

Necla Demir / İstanbul – Dihaber

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR