Su kabağı sanatıyla tarihi belgeliyor

0
485

Su kabağı üzerine çizdiği motiflerle tarihi belgelemek isteyen Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümlerini okuyan İlke Sönmez, geçmiş ve gelecekteki kültürü su kabağında yaşatmak istediğini belirtti.

Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Gündoğan semtinde Arkeoloji ve Sanat Tarihçisi 40 yaşındaki İlke Sönmez unutulmaya yüz tutmuş su kabağı işlemeciliğini sürdürüyor. Tarihi resimleri su kabaklarının üzerine işleyen Sönmez, su kabağından masa lambası, takı kutuları, kâseler, vazolar yaparak, delme tarihi motifleri çizme yöntemiyle hoş objelere dönüştürüyor.

‘BİLDİĞİM TEKNİKLERİ SU KABAĞINA İŞLİYORUM’

İstanbul’dan 5 yıl önce kültür ve sanatın yok edilmesinden rahatsız olduğu için Bodrum’a geldiğini belirten Sönmez, su kabakları ile Bodrum’da tanıştığını söyledi. Hem arkeoloji hem de sanat tarihi bölümlerini bitirdiğini ifade eden Sönmez, daha önce ahşap oymacılığı, kağıt yapımı, heykel ve cam gibi işlerle de uğraştığını dile getirdi. Su kabağı ile tanıştıktan sonra iyi bir araştırma yaptığını dile getiren Sönmez, “Su kabağı ile günümüzde neler yapılıyor onları araştırdım ve Amerika’ya gittim. Oradaki müzelerde desenler ne amaç ile kullanılmaya başlandı onu araştırdım. Sonra döndüm ve buraya yerleştim. Bütün bu bildiğim teknikleri su kabağı üzerinde uygulayabiliyorum. Su kabağına cam da monte edebiliyorum, örgü de yapıyorum. Aklıma gelebilecek her şeyi su kabağıyla yapabiliyorum” diye ifade etti.

‘SANATIMDA ARKEOLOJİK DESENLERİ ÇALIŞIYORUM’

Su kabağını hem ekip hem de satın alarak temin ettiğine dikkat çeken Sönmez, kabağın yaklaşık bir senede yetiştiğini aktardı. Su kabağını toplayıp bir süre kendi içinde kuruma süresinin olduğunu belirten Sönmez, “Kuruduktan sonra suya yatırıyorsunuz bir süre. Ardından dış kabuğunu soyuyorsunuz ve ona şekil veriyorsunuz. Yine tekrar suya yatırıp kurutuyorsun. Ardından malzeme elinizde. Artık ne yapacağınıza karar verdikten sonra işlemeye başlıyorsunuz. Oyacaksanız oyuyorsunuz. Sonra şekil veriyorsunuz. Su kabaklarını kendim yetiştiriyorum. Bir de kabak depom var. Hem yetiştirip hem de satın alıyorum. Bir yerde bir kabak hoşuma gittiği zaman onu alıyorum. Sanatımda arkeolojik desenleri seçiyorum. Yerel kültürlerde nasıl çalışılmış onlardan referans alıp günümüze taşımaya çalışıyorum. Ben çalışırken kokusunu bile çok seviyorum. Güzel bir şey yapıyorum. İnsanlara güzel bir nokta açmak istiyorum” şeklinde konuştu.

‘TARİHİ YERLER ŞUAN TEHLİKE ALTINDA’

Su kabağı üzerinde çizdiği desenleri geçmiş ile bir bağ kurup çizmeye çalıştığını ifade eden Sönmez, geçmişin kültürü ile geleceğin kültürünü su kabağında yetiştirdiğini belirtti. Bildiği tarihi bilgiler ile duyguları doğrultusunda bir şeyler yapmaya çalıştığını aktaran Sönmez, daha çok Güney Amerika yerlilerinin desenlerini kullandığını ifade etti. Türkiye’deki mağara resimlerini çok fazla kullandığını ifade eden Sönmez, “Kaya resimlerini çok kullanıyorum. Beni hangi kültür etkiliyorsa desenime ve sanatıma yansıyor. Kabağın üzerine her şey yapabilirsin. İlk sergim ile su kabağının üzerinde her şeyin işlenebildiğini tekniğini göstermek istedim. Böyle bir amacım vardı. İkinci sergimde insanlardan aldığım tepkiden sonra konum da beli oluyor. Arada kullandığım ‘Latmos’ deseni bir sürü kişi tarafından çok beğenildi. Tarihi yerler şu anda tehlike altındalar. Biz bunları belgelemesek bundan 10 sene sonra yok olabilirler. Bu benim için kötü olur. Kendimi böyle tatmin ediyorum. Bakın oradaki kabak resmi üzerinde işlenmiş diye” dedi.

‘GÖZÜMÜ RESİM ATÖLYESİNDE AÇTIM’

İnsanların doğayı tahrip ettiğini hatırlatan Sönmez, bu yüzden sanatı ile tarihe bir not düşmek istediğini söyledi. Daha önce Çeşme, Bodrum ve Dibek gibi yerlerde sergi açtığını belirten Sönmez, 5’inci sergisine hazırlandığını belirtti. Bir su kabağı desenine hemen başlamadığını ifade eden Sönmez, “Aniden aklıma bir şey geliyor ve onu kabağa tasarlıyorum. Minimum 3-4 hafta bir kabak üzerinde el işçiliği ile uğraşıyorum. Normal bir üretimdense yaptığım her kabağın insanlara bir fikir üretmesini istiyorum. Bildiklerimi paylaşmak insanlardan bir şey kazanmak, yani ticari kaygıdan önce sanatımı düşünüyorum. Annem ressam. Ben gözümü annemin resim atölyesinde açtım. Bana boya ve fırçaları verirdi burada kendine oyalan derdi. O yüzden sanat hep hayatımda olan bir şeydi” diye ifade etti.

‘SINIRIM YOK’

Annesinin bıraktığı ağaç yakma makinesi ile desenlerini çizerek sanatını yaptığını ifade eden Sönmez sözlerine şöyle devam etti: “Annem en büyük danışmanım. Annemin lise dönemindeyken kullandıkları yakma aleti var. Kabaktaki doğal desene siyah boya kullanmaktansa işte yakma aleti ile desen veriyorum. Sınırım yok. Bütün kadınlar çalışsınlar kendi sanatlarını haklarını savunsunlar. Ülkemizde yıllar boyunca insan figürü çalışılamıyordu. İnsan figürünün ayıp olduğu bir toplumda hangi noktada sanatı anlayacaksın. Bir yerden tutmak lazım artık. Sen ne kadar tıkarsan tıka sanat bir şekilde var olur. Sanat her daim var. İstediği kadar var olacak.”

Gökhan Öner / Ruken Demir – dihaber

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here