KESK: Birlikte mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok

0
176

 Türkiye’de “ittifak modeli” örneklerinden biri olan KESK’in Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, Türkiye toplumunun “birlikte mücadele etmek” dışında seçeneğinin olmadığını belirterek, emek alanında bu mücadelenin öncülüğünü yapabileceklerini söyledi.

İttifak ve ortak mücadele sadece siyasal alanda değil sendikal alanda da deneyimlendi. Bu ortak mücadele örneklerin başında da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) geliyor. 1995 yılında kurulan KESK, birçok bileşenin bir araya gelerek oluşturduğu bir örgütlenme modeli aynı zamanda. İktidarları da işte KESK’in bu “ortak mücadele” boyutu rahatsız etti, ediyor. Bunun için sık sık baskılara maruz kalsa da ortak mücadele bayrağını elinden hiç düşürmedi.

KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, siyasi alanda tartışılan ittifak ve ortak mücadeleyi dihaber’e değerlendirdi.

‘HER KESİME YÖNELİK SALDIRI VAR’

Ortak mücadele tartışmasının nedenlerini sıralarken Türkiye’de yaşananlara dikkat çeken Bozgeyik, her kesim üzerinde yürütülen mevcut baskı ve şiddet ortamının katmerleşerek büyüdüğünü belirtti. Yaşananlardan AKP’nin tabanını oluşturan mütedeyyin kesimlerin de rahatsız olduğunu düşünen Bozgeyik, “AKP iktidarı döneminde toplumun büyük bir kesiminin yaşam biçimi olarak tercih ettiği seküler yaşama dönük yoğun bir saldırı var. Eğitim yoluyla aşağıdan yukarıya toplum Türk-İslam sentezci bir anlayışla yoğrulmak isteniyor. Yine 100 yıldır devam eden Kürt sorunu hala yakıcılığını koruyor. Yine farklı inanç kesimleri olan Alevi, Süryani vd. topluluklara yönelik hala Anayasal güvenceler sağlanmış değil. Ayrımcı, asimilasyoncu, milliyetçi uygulamalar artarak devam ediyor. İşte tam da bu noktada birlik ve ortak mücadele dediğimiz şey ön plana çıkıyor. Bu sadece bizim ülkede değil. Bizim gibi otoriter rejimlerde baskı gören tüm toplumsal kesimlerin tercih ettiği ve başarıya ulaştığı, demokrasilerini yeniden birlikte inşa ettikleri süreçler yaşanmış hala da yaşanmaktadır” diye konuştu.

‘STRATEJİK BİRLİKTELİK HEDEFLENMELİ’

İki tür ittifak olduğunu belirten ve bunu da, “Birincisi ortak yaşadığınız sorunların çözümü üzerinden geliştireceğiniz ve sonrasında da sürdürülebilir olacak olan stratejik ittifaklardır. Diğeri ise geçici, dönemsel olan taktiksel ittifaklar” sözleriyle dile getiren Bozgeyik, Türkiye’de esas olarak stratejik bir birlikteliğin hedeflenmesi gerektiğini söyledi. Bozgeyik, ittifakların ve ortak mücadelenin, “baskı ortamının sonlandırılması, demokrasi, adalet, barış, inanç, ifade ve düşünce özgürlüğü, bir arada barış içinde yaşam ve Kürt sorununun kalıcı pozitif bir barışa evirileceği bir demokratik Türkiye inşası” üzerinden şekillenmesi gerektiğini kaydetti. Bozgeyik, “Aynı zamanda emekçilerin örgütlenme özgürlüklerinin tamamen sağlandığı demokratik bir anayasa, yani yeni bir toplumsal sözleşme olarak toparlamak mümkün” diye konuştu.

‘BİR ARAYA GELMEK ZORUNLULUKTUR’

Stratejik ortaklıkların yanı sıra geniş kesimlerle “dönemsel ittifaklar” kurulabileceğini dile getiren Bozgeyik, başarıya ulaşmış dönemsel ittifakların daha kalıcı ve stratejik ittifakların önünü de açabileceğini belirterek, “Bu süreçte herkes açısından amasız, fakatsız bir araya gelme bir zorunluluktur” dedi.

‘ÇÖZÜM ODAKLI BİRLİKTELİK’

Olası bir ittifakın modellerine de işaret eden Bozgeyik, şunları söyledi: “Yani bu birliktelikler için dünyada ve ülkemizde de dönemsel anlamda birçok deneyimler olmuştur. Geçmiş birlikteliklerin dönemsel koşulları, ihtiyaçları süreç içerisinde doğal olarak farklılaşmalar yaşamıştır. Bu nedenle somut koşullarımız ortada. Herkesin kendi önceliğini değil, ortak tespit ettiğimiz temel meseleler üzerinden bir araya gelmenin koşulları vardır. ‘Ben, benim’ anlayışından uzaklaştığımızda işimiz kolaylaşacaktır. Temel önceliğimiz ise kısa vadede OHAL ve KHK rejiminin sonlandırılması, demokratik siyaset üzerindeki baskıların ortadan kaldırılması, Kürt sorununun demokratik barışçıl yöntemlerle çözülmesi, laiklik, inanç-ifade ve düşünce, örgütlenme özgürlüğü, cinsiyet eşitliği gibi temel başlıklar olabilir. Birini diğerinin, diğerini öbürünün önüne koyalım tartışması kimseye bir şey kazandırmaz.

KESK MODEL OLARAK GÖRÜLEBİLİR

Aslında KESK Türkiye’de emekçilerin birliğinin yaratılması açısından örnek bir model olarak görülebilir. Yukarıda saymış olduğumuz birçok sorunda asgari düzeyde bir birlikteliği sağlamış durumda. Hem emekçilerin yaşadığı ekonomik, demokratik sorunların çözümünde, demokrasi, barış ve laiklik meselelerinde birçok emekçiyi bir arada tutan bir yanı var. Bunun dışında farklı inanç ve düşünceden olan birçok kesimin KESK içerisinde kendini ifade etme şansı var. Tabi bu durum Türkiye’de geniş emek kesimlerini bir araya getirmede yeterli düzeye de çıkarılmış değil. Bizim gibi ülkelerde sendikal alanlar çok farklı yerlere savrulma potansiyelini hep kendi içinde barındırmıştır. Siyasal iktidarlar hep kendilerine bu alanları bir yandaş yaratma aracı olarak kullanmışlardır. Bunun en açık örneği bugün kamu alanında örgütlendirilmiş, devlet güdümlü Memur-Sen’dir. Adeta AKP’nin bir yan kolu gibi emekçiler aleyhine çalışmalar yürüten, emekçileri, birlikte aynı sofrayı paylaştıklarını mesnetsiz suçlamalarla ihbar eden bir çalışma yürütmektedirler. Bu nedenle KESK her dönem tüzüksel ve ilkesel duruşunu koruma noktasında kararlılığını sürdürmüştür. Bu ilksel yaklaşımlar belki birliktelikler açısından değerlendirilebilir. Bizim önceliğimiz bu dönemde biraz emek alanında bu parçalanmışlık ve dağınıklığı giderecek bir yol ve yöntemi tartışarak emekçileri daha geniş bir zeminde bir araya getirmenin koşullarını zorlamak olacaktır. Bu çaba Türkiye’de oluşturulacak farklı birlikteliklere de katkı sunacaktır.”

‘ORTAK BİR ADAY MÜMKÜN OLABİLİR’

Ortak aday ve 2019 seçimlerini de değerlendiren Bozgeyik, “Türkiye’nin 2019 seçimlerine demokratik olmayan bir süreçte gidecek gibi görünüyor” diye konuştu. OHAL ve KHK rejiminin “seçimlere kadar sürdürüleceği” yönündeki gözlemlerini aktaran Bozgeyik, 16 Nisan referandumun şaibeli sonuçlarına işaret ederek, 7 Haziran sonuçlarının da benzer bir şekilde yok sayıldığını dile getirdi. 2019 seçimlerinin erkene alınabileceğini de kaydeden Bozgeyik, “Bu nedenle bu tartışmaları biraz daha halkla yürütüp sonuca bağlamak Türkiye demokrasisine katkı sağlayacaktır. Aday meselesine de öyle yaklaşmak gerek” dedi. Ortak adayın da herkesi kapsayacak esaslar üzerinden belirlenmesi gerektiğine işaret eden Bozgeyik, bunun zor olmasına rağmen başarılabileceğini söyledi.

‘BAŞKA SEÇENEK YOK’

Bozgeyik, şöyle konuştu: “Bu birliktelikleri başaramadığımız zaman hepimiz açısından daha zor ve meşakkatli bir süreç olacaktır. Çünkü sırayı beklemek ve sıra bize geldiğinde yalnız kaldığımızı anladığımızda çok geç kalmış olacağız. Bu nedenle asgari düzeyde ortaklaşılan demokrasi, seküler bir yaşam, adalet, barış talepleri etrafında yan yana yürümekten başka seçenek kalmamıştır.”

YARIN: İlahiyatçı İhsan Açıkel: Oluşacak demokratik ittifakta geniş bir muhafazakar kesim yer alabilir

Kenan Kırkaya – dihaber

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here