ÖHP Anayasa’da nelerin değişeceğini açıkladı

Post date:

Author:

Category:

ÖHP, referandumda oylanacak ‘anayasa değişikliği’ adı altındaki ‘başkanlık tasarısı’na ilişkin bir kitapçık hazırladı. Bütün kuvvetlerin Cumhurbaşkanı’nda merkezileşeceğinin belirtildiği kitapçıkta, ‘Özellikleri ne olursa olsun bireylere endeksli sistemler, sürekli kaos üretirler’ denildi

Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP), referandumda halkın karşısına “Anayasa Değişiklik Paketi” ismiyle gelecek 18 maddelik “başkanlık tasarısı”na ilişkin hazırladığı taslak kitapçıkla, Anayasa’da ne gibi değişikliklerin olduğunu tek tek açıkladı. Kitapçıkta, “Teklif edilen sistem Başkanlık Sistemi değildir! Başkanlık Sistemi’nde yasama ve yürütme arasında katı bir bağımsızlık vardır. Başkanlık Sistemi’nde yasama ve yürütme organları birbirlerinin görevlerine son veremezler” denildi. Yine başkanlık sistemlerine örnek verilen kitapçıkta, Türkiye için önerilen değişiklik paketinde “Tek adam” sisteminin olduğunu ve oligarşik sistemi aşan bir durum olduğuna dikkat çekildi.

Hazırlanan kitapçıkta değişiklikler şu şekilde değerlendirildi:

“Esasen Başkanlık Sistemi; uygulandığı kimi ülkelerde yolsuzluk, otoriterlik, nepotizm (tanıdık kayırma), diktatörlüğe araç olma ve çoğulculuk karşıtı uygulamaları gündeme getirdiğinden eleştirilerin ana odağı olmaktadır. Ancak Başkanlık Sistemi’nin demokratik kontrol ve fren mekanizmaları olduğu sürece bunların önüne geçilebildiğinin örneklerini de görebilmek mümkün. Ancak referanduma sunulacak olan anayasa paketinde, bütün güçlerin tek elde toplandığı, denetim mekanizmalarının ortadan kaldırıldığı oligarşik bir iktidar sistemi, bırakın uygulamalarda görülme olasılığını, direkt olarak yasallaştırılmaktadır. Bu yönüyle öncelikli netleştirilmesi gereken konu toplumun onayına sunulanın ne olduğudur. Buna göre; teklif edilen sistem Başkanlık Sistemi değildir! Başkanlık Sistemi’nde yasama ve yürütme arasında katı bir bağımsızlık vardır. Başkanlık Sistemi’nde yasama ve yürütme organları birbirlerinin görevlerine son veremezler. Bu yönüyle ele alındığında önerilen sistemin Başkanlık Sistemi olmadığı görülecektir.

Seçimleri yenileme yetkisi

Referanduma sunulan değişiklikte hem Cumhurbaşkanına hem de Meclis’e seçimlerin yenilenmesine karar verme yetkisi verilmektedir. Meclis ya da Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verirse biri diğerinin de seçimlerini yenileme; bir başka deyişle görevine son verebilmektedir. Doğal olarak güç kimde olursa olsun; kim kimin görevine son verebilirse versin kuvvetler ayrılığının ortadan kalktığı bir sistemde denge-denetleme mekanizması da ortadan kalkacağından istikrarsız bir yönetim modeli ortaya çıkacaktır.

Tek taraflı Cumhurbaşkanı

Yukarıdaki paragraftan seçimlerin yenilenmesi konusunda Cumhurbaşkanı ve Meclis’e eşit bir yetki verildiği zannedilebilir. Ancak içerik farklıdır. Önerilen teklifte Cumhurbaşkanı tek taraflı olarak Meclis’i feshedip seçimleri yenileyebilirken; Meclis ancak üye tam sayısının beşte üç çoğunluğuyla, Cumhurbaşkanının görevine son verip seçimleri yenileyebilmektedir. Milletvekili sayısının yeni teklif ile 600 olduğunu düşünürsek 360 milletvekilinin imzası gerekecektir seçimlerin yenilenebilmesi için. Ortaya çıkmaktadır ki seçimlerin yenilenmesi kararı sureti ile birbirlerinin görevlerine son verilmesi konusunda Cumhurbaşkanı ve Meclis’in silahları eşit değildir. Denge büyük oranda Cumhurbaşkanı lehine bozulmuştur. Seçimlerde Cumhurbaşkanına yakın partinin çoğunluğu aldığını ve önerilen sistemde Başbakanlık kurumunun ortadan kaldırıldığını düşünürsek ortaya çıkan sistemin adı tabiri caizse ‘partili başkan parlamentarizmi’dir.

Kuvvetler birliği sistemi olacak

550 olan milletvekili sayısı 600’e çıkarılacak. Her ne kadar söz konusu değişikliğin Meclis’i güçlendireceği, halkın temsiliyet oranını arttıracağı ileri sürülse de birlikte yapılacak seçim sonucunda Meclis çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının aynı partiden ya da siyasal eğilimden olması kaçınılmaz. Aksi bir sonuç çıksa bile Cumhurbaşkanına yukarıda da değinildiği üzere seçimleri yenileme yetkisi verildiğinden Meclis’teki çoğunluk ve Cumhurbaşkanı arasında birlik sağlanıncaya kadar seçimlere gebe bir ülke riski doğuyor. Seçmen iradesinin teslim alınacağı bu yeni sistem adeta ‘Cumhurbaşkanı ve Meclis çoğunluğunu birlik içerisinde belirlemezseniz sizi kaos bekliyor’ çağrısı yapıyor seçmene. 1 Kasım seçim sürecindeki iktidar partisi ağzını ne kadar da çağrıştırıyor? Dolayısıyla seçmeni sürekli tehdit altında tutan, iradesine ipotek koyan bu yeni sistemde yasama çoğunluğu ve yürütme, tek partiden çıkacak. Parti Genel Başkanı olarak Cumhurbaşkanı, kendi partisinin milletvekillerini tek tek, isim isim saptayacak ve böylece yasama üyelerinin çoğunluğunu kendisi belirleyecek. Böylece yasama organı neredeyse Cumhurbaşkanının (yürütmenin) kontrolünde olacak. Bu sistem kuvvetler ayrılığı sistemi değil kuvvetler birliği sistemi olacaktır.

Oylanan partiler değil Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve TBMM seçimlerinin aynı gün olması, Cumhurbaşkanı ve partisinin birlikte seçim kampanyası yapması sonucunu doğal olarak doğuruyor. Bu durumda da aslında seçmen tarafından oylanan partiler (yasama) değil Cumhurbaşkanı (yürütme) oluyor. Böylece daha seçim aşamasında bile yasama ve yürütme birliği doğuyor. Dolayısıyla farklı farklı seçimlerden bahsetmek sadece algı yönetimi. İşlevsel olarak bakıldığında yapılan tek seçim ve o da Başkanın yani bir ismin seçilmesi. Meclis bu yöntemle daha seçim aşamasında bile sadece şekilden ibaret bir alana itiliyor. Sonuç olarak aynı gün seçim olması Başkanın Meclis’e de hükmetmesini kolaylaştıran bir yöntem. Çünkü Cumhurbaşkanı seçildiğinde, partisi de tek başına çoğunluk sağlayacak oranda milletvekili kazanmış olacak.

Diğer ülkelerde ayrı ayrı yapılır

Oysa, Başkanlık Sistemi ile yönetilen ülkelerde Başkan ile Meclis seçimleri ayrı zaman ve zaman aralıklarında yapılır. Bunun nedeni, Başkan yönetimdeyken onun yönetiminden memnun kalmayan seçmen, yapılacak Meclis seçimlerinde onun partisine oy vermeyebilir. Seçmen böylece Başkan’ın partisini Meclis’te azınlığa düşürerek kendi lehine bir denge sağlayacaktır.

Cumhurbaşkanı Meclis’i feshedebilecek

Söz konusu değişikliğe göre; Cumhurbaşkanı tek başına Meclis’i feshedebilecek ve kendisiyle birlikte seçimlere gitme kararı verebilecektir. Cumhurbaşkanı halkın yarısından bir fazlasının oyu ile seçilebiliyorken, bütün önemli partilerin seçilerek geldiği Meclis’in temsil gücünün Cumhurbaşkanının gücünden daha az olması, eşitsizliği apaçık ortaya koymaktadır. Yine Meclis’in herhangi bir gerekçe gösterilmeden Cumhurbaşkanı tarafından feshedilebiliyor oluşu yürütmenin yasama organı üzerindeki baskısını kaçınılmaz kılacaktır.

Cumhurbaşkanı’na KHK çıkarma yetkisi

Mevcut Anayasa’da Meclis’in ve belirli konularda Bakanlar Kurulu’nun sahip olduğu Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarma yetkisi kaldırılmakta ve yürütme organı denetim dışı bırakılmaktadır. Yine mevcut Anayasa’ya göre Olağanüstü Hal (OHAL) kararı alma yetkisi, Cumhurbaşkanı yönetiminde kurulan Bakanlar Kurulu kararı ile mümkünken, söz konusu değişiklikle OHAL ilan etme yetkisi yalnızca Cumhurbaşkanına verilmektedir. Böylelikle sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde hak ve özgürlüklerin kısıtlanması, Cumhurbaşkanı’nın insafına bırakılacak.

Meclis’in denetim yetkisi kaldırılıyor

Mevcut Anayasa’da TBMM, yürütme organının her işlem ve eylemini ‘gensoru, genel görüşme, bakanlara veya Başbakana yöneltilen yazılı veya sözlü soru sorarak’ denetleyebiliyordu. Ancak yürütme organının hareket alanının genişletilmesi ve geniş hareket alanında, TBMM’ye dolayısıyla halka rapor verme/bilgi verme/hesap verme zorunluluğu tamamen ortadan kalkacağı için şeffaflık ilkesinden bahsedilemeyecektir . Tüm yetkiler tek bir kişide toplanacak, denge ve denetim mekanizması kalmayacak.

Meclis, Cumhurbaşkanını neredeyse denetleyemezken, Cumhurbaşkanı Meclis’in çıkardığı yasaları iptal talebi ile Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gönderebilecek, Anayasa değişikliklerini referanduma götürebilecek. Yürütme ile ilgili konularda kanun hükmünde kararname çıkarabilecek. Böylelikle Yürütmenin yasama üzerinde vesayeti kaçınılmaz olacak.

Kanun yapma işlevi zayıflatılacak

Mevcut anayasada, ‘Meclis onayından geçen bir yasa Cumhurbaşkanı tarafından kabul edilmeyip, Meclise geri gönderildiği takdirde Meclis aynen kabul ederse, Cumhurbaşkanı işbu yasayı yayımlamak zorundadır.’ Öngörülen değişiklikte ise Cumhurbaşkanı’nın gönderdiği yasa ancak ve ancak ‘Meclis üye tamsayısının salt çoğunluğu’ ile kabul edilirse Cumhurbaşkanı tarafından yayınlanacak. Bu madde ile kanun yapma aşamasında Meclis’in işlevi, fonksiyonu azaltılıp, Meclis pasif kılınacaktır.

Halk denetleyemeyecek

Mevcut anayasada Cumhurbaşkanının milletvekilleri arasından seçiliyor iken, halk referandumuna sunulan değişiklikte ‘Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi’ söz konusu olacak. Ancak halkın hiçbir şekilde denetimi söz konusu olmayacak. Meclis dışından aday önerilebilecek. En az yüzde 5 oy almış partiler ve 100 bin seçmen aday önerebilecek; ancak sonuç olarak yine iki büyük parti arasından seçilebilecek.

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yetkisi

Değişikliğe göre Cumhurbaşkanı, TBMM adına yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi de çıkarabilecek. Böylece yukarıda saydığımız yetkilere ek olarak tüm yetkiler Cumhurbaşkanında toplanacak. Bu madde ile Meclis resmen/fiilen denklem dışı bırakılarak; tüm yetkileri kendisinde toplamış bir Cumhurbaşkanı ortaya çıkmış olacak. Bu da kuvvetler birliğinin Cumhurbaşkanı’nda toplandığı bir yönetim sistemini ortaya çıkaracak.

Yargılanması fiilen imkansız

Söz konusu düzenlemeye göre Cumhurbaşkanın bir suç işlemesi halinde soruşturma yapılabilmesi ve Yüce Divan’a sevk edilebilmesi için Meclis’te 400 milletvekilinin oyuna ihtiyaç olacak. Türkiye koşullarında, kendi partisindekileri, vekilleri tek tek belirleyen Cumhurbaşkanının, bu vekillerin oylarıyla yargılanabilmesi neredeyse imkansızdır. O imkansızlığın gerçekleştiği ve yargılama durumunun oluşmasında dahi Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12 üyesinin Cumhurbaşkanı tarafından seçildiği düşünüldüğünde, adil ve tarafsız bir yargılamanın olmayacağı aşikardır. Böylelikle yürütme gücünü tekelinde tutacak olan Cumhurbaşkanı’nın, kendisini adeta dokunulmaz kılmasına, yargılanmalardan bağışık tutulmasının önü açılacaktır.

Meclis Başkanı’nın yetkisi alınacak

Mevcut Anayasa’ya göre; Cumhurbaşkanının hastalık veya yurt dışında olması hallerinde, Cumhurbaşkanına vekalet etme yetkisine sahip kişi, Meclis Başkanı iken; anayasa değişikliğinde; Cumhurbaşkanının seçtiği Cumhurbaşkanı yardımcısı kendisine vekalet edebilecektir. Böylelikle Seçilmemiş Cumhurbaşkanı yardımcısı 45 gün boyunca Cumhurbaşkanının tüm yetkilerini kullanabilecek, Cumhurbaşkanının faydalandığı haklardan yararlanabilecektir. Meclis Başkanı yerine, Cumhurbaşkanı yardımcısının vekil olarak seçilmesi, Meclis’in etkinliğini azaltacak, yalnızca yürütmenin güçlendirildiği, halkın Meclis’e yansıyan iradesini silikleştiren bir sonuç doğuracaktır.

Yargı bağımsızlığı tümüyle sona erecek

Yeni değişikliklerden çarpıcı olan bir başkası da kuvvetler ayrılığı ilkesince her koşulda bağımsız olması gereken yargıya ilişkin olanı. Söz konusu değişiklik ‘Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndaki (HSYK) ‘yüksek’ kelimesi kaldırılarak ‘Hakimler ve Savcılar Kurulu’ olarak değiştirilmesini öngörüyor. Söz konusu değişiklikte hakimler ve Savcılar Kurulu 12 üyeden oluşuyor ve bu üyelerden kurulun başkanı olan Adalet Bakanı ve diğer 5 üye doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Geriye kalan 6 üye ise TBMM tarafından seçilmektedir. Yukarıda tartıştığımız üzere Cumhurbaşkanı ve Meclis arasındaki birlik-yakınlık sağlanırsa kalan 6 üyeyi de Cumhurbaşkanına yakın parti seçeceğinden 12 üyelik kurulun bütün üyeleri doğrudan yürütmeye bağlı isimler olacaktır. Böylece yasama ve yürütme birliğinin yanı sıra her koşulda bağımsızlığı tartışma götürmez olması gereken yargı da, Cumhurbaşkanlığının (yürütmenin) şahsında birleşen üçüncü kuvvet olacaktır.

Meclis’in bütçe yapma yetkisi kaldırılıyor

Yapılan değişiklik ile Meclis’in bütçe yapma yetkisi ortadan kaldırılıyor. Bütçe denetimi göstermelik kılınıyor, Meclis bütçeyi onaylamasa da önceki yılın bütçesini değerlendirme oranına arttırıyor. Bütçeyi Cumhurbaşkanı hazırlıyor ve Meclis’e sunuyor. Meclis’in, Cumhurbaşkanı’nın hazırladığı bütçeyi değiştirerek onama yetkisi yok. Ya onayacak ya da geri gönderecek. Cumhurbaşkanı ile aynı gün seçilen ve Cumhurbaşkanının partisinin çoğunlukta olacağı Meclis’te bütçenin reddedilme olasılığı yok. Bütçenin Meclis’te tartışılarak değiştirilmesi söz konusu değil. Bütçe kanunu süresinde onaylanıp yürürlüğe konamazsa geçici bütçe kanunu çıkarılıyor. Geçici bütçe kanunu da çıkarılamazsa yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre arttırılarak uygulanıyor.

‘Bugün oylanan tarihimizdir’

Anayasa değişiklik paketini seçimde oylarken, herhangi bir bireye karşıtlık ya da destekçilik temelinde oylamayalım. Tartışma bunun çok daha üstünde ve sistemsel bir tartışmadır. Bireyler gelip geçici, sistemler kalıcıdır. Özellikleri ne olursa olsun bireylere endeksli sistemler, sürekli kaos üretirler. Bütün iktidar alanlarının tek bir bireyde toplandığı mutlak iktidarlar, hem iktidardakini hem de destekçilerini mutlak olarak yozlaştıracaktır. O yüzden iktidarı dağıtmak ve farklı iktidarların birbirini sınırlandırdığı bir denge durumu yaratmak, insanlığın binyıllar süresince kendi tarihsel deneyiminden süzüp getirdiği tecrübedir. Dolayısıyla bugün oylanan aynı zamanda kendi tarihimizdir. Tarihimizi inkar mı edeceğiz yoksa kendi tarihimizin çocuğu olmaya devam mı edeceğiz? Bütün tartışmaların odağındaki referandum oylaması sadece bundan ibaret!”

İSTANBUL

- Advertisement -spot_img

YAZARLAR

spot_img

EN SON EKLENEN YAZILAR