Yaşamı yeniden inşa çalışmalarımız devam ediyor…

Yaşamı yeniden inşa çağrısında bulunduğumuz süreçte yaşamın tüm boyutlarıyla ele alacağımızı ve bu coğrafyada Alevi felsefenin de kendi özüyle buluşması için bir çaba içerisinde olacağımızı da dile getirmiştik.

Bizler Maraş’ta yaşamı yeniden inşa ederken, yüzümüzü ilk olarak toprağa döndük. Çünkü yüz yıllar boyunca bu topraklar atalarımızın geçim kaynağı olmuş ve buralarda yaşamımıza can vermiştir. Biz olduğumuz alanlarda toprağı ne kadar beslersek, geçmişimize o derece sıkı bağlarla dayanabiliriz. Çünkü o geçmiş yozlaşan bu dünyada bizim tek kurtarıcımızdır. Bizler köylerimizi bırakıp metropollere ve daha uzaklarda gurbette yerimizi aldık. Bu bölgelerde yaşamlarımızı kurduk ve çocuklarımız her geçen gün özümüzden biraz daha uzaklaşıyor.

Biz o çocukların geleceği için ileride daha fazla yaşanmaz hala dönecek dünyadan bir çıkış noktası yaratmak amacıyla bu hareketi başlattık. Önceliğimiz bu toprakları canlandırmak, kendimize barınma alanları yaratmak ve ekonomik istikrarı sağlayarak geri dönüşü hızlandırmaktır.

Gelişen dünya ve pandemi bizi topraklarımıza dönmeye zorlamaya başladığı zamanlarda tamda bu girişimin içinde bulunmamızın gerektiği dönemlerdeyiz. Tabi ki bu dönüşler sadece burada ekonomik refahı yaratmak için yapılmıyor. Her gün git gide artan asimilasyon ve yozlaşma kıskacının karşısında önemli bir araç olarak duruyor bu hareket. Bizler aslında topraklarımıza dönerek hem unuttuğumuz dili hem de inancı hatırlamamız için yolumuzu aytınlatıyoruz. İşte bundandır ki bu topraklar bizim özümüzdür ve gerçekliğimizdir.
Bu çerçevede bir ilki de gerçekleştirmiş olduk. Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Alxaslı aşiretinde halkın yoğun katılımıyla

Sinemilli ocağından Tacım Bakır, Süleyman Deprem, Ağuçan ocağından Doğan Erdoğan ve Afşin Kaşanlı Üryan Hızır Ocağından Mustafa Mısır dedenin yürütmüş olduğu erkanla Bako Baba Türbesi’nde bir muhabbet cemi gerçekleştirdik.
İkincisi Kösolar (Sewiyan) köyünde köy halkı ile birlikte Axtil ve Beştepe köylerin katılımıyla Sinemilli ocağından İsmail Bakır dedenin gülbankleri ile aşureler pay edildi. Bunlar bölge açısından önemli gelişmeler, çünkü uzun yıllardır bu bölgede bu tarz inançsal faaliyetler yürütülmüyor.

Ayrıca bölgemize çok yakın olan Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik’te Demokratik Alevi Dernekleri bir şube açarak bu bölge de aslında hiçte azımsanmayacak bir katkıda bulundu. Bölgede ki Alevi örgütlüğü boşluğunu dolduracak bir hamle olarak değerlendiğim bu girişimi çok önemli bulduğumu belirtmek isterim

Başlattığımız bu hareketin bölgede inancımızı yaşatmak için bunun gibi birçok girişiminin öncüsü olacağı kanaatindeyim.

Çünkü bu inanç yıllardan beri reddedilmiş aynı zamanda birçok hakarete maruz kalmıştır. Daha önce dağların tepesine köyün girişine ve kapıların önüne nöbetçi konularak cemlerini gizli yapmak zorunda bırakılan Aleviler son dönemlerde örgütlü bir yapıya kavuşmaları sonic kısmende olursa kendi ibadetlerini yapmaları sevindirici ve her geçen gün biraz daha kendini özleriyle buluşma çabaları son derece önemli atılımlardır.

Bugün bile halen Aleviler kendi felsefesini insanlara aktarma ve tanıtma ortamlı bulamamaktalar. Bizim talebimiz tüm farklılıkları kendisini anlatma tanıtma ve yaşatma hakkına sahip olmalarıdır.

Biz hep şunu söyledik; her toplum kendi kökleri üzerinde büyümelidir. Hiç kimse kimseyi asimilasyona tabi tutmamalı bunun için de tüm duyarlı kesimleri bu coğrafyada ve her yerde tüm inançlar, diller ve kültürler özgürce yaşamaları için çaba göstermelidir.
Biz yaşamı yeniden inşa edelim derken elbette ki yaşamın tüm boyutlarıyla ele almayı hedeflediğimizi dile getirmiştik. Başta Maraş coğrafyasında olmak üzere her yerde Alevi felsefenin hayat bulup kendi özüyle buluşması için çaba göstermeye devam edeceğiz.
Bu etkinliklerin kendi topraklarımızda gerçekleşmesi tüm çevreleri olumlu yönde etkilediği gibi bizim de çalışmalarımızın güçlenmesine vesile olacaktır.

Hepimiz de çok iyi biliyoruz ki; tarihler boyu her türlü baskıya maruz kalan bir inanç mensuplarının sisteme karşı çıkmasının temel nedeni Alevi felsefesinin ittihatçı bir kültüre sahip olmamasıdır. Dolayısıyla da bundan dolayı her dönemde ve her iktidar tarafında baskılara maruz kalmaktalar.

Her dönemde olduğu gibi bu dönemde de İran üzerinde Alevi felsefesinin İslam’ın içerisinde eritilmesi hedeflenmiştir.

Buna yönelik yoğun bir çaba Diyanet tarafından tüm sahalarda yoğun çaba sürdürmektedir. Bu asimilasyona karşı Alevi felsefesinin yaşam bulması için Alevi dedelerin bu öğretiyi daha da yaygınlaştırarak son politikalarını boşa çıkarabilirler. Bizde tüm bu olan bitenleri göz önünde bulundurarak böyle bir çalışma yürütme gereğini duyduk.

Dolayısıyla da biz bir kez daha çağrıda bulunmak istiyoruz ki; duyarlı olan tüm çevreleri her türlü asimilasyona karşı birleşerek mücadeleyi yükseltip, her geçen gün büyüyen asimilasyon politikalarına karşı durmayı başarabiliriz.

Saygılarımla