1915 ya da 2022 Aylardan Nisan

Dünya güneş etrafında döndükçe günler ayları, aylar yılları kovalamaya devam ediyor. Bu döngünün sonucu yine bir Nisan ayındayız. Tarihin tekrar ettiğini düşününce 1915 ya da 2022 ne fark eder değil mi? Bugün, Nisan 1915 tarihinde evlerinden gözaltına alınıp bir daha geri dönemeyen İstanbullu Ermeni aydınlarımızı anlatacağım. Dünya’da gözaltında kaybetmenin tarihi , Fransa’daki Alman İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’nın “Gece ve Sis” adını verdiği kararnameye göre, tutukladığı binlerce Fransız direnişçiyi gece trenleriyle Almanya’ya götürmesi ve yok etmesiyle başlatılır. Oysa gözaltında kaybetmenin tarihi günümüzden 107 yıl önce bu topraklarda başladı… Nisan 1915 tarihinde İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul’da 250 Ermeni evlerinden gözaltına alındı. Tutuklanacak Ermenilerin listesi aylar öncesinde Siyasi Şube Müdürü Mustafa Reşat Bey yönetiminde hazırlanmıştı. Operasyonu İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Bey yönetti. Gözaltına alındıkları andan itibaren başlarına geleceklerden hükümetin sorumlu olduğu bu insanların çoğu Ermeni toplumunun en saygın isimleri, kanaat önderleriydi. Milletvekili, yazar, şair, avukat, doktor, gazeteci, eczacı , müzikolog, yayıncı, siyasetçi olan bu aydınlar Osmanlı toplumunun da en parlak beyinleriydi. Önce Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ ne götürüldüler. Sonra özel bir trenle Ankara’ya doğru yola çıkarıldılar. Neden tutuklandıklarına ve nereye götürüldüklerine dair kendilerine bilgi verilmedi. 158 kişilik grup Çankırı’ya, 92 kişilik grup Ayaş’a sevk edildi. Gözetim altında tutulan bu insanlardan 174’ü Jandarma ve polis eşliğinde ıssız vadi ve ormanlara götürülerek katledildi. Açıkta bırakılan bedenleri doğanın yok etmesine terk edildi. Bir mezar taşları bile olmadı. Resmi kayıtlarda ise ya firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları yazıldı. Nisan İstanbul tutuklamaları Ermeni varlığına devlet eliyle son verilmesinin başlangıç noktası oldu. Onlar yok edilerek Ermeni halkının kamuoyu oluşturması, sesini duyurması engellendi ve bir halk tüm varlığıyla bu topraklardan silindi. Devleti yönetenler, resmi inkarcılık üzerine inşa ettikleri politikaları ile bu hakikati ulaşmaz kılarak, toplumun gerçeklerle yüzleşmesini imkansızlaştırdı. Bu toplumun duyarlı insanları olarak bu hakikatı konuşmaktan korkmamalıyız. Unutulmamalı ki hiçbir insanlık suçu geçmişte kalmaz. İnkâr edilen, yüzleşilmeyen, hesaplaşılmayan her suç bir sonraki suça yataklık ederek sistematikleşir. İnkâr edilen, yüzleşilmeyen, hesaplaşılmayan insanlık suçları devlet şiddetinin devam etmesini sağlar. Bu toprağın hakikatlerinin unutturulmasına itirazımız, resmi yalanlara boyun eğmeyerek, hakikati yaşatma çabamız bu yüzden. Biliyoruz ki inkar edilen gerçeklerin tanınması, bu gerçeklerle yüzleşilmesi talebi barış ve demokrasi mücadelesinin önemli bir parçası olmak zorundadır. Yine bir Nisan ayı ve 107 yıl sonra Devleti yönetenlere sesleniyorum: İnkara son verin! Bu topraklarda işlenen bütün insanlık suçlarını kabul edin! Topluma sesleniyorum: Sizi yıllardır yönetenlerin, gerçekle aranıza ördüğü inkar ve suskunluk duvarının esiri olmayın! Gerçeği bilme hakkınıza sahip çıkın. Mezarsız Ermeni aydınlarına sesleniyorum: Unutulmanız üzerine kurulan inkar politikalarına inat gerçeği yaşatacağız; sizi unutmadık, unutmayacağız.

1915 ya da 2022 Yine Nisan Ayındayız…