Katliamcılar ve Onları Besleyen Zihniyet

Katliamcılar, onları besleyen zihniyet ve bugünkü uzantıları er ya da geç halkların adaleti önünde hesap verecekler. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın.
Selçuklular ve Osmanlı dönemi başta olmak üzere tarihinin her döneminde katliamlar görmüş bu toprakların üzerinde kurulan Türkiye, ne yazık ki katliamlar ülkesi olarak anılmaya devam ediyor.
Çünkü Cumhuriyet ilan edildikten sonra da durum hiç değişmedi bu topraklarda. Baskı, şiddet, asimilasyon, yok sayma, ayrımcılık, inkar ve imha politikaları Emek – Sermaye çelişkisinin baş çelişki olmasının ve sınıf mücadelesinin gelişememesinin en önemli sebeplerindendir.
Irkçı ve şoven yaklaşım her dönemde toplumu kutuplaştırdı. Ezilenlerin ve ağır sömürü ve yoksulluk altında inim inim inleyen halkların birlik ve dayanışmasını devlet, devlet içinde devlet ve bizzat devlet ve sistem tarafından beslenip palazlandırılan gerici güçler tarafından saldırılar düzenlendi. İnsanlarımız katledildi. Hem yok sayma, hem inkar hem asimilasyon hem de toptan imha politikaları.
Yani Katliamlar. Örnek mi istiyorsunuz.
* Zini Gediği Katliamı * Malatya katliamı
* Maraş katliamı
* Çorum katliamı
* Gazi katliamı
* Sivas Madımak Katliamı Peki, buralarda neler yaşanmış? Kısaca özetleyelim.
Tarihte Zini Gediği Katliamı olarak bilinen katliamda 6 Ağustos 1938 tarihinde Erzincan’ın Kılıçkaya köyündeki 95 vatandaşımız kurşuna dizilerek katledilmiş.
17 Nisan 1978’de de Malatya olayları patlak vermiş. Burada da 3’ü çocuk 8 kişi öldürülmüş 20’si ağır 100 kişi yaralanmış yaklaşık 1000 işyeri tahrip edilmiş.
Maraş’ta da 19-26 Aralık 1978 tarihleri arasında 120 kişi öldürülmüş, 559 ev yakılmış 290’a yakın işyeri tahrip edilmiş.
Çorum olaylarında da, resmi rakamlara göre, 1980 Mayıs-Temmuz ayları arasında 57 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.
Gazi Mahallesi’nde, 15 Mart 1995 tarihinde kentin geneline yayılan olaylarda da 22 kişi hayatını kaybetmiş.
2.Temmuz 1993’te Sivas’ta düzenlenen Pir, Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Otelinin ateşe verilmesi neticesinde 33 Can katledilmiştir. Ne yazık ki ülkemizde zaman zaman; laik-antilaik, zaman zaman Türk – Kürt , zaman zaman alevi_ sunni, ayrılığı körüklenmek istendi ve bazı odaklar bundan hiç vaz geçmediler.
Çatıştıran, kamplaştıran ve ayrıştıran dil ve siyaset her dönemde egemenlerin işine yaradı ve bu politikanın çok ekmeğini yediler. Yemeye de devam ediyorlar. Zaman değişti, oyuncular değişti, yönetmen değişti ama oyun ve senaryo değişmedi.
İşte Ankara’daki üç farklı cemevine yapılan saldırılar da bu oyunun ve saldırıların değişik bir boyutudur. Özellikle Aleviler üzerinden tahrik ve tazyik edici oyunlar belli aralıklarla oynanıyor.
Geçmişi yüz yıllara dayalı bu şeytani oyunlar farklı mekanlarda ve farklı zamanlarda sahneleniyor. Yukarda bazılarını açıklamaya çalıştım. Bu düzen değişmeden, demokratik bir Cumhuriyet inşa edilmeden ve güçlü bir kültür devrimi gerçekleşmeden biz bu oyunları izlemeye ve ardından kınama protestoları düzenlemeye devam edeceğiz. Kimsenin kimliğinden, inancından, felsefesinden, milliyetinden dolayı hırpalanmadığı, ayrımcılığa tabi tutulmadığı, herkesin bir arada kardeşçe yaşam sürdüğü, Demokratik Cumhuriyeti inşa süreci ve bu temelde süren mücadele her koşulda devam edecektir. Birgün bu ülke ve üzerinde yaşayan halklar tarihleri ile yüzleşmeyi başaracaktır. Katliamcılar, günümüzdeki uzantıları ve elbette ki inkarcı, ırkçı, gerici ve yobaz zihniyet vicdanlarda yargılanıp er ya da geç halkın adaleti önünde hesap vereceklerdir. Bu da durup dururken olmayacaktır.
Bekleyerek de olmayacaktır. Ayrışarak, parçalanarak hiç olmayacaktır. Çözüm bellidir. Birleşmek ve mücadele etmek. Başka bir yolu yoktur. Hepimize kolay gelsin o zaman.
05/08/2022