Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi. “Ananı da al git laan” dediği gün, vatandaş “Aaaaa, inanamıyorum yaa, koskoca başbakan bana ulan dedi” diyerek isyan ediyordu. Vatandaş tepkisinde çok haklı çıktı. Ondan sonra öyle laflar etti ki, her biri öncekileri unutturdu. “Kadın mıdır, kız mıdır belli değil” gibi vecizeleri “en büyük Türk büyükleri”nin tarihine girmiştir.

Bu bir dil sürçmesiyle ağızdan öylesine çıkmadı. “Taammüden” söylendiğini “Gezi olaylarında haftalarca sokakları mesken tutarak her türlü çirkefliği sergileyenlere hak ettikleri teşhisi koyduk”, diyerek açıkladı söyleyen. “Sürtük”ün “gezicilerin meşrebinde” neye karşılık geldiği bilmediğini ama neyi kastettiğinin çok açık olduğunu ekleyerek!
Gezi’ye katılanlar, orada tepkilerini gösteren kadınlar ve o tepkileri haberleştiren kadın gazeteciler için sözcüğün neye karşılık geldiği, ne kastedildiği son derece açık!
Ne yazık ki, her çatışmada önce kadını hedef alan, küfür dilinin ve fiziksel şiddetin önüne kadını koyan bir kültür ve toplumsal/siyasal yapıyla sakatlanmış haldeyiz.
Bazıları “İşte efendim, gündem saptırıyor-saptırmak istiyor vb.” şeyler söylüyor. Oysa aslında, bunu söylemek gündem saptırmaktır. Erdoğan zihniyetinin gündemi her zaman kadın ve din üzerinden siyaset olmuştur. Çünkü onlar da biliyor ki, özgür kadın-direnen kadın varsa gericilik yaşayamaz. Kadın diz çökerse, kadın teslim alınırsa bütün topluma da diz çöktürülür ve bütün toplum da teslim alınabilir demektir. Erdoğan gibilerinin beynindeki kireçlenmiş yapı kadın düşmanlığıdır. Her fırsatta bunu ortaya koyarlar. Bunu dinci-kinci bir mantıkla da yapsalar kadın düşmanlığıdır ve “sürtük”lükten daha alçak bir ahlaksızlıktır.
“Beka beka” diye sürdürdüğü tek tekçi politikası batmış, ekonomide çuvallamış, ülkeyi iç ve dış borç batağına batırmış olan ve boynundaki yolsuzluk, hırsızlık-katliam dosyalarını taşımakta zorlanan Erdoğan, kanlı diktasını- iktidarını sürdürebilmek için her türlü melaneti yapabilir. Bunların başında da açıkça dile getirdiği sınır ötesi işgal ve askeri harekatlar geliyor. Son günlerde haberlerden düşmeyen, ABD ve Rusya’dan onay ve en azından göz yumma bekleyen “Kuzey Suriye ve Irak’a yönelik” işgal planı gündemdedir.
“Bir taşla iki kuş vurmak” diye bir söz vardır. Erdoğan ise bir taşla birkaç kuş vurmak istiyor:
Kendi diktasına karşı direnen Kürtleri, kadınları ve tüm demokratları ezmek, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’deki yani Kürdistan’daki bütün direniş odaklarını tasfiye etmek. Bunu başarabilirse hem diktasını sürdürebilecek hem de “Yeni Osmanlı” hedefinde çok önemli bir adım atmış olacaktır. Seferberlik ve kahramanlık türkülerinin gürültüsü eşliğinde yapılacak seçimlerde muhalefetin sesi de kolaylıkla boğulacaktır. Erdoğan’ın girmeye çok hevesli olduğu bataklık burasıdır.
Erdoğan diktasının amaçları ve araçları bellidir ama ya Erdoğan diktasına karşıyız diyen muhalefet ne yapıyor? Sadece karşıyız demekle, bağırıp çağırmakla muhalefet olur mu? Ya da bu muhalefet kalıcı bir dönüşümün, gerçek bir demokrasinin kapısını açabilir mi? Bu tamamen yeni ve köklü bir mücadele sorunudur.
Şüphesiz ki, biz fal açacak değiliz ama bu mücadelenin seyircisi de değiliz.
Kadın katliamlarına ve kadın köleliğine karşı kadın özgürlüğü için,
Savaşa, işgale karşı siyasi çözüm ve barış için,
Diktatörlüğe karşı en geniş demokrasi için,
Toplumun bütün dinamiklerini birleştiren ve harekete geçiren bir direnişe ihtiyaç vardır.
Sürtük başı ve avanesi acaba niye hep en çok kadınlara saldırıyor?
Çünkü bir toplumda “Kadın özgürlüğü genel olarak bütün özgürlüklerin göstergesidir.”
Onlar da biliyor ki, kadınlar teslim olmadığı, direndiği sürece toplum da teslim olmaz ve direnir. Tarihin en başında da, önce kadın düşürüldü ve teslim alındı.
Ortadoğu’da “Ali kıran, baş kesen” olmak isteyen Erdoğan da, önce kadınları susturmak ve teslim almak istiyor. Toplumun bütün ezilenleri kadınlar ve kadın özgürlüğü ilkesi etrafında birleşmek zorundadır.
Erdoğan, geçmişte toplumun kültürel hayatına egemen olamadığını üzüntüyle itiraf etmişti. Egemen olamadılar ve olamayacaklar. Çünkü kültürleri taciz, tecavüz ve soygundur.
Dinci-kinci, çürük ve sürtük kültürü işte…

08/06/2022