Temiz Çevre, Temiz İnsan, Temiz Siyaset, Temiz Toplum

1972 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’nda yayınlanan Stockholm Bildirgesi’nde “Özgürlük, eşitlik ve kaliteli bir çevrede onurlu ve yeterli yaşam şartları sağlanmış olarak yaşamak insanların temel haklarıdır” denilerek, 5 Haziran günü “Dünya Çevre Günü” olarak kabul edildi.

Çevre Günü’nün kutlandığı bu hafta içinde vahşi kapitalist sistemin iktidarlar eliyle doğaya yönelik saldırıları azgınca devam ediyor. Dağlarımız, ormanlarımız, tarım alanlarımız, denizlerimiz, göllerimiz, akarsularımız, derelerimiz, sulak alanlarımız neyimiz varsa talan ediliyor. Sadece Rize İkizdere örneği bile bu talanı doğruluyor.

“İnsan, yaşama sevincine, dünyanın güzelliğine doyamıyor. Ancak korkarım ki bu gidişle eski mitlere sığınacağız. Çağımızın getirdiği en büyük kötülük olan ve tehlikesini yeterince anlamadığımız ”Doğa Kırımı” karşısında, atalarımız gibi korku mitleri yaratacağız.”

YAŞAR KEMAL de yıllar önce bu sözlerle konu hakkındaki düşüncelerini açıklamış.

Taşııyla toprağıyla, suyuyla, havasıyla, insanıyla, bitkisiyle, hayvanıyla, tüm renkleri, en çok da mavisiyle, yeşiliyle güzel dünya. Her birimiz doğanın bir parçasıyız ve hepimiz oluşturuyoruz doğayı. Birimiz olmasa, o denli eksilir doğa.

Bunca yıl; hoyrat, bencil, acımasız, sevgisiz, aç gözlü davranıp, zulüm ettik, talan ettik doğayı. Yine de, eksilerek de olsa, tüm güzelliklerini sunmaya devam etti cömertçe gördüğümüz gibi can çekişiyor, korumamız bile yetmeyecek artık. Onarıp, tedavi etmemiz de gerek.

Sağlıklı, temiz bir doğa için, hepimiz direnmeliyiz, mücadele etmeliyiz.

Yoksa, büyük ustanın dediği gibi korku mitleri yaratmamız yakındır.

Sadece temiz çevre değil konumuz .Son günlerdeki açıklamalar, tartışmalar, memleketin genel gündemi her alanda temizliğe ihtiyaç duyulduğunu kanıtlıyor. Öyleyse hiç zaman yitirmeden hep birlikte yineleyelim; TEMİZ ÇEVRE/ TEMİZ İNSAN /TEMİZ SİYASET/TEMİZ TOPLUM