Zeytin Ağaçlarına ve Kadına Olan Düşmanlık

Bir ülke düşünün ki ağaçlara da kadınlara da aynı şekilde davranıyor. Onlar üzerinde eril bir tahakküm kuruyor, onlara şiddet uyguluyor. Ne ağacı rahat bırakıyor, ne kadını. Ne ağacın hakkını savunuyor ne de kadının…
Muğla’nın Milas ilçesinde Limak tarafından işletilen Yeniköy ve Kemerköy santraline kömür sağlamak amacıyla zeytin ağacı kıyımı başladı.
“Aynı evlat gibidir bu zeytin, bizim için evlattan hiçbir farkı yoktur. Yetiştirdiğimiz bu evlatlarımız kesiliyor. Bir çocuğun el ve ayağını kesebilir misin? Zeytinlerimizi çocuk gibi yetiştirdik. Canımızı alıyorlar. Biz para pul değil, canımızı istiyoruz.”
Şimdi de zeytinler, maden rantına kurban ediliyor. Ağaca bu kadar düşman olmak, bu ülkenin tarihinde daha önce görülmüş müdür bilmiyorum.
Dünyanın ağaçlarla ve kadınlarla daha güçlü olduğunu inkar etmenin bir yolu sanırım bu ölümseverlikten, şiddetseverlikten geçiyor. Yaşamı ve dahi yaşamayı bilmeyen toksik erkeklik, ağaçları kesiyor, kadınları öldürüyor. Doğa üzerinde iktidar kurmaya çalışan eril zihniyet, kadına da ağaca da aynı şekilde davranıyor. Onlara hükmetmeye çalışarak yaşamı söndüreceğine inanıyor. Ne mümkün! Yaşam sönmez, yaşam sürer.
Ekolojinin olmadığı bir feminizmden, feminizmin olmadığı bir ekolojiden bahsetmenin son derece güdük kalacağını belirtmek isterim. Kadın haklarını savunurken doğa haklarını görmezden gelemeyiz. Ha keza doğa haklarını savunurken kadın haklarını da görmezden gelemeyeceğimiz gibi… Ekofeminizm tam da bunun üzerine kurulmuştur. Ekofeminist yazar Karen Warren’ın ortaya koyduğu ekofeminizmin dört şartını bu bağlamda düşünmeyi ısrarla öneririm;
Kadınlar üzerindeki tahakküm ile doğa üzerindeki tahakküm arasında düzenli bir bağ vardır.
Kadınların uğradığı zulümle doğanın uğradığı zulüm arasındaki bağlantıların anlaşılması gereklidir.
Feminist teori ve pratik, ekolojik bir perspektif taşımak zorundadır.
Ekolojik sorunlara getirilen çözümler feminist bir bakış açısına sahip olmalıdır.
Israrla yaşamı savunmak, kötülüklerle bir baş etme biçimi olabilir. Çünkü unutmamak gerekir ki yaşam da iyilikler de bulaşıcı. Dünya bizim evimiz, insanın bir ağaçtan, bir kediden, kurttan kuştan daha ayrıcalıklı bir tarafı yok. Dünya insanın etrafında dönmüyor, dünya insanın da içinde olduğu bir yaşamın etrafında dönüyor.

Zeytin Ağaçlarına Olan Düşmanlık
Meyvesi değerli, ömrü uzun, simgesi barış olan ve zor yandığı için toprağı ve yeşili koruyan bir ağaç ile insanın nasıl bir sorunu olabilir? Bu kadar değerli, bu kadar önemli bir ağaç neden bir düşman gibi sürekli kesilmek istenir?