Aleviler hakikatine yabancılaştırılıyor

Geçmişi olmayanın geleceği de olmaz  denmiştir. Bir toplumu yok etmeyi hedef edinmiş muktedirler, egemenler ; önce o toplumu geçmişinden, gerçeğinden koparmayı hedef edinirler. Bunu sağlamanın yolu ise insanın toplumsal hafızasını silmektir.  Toplumsal hafızası silinen topluluklar, zaman içinde oradan oraya savrulur, kendi gerçeğinden kopar ve egemenlerin elinde adeta bir oyuncak haline gelir.

Türlü yalan ve riyakarca girişimlerle, özünden koparılmış, asimile edilmiş bir birey önce kendine, sonrasında ise içinden çıkıp geldiği topluma yabancılaşır. Köklerinden, değerlerinden, geleneklerinden  kopmuş olanlar rüzgarın sert estiği zamanlarda toz olup gider ve evrende kaybolurlar. Tarih bu tür yitip giden toplumların mezarları ile doludur.

Alevi toplumu tüm asimilasyon, yoldan çıkarma, inancından koparma girişimlerine ve sürekli katledilme tehditlerine rağmen hakikatini, yolunu özüne uygun olarak yaşatmak için direniyor. Ancak itiraf etmeliyiz ki, yaşadığımız toprakların egemenleri bin yıldır uygulaya geldikleri asimilasyon, inkar ve imha politikaları ile bir hayli yol almış görünüyorlar.

Defalarca dış müdahalelere uğramış, yoldan saptırılmaya çalışılmış Alevilik ; en çok da son 40 yılda büyük bir saldırı altındadır. Bugün adına Z kuşağı denen kuşak okullarda zorunlu islam din dersi okumuş, İslam’ize edilmiştir.

Bunun görülmesi  için çok uğraşmaya gerek yok. 12 Eylül faşist darbesi sonrası ilk uygulamalardan biri ilk okuldan lise sona kadar zorunlu islam din dersi verilmesi ve  ardından da ülkenin dört bir yanına imam hatip okullarının yayılmasıdır. Bu süreçte özellikle Alevi çocukları imam hatip okullarına yönlendirilmiş ve ailelerine, akrabalarına, köylülerine yabancılaştırılmıştır.

Özal’ın Gölbaşı toplantılarıyla da Alevi toplumuna yönelik derin devlet planları hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu süreçten sonra Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi Vakfı kısaltılmış hali ile CEM VAKFI kurdurulmuş ve Alevilerin « öz müslüman ve öz Türk » oldukları eksenli büyük bir yayın faaliyeti de başlatılmıştır. Alevilik üzerine bu 40 yılda yüzlerce kitap basılmış, bu kitapların ezici çoğunluğunun ana amacı Aleviliği İslam ve Türk’lük içerisine hapsetmek, Anadolu Aleviliğinin Türk Aleviliği olduğunu empoze etmeye çalışmaktır. AKP iktidarı Reha Çamuroğlu’nu milletvekili yaparak bu şahıs vasıtasıyla « Alevi Çalıştay »ları düzenletmiştir. Çalıştayların tek amacı Aleviliği bir yol, bir inanç, bir din olmaktan çıkarıp, İslam içinde bir tarikat düzeyine düşürmekti.

 « Günümüzde Alevilerle, Alevilik arasında sorunlar yaşandığı gibi Alevilikle cem evleri arasında bazı sorunlar yaşanmaktadır. Cem evlerinde ve Alevi inancında yaşanan sorunlar Alevilerin kendilerinden kaynaklı sorunlardır. Hemen hemen tüm cemevlerinde farkına varılmayan, görünmezden gelinen, kaynağına inme cesareti gösterilmeyen,taksitle zamana yayılan bir kültürel soykırımla karşı karşıyayız. Tekçi modernist zihniyet, ideolojik ve zor aygıtları ile Alevîlerin zihin dünyasında Kafa karışıklığına yol açmış ve başarılı da olunmuştur. Bu Kafa karışıklığına en fazla da Alevî kurumları üzerinden gidilerek başarı sağlanmıştır. » (Pir Zeynel Kete, Alevi Hakikati ve parmakların duygusuzluğu makalesi)

Ülkenin dört bir yanında Cemevleri açılmış ancak cemevlerinin ibadet yeri olma istemi sürekli ötelenmiştir. Aleviler bir türlü ayrı bir inanç olmaktan doğan temel haklarına kavuşmaktan alıkonulmuştur. Avrupa ve Ülkede açılan Alevi Kültür Merkezleri, Cemevleri ve benzeri örgütlenmeler ise adeta kuşatılarak, buralara Gri Dedeler yerleştirilerek Alevi inanç ritüellerine büyük müdahaleler yapılmıştır.

Bir süredir Alevi ritüellerini yazmaya çalıştık. Bunları uygulayacak insanlar yetiştirilmesini önerdik. Örneğin ilk iş olarak Alevilerin Mezarları üzerindeki yazıların inancımıza uygun yazılar olması sağlanmalı,, mezarların yönü inancımıza uygun olarak baş güneşe, gelecek şekilde dizayn edilmelidir.  Cenaze erkanlarımız Alevice olmalı, Rea Heq yoluna ikrar veren canlarımızın İslami kurallara göre toprağa sırlanması son bulmalıdır.

Değerli canlar artık, yolumuza ikrar veren canlarımızı Allah u  Ekberle, El Fatiha ile uğurlama gafletinden uyanın,  Hak ve hakikat meydanında ikrar veren canlarımızı toprağa sırlarken ne imam ile, ne Hoca, ne Müftü, nede Molla vasıtasıyla  hakka uğurlamayın. Sağlığında cami yüzü görmemiş, namaz kılmamış canlarımıza hakka yürüdüklerinde Müslüman adetlerine göre toprağa vererek ruhlarına eziyet etmeyin.

Cemlerimizin inancımıza ve ikrarımıza uygun yürütülmesi gereklidir. Alevi Cem’inin özelliği ; toplu ibadet etmek, toplumsal sorunlarımızı Pir ve toplumun şahitliğinde gidermek, barışı ve kardeşliğimizi daim kılmaktır. Cem seyir için değil Hak ve Hakikat için yapılan bir etkinliktir. Aleviler tüm sorunlarını bu toplantılarda dile getirir ve çözüm üretir. Bu toplantıların kararlarına her can uymakla yükümlüdür.

Cemlerimizde gördüğünüz gibi Alevilerde ibadet etmek bireysel değil toplumsaldır. Aleviler tek can, tek nefes anlayışına uygun olarak baş açık yalın ayak ve erkek kadın karışık olarak cemlere katılır ve toplu ibadetini yürütür.

Bugün adeta minaresiz camilere çevrilmiş birçok cemevinde ilk önce haremlik-selamlık oluşturulmuş. Kadınlarımızın başları örtülmüş ve insanlar yerlerde süründürülmektedir. Cemlerimizde Kuran okunmaktadır. Bu uygulamaların hiç biri inancımızda yoktur.

Bize Aleviliğin özüne uygun olmayan Cemleri dayatan sahte dede-pirler huzurunda  cem bağlanmasına itiraz edilmeli, cemlerimizi ana-ata kültürümüze, inancımıza uygun yürüten Pirlerimiz sahiplenilmeli.  Meydan  devlet güdümüne girmiş, bizi yolumuzdan, inancımızdan koparmak için görev yapan gri dedelere bırakılmamalı, bu sahtekar takımı  teşhir edilerek, Alevi meclislerinden dışlanmalıdır.

Artık sadece söyleyerek, yazarak kadim Aleviliği korumak olanaklı değildir. Elbette gerçekleri yazmak önemlidir ama bu tek başına yeterli değildir. Artık söylemimizi eyleme dökerek, toplumumuzun bulunduğu her alana kavuşarak, ibadetlerimizi inancımıza uygun yapmalı, Cemlerimizi, cenaze erkanlarımızı, mezarlarımızın taşlarını Aleviliğin özüne uygun olarak yeniden dizayn etmeliyiz.

Bu söylediklerimizi hayata geçirebilirsek, bizi tümden yok etmeyi amaçlayan asmilasyon ve imha politikalarını boşa çıkarabiliriz. 40 yıldır gerek yazarak, gerekse de toplumumuzun içine sızarak içerden asimilasyon yürüten devlet destekli sözde Alevi kurumlarının ve aydınlarının  teşhir ve tecrit edilmesi sağlanmadan, toplumumuzu hakikatine kavuşturmak olanaklı değildir. Artık yolumuzu  saldırılardan korumak, inanç ritüellerimizi özüne uygun olarak yürütmek için yeni kuşaklara ulaşmalı ve Alevi hakikati bu kuşağa kavratılmalıdır.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın diğer makaleleri