Munzur’a Boğulan Çığlık!

“Kızım günlerdir kayıp, gece gündüz ağlıyorum. Elinizi vicdanınıza koyun. Allah için kızımı bulun. Kimin elinden ne geliyorsa yapın.” Bu sözler feryat eden Gülistan Doku’nun Annesine ait.
Kamuoyuna yansıdığı ve uzun zamandan beride artık bilinen bir kızın kayıp vakası Dersim’de 5 Ocak tarihinde gerçekleşti. Gülistan Doku, aniden kaybedildi mi? aniden ortadan kaldırıldı mı? çağrılarına, devlet yetkililerinden olumlu bir cevap veren yok. Bilinen şu ki; bir polisin üvey oğlu bu olayda birinci derecede şüpheli olmasıdır.
Bu bilinmesine rağmen, savcılık başından beri etkin bir soruşturma yürütmedi. Burada Gülistan Doku Canımız şahsında bir parantez açmak gerekirse, bu coğrafya da söz konusu Kadın cinayetleri sadece Gülistan Doku ile sınırlı olmadığını vurgulamak isterim. Gülistanın kaybolduğu günden bu yana hesaplanırsa; günde bir kadın katlediliyor. Özellikle son yıllarda da, “intihar vakası” olarak kamuoyuna yansıtılıyor. İntihar eden kadınların dahi sorumlusu erkeklerdir, erk sistemdir.
Bunun başka tarifi yoktur. Türkiye’de kayıp olan ya da şüpheli olarak hayatını kaybeden birçok kadının olayında olduğu gibi intihar etti deniliyor. Oysa biz biliyoruz ki birçok kadın erkekler tarafından katlediliyor. Gülistan Doku kaybolduğu 5 Ocak tarihinde bu yana, “suya atladı.” “İntihar etti” gibi var sayımlar üzerinden uzunca zaman baraj gölünde aramalar yapıldı. Oysa bilinen bir gerçek vardı. Gülistan o barajda değildi ve intiharda etmedi.
Bu topraklarda analar çokça ağıt yaktı. Kimisi Munzur’a kimisi dağa, taşa gözyaşı döktü. Yine yüreğimizi ve vicdanımızı sızlatan bir ananın susmayan ve düşmeyen tesellisi ile bu diyarda bitmeyen ağıtı ve kızını bulma mücadelesi. Suyun başına gidip, “Gülistan li kü ye?” Gülistan nerede? Diyen yaralı Ananın çığlığı önce Munzur’un serin akıntısını düşüyor, barajın derin karanlığın da kayboluyor. Çığlıkların gömüldüğü baraj sonrası acı keder, derin safi hüznüne dönüşüyor. Tamda burada vicdanların kör sağırlaştığını da görüyoruz.
Adalet ve kadın kelimesinin yayana olmadığını tekrardan tanıklık ediyoruz. Daha kaç kadın erkeklerin insafına bırakılacak? Kaç kadın çocukları gözü önünde ölmek istemiyorum diye bağıracak? Ve kaç çocuk annesiz büyüyecek? Doku ailesi, 5 Ocak tarihinden bu yana kızını bulmak için sesini yükselttikçe güvenlik güçlerin hışmına uğruyor ve apar topar gözaltına alınıyor. Daha geçen gün ekranların karşısında sürüklendiler, yaka paça karakol ve adliyelerde kendilerini buluyorlar. Eğer adalet varsa, vicdanlı, merhametli birkaç yetkili varsa; şüpheli şahısın kendi hukuk karşısında hesap vermesi ve hesap sorulması gerekir.
Gülistan nerede olduğunu bilen tek kişi olarak da sıra kadem bastı olayın ertesi günü. Dersim dört tarafı kamera ve kalekollarla çevrili bir kent. Yürüdüğümüz her sokak başında bir kamera, soluduğumuz nefes dahi bilinmekte. “Hatta dağda ki çobanımızın koluna taktığı saatin markasını dahi bilirim” diye içişleri Bakanına sormak lazım. Gülistan Nerede? 21 yaşında genç bir kadın kanlı ve canlı bir insan nasıl olur izsiz yolsuz kaybolur? İzine rastlanmaz. Bir kuş değil ki kanatlanıp başka bir diyara uçsun…
Gelinen aşamada Gülistan Doku için ses olmak, doku ailesine ses olmak vicdanlı olan her kes için bir mecburiyettir. Başkaların acıları üzerinden kurulan, lanetlenmiş hikâyelerine ses vermek ve başka kadınların aynı akıbeti yaşamaması için bir kez daha GÜLİSTAN DOKU NEREDE? Diye sormaktan vaz geçmemeliyiz. Bu çığlığa ses olmalıyız. Gülistan ailesi biz Dersimlilerin, meymanıdır.
O ailenin acısı bizimde acımızdır.

18/06/2022