Tırtılın Hayali…

Dünyada hayal kurabilen iki canlı vardır
Bunlardan biri insan, diğeri tırtıldır.
Tırtılın hayali kelebek olmaktı.
Kuantum Fiziği “hayalini kurup düşünebildiğiniz bütün ihtimaller,
bir potansiyel olarak bulunur.” der.
Bunun için sonsuz olasılıkların olduğunu söyler.
Bir şeyi hayal edebiliyorsan onu gerçekleştirme potansiyelin vardır.
Hayatın her alanında bilimde, teknolojide, sanatta, edebiyatta şu an var olan her şey bir
zamanlar birinin hayaliydi ve o hayale olan inancı onu gerçekleştirmesine yardım etti.
“Hayal kuran bütün tırtıllar kelebek oluyor mu?” diyebilirsiniz.
Tırtılları %70’inin yapısında hayalci genler bulunur ve sadece hayalci genleri olan tırtıllar
kelebeğe dönüşebilir
Bu hayal hücresini bir hayale çevirmek, bu hayali daha sonra hayata geçirmek ise yoğun bir
çaba ve emek ürünüdür.
Tek bir ‘Hayalci Hücre’nin nasıl muhteşem güzellikte bir sonuç verebileceğini ise işte en
güzel tırtılın yolculuğu anlatır.
Tırtılın hayali neydi? , kelebeğin hayatıydı
Kısa ömrünü tamamlayıp yaşamının sonuna doğru yaklaşan tırtıl büyük bir iştahla etrafında
gördüğü her şeyi yemeye başlar.
Hayatın tadına bu son bakışları o kadar fazlalaşır ki, artık çok da minik değildir ve bir süre
sonra hareket edememeye başlar.
Bedeni hareket etmesini engelleyecek kadar büyümüştür.
Hareket dahi edemeyen tırtıl, yaşamının sonuna geldiğini düşünerek bir dalda baş aşağı
olacak şekilde gövdesini bırakır.
Bu sırada kafasından başlayarak etrafında kozasını oluşturur.
Kozasının içinde ölüme hazırlanan tırtılın vücudunda inanılmaz bir mucize gelişmeye başlar.
Biyologların “Hayalci Hücre (Imaginary cell)” dediği bazı hücreler, ölüme direnerek dönüşüm
geçirmeye başlarlar.
Bu direnen dönüşüm geçiren hücreler, tırtılın hücrelerinden tamamen farklıdır.
Frekansları farklıdır ve farklı bilgi taşırlar.
Bu hücreleri düşman hücreleri olarak algılayan tırtılın bağışıklık sistemi bu hücrelere saldırır.
Bağışıklık sisteminin bu saldırısına karşı var güçleriyle direnen ‘Hayalci Hücreler’ bir yandan
da çoğalırlar.
Sayıları artan ‘Hayalci Hücreler’ birbirleriyle etkileşime girmeye başlarlar.
Bir zamanlar ayrı ayrı hayal
kuran bu hücreler, bir araya gelirler.
Artık bu hücrelerle baş edemeyeceğini anlayan bağışıklık sistemi pes eder.
‘Hayalci Hücreler’, hayallerine olan inançları ve pes etmeden dönüşmeye devam etmeleri
sayesinde tırtılı kelebeğe dönüştürecek 15 günlük sürece
başlarlar.
Ölmek üzere olan tırtıl bu 15 günün sonunda muhteşem bir kelebeğe dönüşmüş olarak
kozadan çıkar.
Peki, her tırtıl bu yolculuğu yaşar mı?
demiştik.
Tırtılların sadece çok az bir kısmı kelebeğe dönüşebiliyor.
Hayalci Hücreler
bu dönüşümü gerçekleştirecek zorlu ve yorucu yolu her şeye rağmen inançla yürüyen
hücrelerdir.
Hayalci hücrelerin ilk hayali kurmasıyla başlayan, hayalin eyleme, gerçekliğe dönüşmesine
kadar geçen süre, hayalin devamlılığı kadar sebat ve enerji de ister.
Pek çok hayalci hücre bu kadar devamlılık gerektiren sebat ve enerji oluşturmadığı için daha
en başlarda bağışıklık sistemine yenilir pes eder.
Bizlerde öyle değil miyiz?
Bakın etrafınıza hayallerine inanan hayalini eyleme, gerçekliğe dönüştürene kadar geçen
sürede inancını koruyan
Hayallerinin peşinden inançla gidenlerin hayallerine ulaşması gibi.
Hayli olan insan değişir, gelişir. Kelebek misali evrilir.
İnsan bu hayatta sadece kendini değiştirebilir.
Kendini değiştiren tüm hayatını değiştirir ve hayatın şifresini de çözmüş olur.
Bizler her birimiz 50 trilyon hücreden oluşuyoruz.
Her bir hücremiz 1.4 Volt enerji üretiyor.
70 trilyon Volt enerji potansiyelimiz var.
Her birimiz birer enerji bombasıyız .
Hayallerimize ulaşabilmek için, daha sağlıklı olabilmek için bu enerjiyi nasıl
kullanabileceğinizi biliyor musunuz?
“İnanç, henüz görmediğine inanmaktır ve inancın ödülü inandığını görmektir.” demiş
Aziz Augustine
Tırtılın “Hayalci Hücreleri” gibi inançla, azim ve coşku ile hayalinizi zihninizde
yaşatabiliyorsanız
hayallerinize olan inancınız kadar hızla sizi hedefinize götürebilecek sonsuz olasılıkları
oluşturursunuz.
Pierre Franckh , “Rezonans Kanunu” kitabında “Beynimiz, düşüncelerimizden etkilenerek,
onlar doğrultusunda yeni sinir hücreleri ve ağ bağlantılarını tamamen yeniler.
Ruhumuzu eğiterek geleceğimize istediğimiz şekilde yön verebiliriz.”
diyor .
Bunu Kuantum Fizikçileri ‘Çift Yarık Deneyi’ ile kanıtlıyor.
Ve diyorlar ki gözlemci gözlenileni kesinlikle etkiler.
Buna da gözlemci etkisi deniyor.
Senelerdir bizlere okullarda öğretilen “Sen hiçbir şeyi değiştiremezsin.” diyen ve bize
yasaları, formülleri öğretilen ‘Newton Fiziği’ne karşı
Kuantum Fiziği bize ‘Çift Yarık Deneyi’yle asıl gücün bizde olduğunu gösterdi.
Bu deneyle gözlemlenen her şeyin gözlemci tarafından etkilendiğini kanıtladılar. Ve buna da
‘Gözlemci Ekisi’ dediler.
Biz sadece gözlemleyerek bile bir şeyleri değiştirebiliyorsak,
belli bir düşünce doğrultusunda enerjimizi inançla belli bir süre yeni şeylere
odaklayabildiğimizde sonsuz olasılıklarla değişimi gerçekleştirebiliriz.
Beynimizin kullanılmayan kısımlarını geliştirebiliriz ve böylece geleceğimiz de tamamen farklı
gelişebilir.
Enerjimizi , niyetimiz ve inançlarımız dogrultusunda kullanarak tırtıl misali beynimizde yeni
sinir hücrelerini faaliyete geçirip hem fiziksel olarak bedenimizi hem de yaydığımız bu yeni
enerji ile tüm yaşamımızı değiştirebiliriz.
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmi “Sen düşünceden ibaretsin,
Geriye kalan et ve kemiksin.
Gül düşünür, gülistan olursun,
Diken düşünür dikenlik” diyerek aslında ne kadar da güzel anlatmış düşüncenin gücünü.
İbn-i Sina ” İnsanda bir hayal gücü vardır.
Hastalıkları oluşturabildiği gibi var olan hastalıkları da iyileştirebilir.”
diyerek bize yaşamınızın anahtarının
içimizdeki inanç olduğunu ve bununla neler yapabileceğimizi söylemiş.
Bizler kendi yaşamlarımızın gözlemcileri olduğumuzun farkına vardığımızda içimizdeki o
inanç anahtarını elimize alarak tırtılın kelebeğe dönüşü misali hayatlarımızı değiştirebilir.
Rahatsızlıklarımızı şifalandıra  biliriz.
Peki bunun bir formülü var mi? diyebilirsiniz.
VAR…😊
17/68 kuralı yaratım süreci de dediğimiz bir formülü var .
“17 saniye istediğiniz şeyi gerçekten hissederek aklından geçiriyorsunuz ama en ince
ayrıntısına kadar detaylı hissederek .
Örneğin bu bir araba olsun
kaç model, rengi ne ,lastikleri nasıl, içine binin kokusunu hissedin. koltukları nasil, kendinizi o
arabanın içinde hissedin, nerelere gidiyorsunuz. Konsolunu direksiyonunu hissedin görün
hayalinizde ve çalıştırın arabanızı sesini duyun zihninizde. Hissedin .O araba sizin ve
içindesiniz bunu en az 17 saniye hayal edin
gerçekten olabileceğine inanarak, kendinizi buna layık görerek ve tüm duygularınızla
hissederek yapın bunu!
17 saniye boyunca bir şeye odaklandığınızda, odaklandığınız şeyle uyumlu bir titreşim
içinizden harekete geçer ve bu enerji evrene yayılır.
Eğer 68 saniye bu hayalinizde odaklı kalabilirseniz; odaklandığınız şeyin titreşimi ile olan
uyumunuz, o șeyi hayata geçirmek için gereken etkiyi başlatır.”
Artık hayaliniz ile ayni frekansa uyumlandınız ,tebrik ederim😊
Hayalinizi kurun ve hiç şüphesiz ona olmuş gibi inanın. Bırakın ‘Hayalci Hücreleriniz’ çalışsın. İnancınızın gücü kadar hızla hayatınızın değişimini görün ve yaşayın.

Tüm Dünyanın Sevgi enerjisi ile şifalanması ve bütünün hayrına olan tüm hayallerin gerçekleşmesi dileğiyle sevgiyle kalın.

21/04/2022 /Alevinet