Yavuz, Erdoğan olarak temsilini bulmuştur!

Herkes öykündüğüne, sevdiğine, örnek aldığına atıfta bulunur. Bizde cumhurbaşkanımız Yavuz dönemine atıfta bulunuyor. Kendisine Yavuz misyonu yüklüyor. Üçüncü köprünün ismi Yavuz Sultan Selim oluyor. Cumhurbaşkanı, başbakanlığı döneminde Çorum’a gittiğinde Ebu Suud efendiye övgüler dizerek onun takipçisi bir millet olduklarını söylüyor. Şimdi de Yavuz Sultan Selim köprüsünün açılışı 23 Ağustos’a denk getirilmek suretiyle kare tamamlanıyor. Yavuz’un Alevi katliamını başlattığı güne denk getiriyor. Çaldıranın yıl dönümüne denk getiriliyor. Mesajını net veriyor. Eski Osmanlının hangi mirasına sahip çıktığını, yeni Osmanlıcı olarak belirtiyor.

Onun için Alevi yerleşim yerlerinde gündeme gelen Suriyeli selefistlerin yerleştirilmesi meselesi mahallî değil, binlerce yıldır bu topraklarda hâkim olan bir zihniyetin yansımasıdır. Kendisine karşı gördüğü bir topluluğu ortadan kaldırmaya yönelik bir harekettir.

Maraş’ta Alevi nüfus bugün toplam nüfusun yüzde onuna tekabül bile etmemektedir. Buradaki Kürt Alevi nüfusu göçe tabi tutulmuştur. Sosyal ve siyasal olarak bölgeye etki yapacak bir güce sahip değildir. Buna rağmen hedef seçilmesi devletin ideolojik şekillenmesi ve tarihi düşmanlıklarıyla bağlantılıdır. Egemenlerin zihniyetiyle ilintilidir.

Bu bölgedeki Alevilerin varlığı tarihi bir mirasın temsilidir. Yavuza karşı direnişin kendisidir. Bunun içindir ki, Yavuz’a öykünen Erdoğan’ın da hedefindedir. Kendince Alevilerle bir hesaplaşmadır. Tarihi miras meselesidir.

Elbistan -bu bölge artık günümüzde Maraş olarak adlandırılmaktadır- Alevilerin vazgeçemeyeceği tarihi sosyal ve kültürel merkezidir. Deyişin, nefesin, muhabbetin beslendiği ana damardır. Binlerce yıllık mirasın atadan çocuklara aktarılması suretiyle günümüze taşıyan, bunun uğrunda binlerce yıldır katliamlara maruz kalan bir toplumsallıktır. Kürt’tür, Alevidir ve teslim alınamamış bir dağdır, Nurhak’tır, Engizek’tir. Dağların filozoflarıdır. Katliamlara maruz kalması, göç ettirilmesi ve sessizliği bu tarihi gerçekliği ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü halen o topraklar üstünde bu gelenekten gelenlerin çocukları, torunları yaşamaktadır. Felsefeleri tüm Alevilere sirayet etmiştir. Cura çalmaktadır…

Onun içindir ki iktidarlar özellikle Yavuz Sultan’dan beri bölgeyi hedef haline getirmiştir. Büyük katliamlar yapmıştır. Bitirememiştir. Alevilerin, Kürtlerin kökünü bu bölgede getirememiştir. Cumhuriyet bu mirası devr alırken, üst üste katliamlar yapmıştır. Elbistan 1967, Pazarcık 1969- 1976 saldırıları bunun bir parçası olarak geliştirilmiş, 1978’de en ağır darbe vurulmuştur. Şimdi de son kalıntıları da ortadan kaldırmayı hedeflemektedir. Bilmektedir ki, bir kişi dahi kalsa bu tarihi geleneğin temsilcileri olarak, kendilerine katil yüzünü hatırlatacaktır.

Onun için Türk İslamcı ideolojik yapılanma, karşısında direnen tarihi ortadan kaldırmayı arzulamaktadır. Büyüğün, küçüğüne, etkilisine, etkisizine bakmaktadır.

Dönemsel olarak değişen saldırgan zihniyet, dünkü Yavuz, bugünkü Cumhurbaşkanı şahsında temsilini bulmuştur. Erdoğan tercihini net yapmıştır. Bu tercih Kürt ve Alevi düşmanıdır.

Bu anlamda kendi gerçekliğimize sahip çıkarak yol alacağız. Maraş, kimliği inancı ve sosyal politik tercihlerinde var olmaya devam edecektir. Bin yıllık geçmiş geleceğin direnişinin temsilidir, güvencesidir. Bu topraklarda binlerce yıldır tüm katliamlara rağmen var olmaya devam ettiysek, bundan sonrada var olacağız. Bu varlık meselesi artık sadece bölgeyle ilgili değildir. Tüm Alevilerin, Kürtlerin meselesidir. Direnmesidir.

Büyük Tacım’ın evinin yıkıntılarının da içinde bulunduğu Kızıl Kandil ve gasp edilen diğer topraklara kadar her alan bizi direnişe çağırmaktadır. Direnenlere, Allah eyvallah…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın diğer makaleleri