İsveç’te korona 254 yıllık açıklık ilkesini enfekte etti

    0
    288

    İsveç’te 1766 yılında kabul edilen Basın Yayın Özgürlüğü Yasası (TF) başta yazılı basın olmak üzere ifade özgürlüğünü güvence altına alan dünyadaki ilk yasa olarak biliniyor. İsveç’in anayasalarından biri olarak kabul edilen TF’nin en büyük özelliği sansürü kaldırmasının yanı sıra şeffaflığı güvence altına alması.
    Açıklık ilkesi hükümet ve diğer kurumların çalışma ve etkinliklerini kamuoyu ve basının önünde açıkça yürütmelerini ve sorulacak sorulara cevap vermelerini içeriyor. Ama koronavirüsün yaygınlaşmaya başladığı Mart ayından bu yana halkın haber alma özgürlüğünü güvence alan açıklık ilkesi enfekte olmuş durumda.
    Aralarında Göteborg ve Norrköping gibi büyük illerin olduğu belediyeler, yaşlılar evinde koronavirüsün nasıl yaygınlaştığı ve 2 binden fazla yaşlının neden yaşamını yitirdiği sorularını yanıtlamaktan kaçınıyor.
    Korananın yaygınlaşmasından sonra para yardımı verilecek şirketleri belirleyen ve para yardımı yapan Büyüme Kurumu, bugüne kadar dağıttığı 27 milyar kronluk yardımı hangi şirketlere verdiği sorusuna yanıt vermiyor.
    Belediyeler ve Büyüme Kurumu, İsveç Devlet Televizyonu ve İsveç Devlet Radyosu ile medyanın konuyla ilgili sorularını yanıtsız bıraktı. İsveç’in en yüksek tirajlı gazetelerinden Dagens Nyheter’e açıklama yapan uzmanlar, kurumların korona salgınından sonra açıklık ilkesinin gereklerini yerine getirmedikleri yönünde görüş bildirdi.

    KURUMLAR BİLGİLERİ KAMUOYUYLA PAYLAŞMAK İSTEMİYOR

    Uppsala Üniversitesi İdare Hukuku Profesörü Olle Lundin, kurumların açlıklık prensibinin gereğini yapmadıklarını belirtti.  Pek çok kurumunun bilgileri kamuoyuyla paylaşmak istemediğini söyledi.
    Son on yıllarda açıklık ilkesine olan saygının giderek azaldığını söyleyen Lundin, “Kurumlar için bir elektronik postayı silmek sorun olarak görülmüyor ama yapılan tamamıyla suçtur. Bizim en büyük anayasamızdır söz konusu olan, küçük şeyler değil” dedi.
    İsveç’in 800 bini aşkın tirajıyla en fazla satan gazetesi Aftonbladet, koronaya karşı mücadeleden sorumlu bürokrat Anders Tegnell’den tüm belge ve yazışmaları istedi. Ancak Tegnell, iç tartışma olduğunu öne sürerek bazı belgeleri sildiğini ve gönderemeyeceğini söyledi.

    ŞİRKETLERE NE KADAR YARDIM EDİLDİĞİ AÇIKLANMIYOR

    Gazeteci ve İfade Özgürlüğü Uzmanı Nils Funcke, Olle Lundin’in görüşlerine katıldığını ve son yıllarda açıklık ilkesinin ihlal edildiğini belirtti. İsveç kurumlarının temel haklardan birini ihlal etmelerinin kendisini üzdüğünü söyleyen Funcke, Büyüme Kurumu’nun hangi şirketlere ve ne kadar yardım ettiğinin kontrol edilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
    Yaz başlangıcında İsveç’in orta kesimlerimdeki Sörmland bölgesinde yerel gazeteler 8 belediyeye başvurarak yaşlılar evinde korona nedeniyle yaşamını yitirenlerinin sayısını istemiş ancak bu talep ölenlerin kişilik haklarının gizliliği bahanesiyle reddedilmişti. Gazeteler, belediyelerin açıklık ilkesini ihlal ettiğini belirterek, Hükümet Müfettişine başvurmuştu. Hükümet Müfettişi, 8 belediye hakkında şeffaflık ilkesini ihlal ettikleri şüphesiyle soruşturma başlatmıştı.

    ‘HALKTAN GİZLENİYOR’

    Gazete Yayıncıları’nın eski Başkanı Jeanette Gustafsdotter, Hükümet Müfettişinin konuyu ele almasının oldukça istisna olduğunu söyledi. Korona pandemisi sırasında bazı bilgilerin kamuoyundan gizli tutma eğiliminin arttını gözlemlediğini belirten Gustafsdotter, bunun memurların bilgisizliği ve bilinçli olarak bireylerin kişilik haklarının gizliliğini yanlış yorumlamalarından kaynaklandığı değerlendirmesini yaptı.
    Gustafsdotter, vatandaşların kurumları denetlemelerinde ortaya çıkacak zaafların demokrasinin zayıflamasına yol açacağı uyarısında bulundu.

    SALGINLARIN İLACI: ŞEFFAFLIK

    Dagens Nyheter gazetesi Yazarı Ewa Stenberg, İsveçli yöneticilerin koronanın yaygınlaşmasını gizlemeye çalıştıklarını gösteren pek çok örnek olduğunu yazdı. Bunun İsveç için yıkıcı olduğunu belirten Stenberg, “Açıkçası pandemilere karşı üzerinde çok az konuşulan bir ilaç var. Şeffaflık. Kurumlar insanların hastalığın yaygınlaşmasını sınırlamalarını isterlerse vatandaşlarının kurumların gerçekleri söylediklerine güvenmeleri gerekir. Güven bir demokrasi için  pahalı bir olanaktır” dedi.
    Stenberg, İsveç’in dünyanın en eski Basın Yayın Özgürlüğü Yasası’na (TF) sahip olduğuna dikkat çektikten sonra, “Birçok yerde en kötü krizde hangi yaşlılar evinin en fazla zarar gördüğünü öğrenemediler. Bazı belediyeler ölen yaşlıların sayılarına bile gizlilik koydu” ifadeleriyle şeffaflık ilkesinin ihlal edilmesine tepki gösterdi.

     

    CEVAP VER

    Please enter your comment!
    Please enter your name here